Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirmiştir.He has brought you clear signs from your Lord.
Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir.He has brought you clear signs from your Lord.
Hatta "Sabit fikirliyiz," dediler. Halbuki, inkarlarından dolayı ALLAH onları lanetlemişti!They say: 'Our hearts are covered' But Allah has cursed them for their disbelief.
Dağları durgun sanırsın, halbuki bulutlar hareket ettiği gibi hareket etmektedir.And you will see the mountains which you think to be firm pass by like clouds.
Halbuki size Rabbinizden apaçık deliller getirmiş bulunuyor.He has brought you clear signs from your Lord.
Halbuki onlara ancak tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur.And they were not commanded except to worship one God; there is no deity except Him.
Halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu Allah’tan başkası bilemez.And no one knows its [true] interpretation except Allah.
Halbuki o, düşmanların en yamanı, en inatçısıdır.But, in fact, they are the most quarrelsome opponents.
Halbuki Süleyman küfre sapmamıştı.Solomon did not hide the truth but the devils did.
Halbuki önlerinden pek çok örnek gelip geçti.Such punishments were already brought upon the people who lived before them.
Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı.Solomon did not hide the truth but the devils did.
Halbuki o, hasımların en yamanıdır.But, in fact, they are the most quarrelsome opponents.
Halbuki okudukları Kitap'tan değildir.In fact, what they have read is not from the true Bible.
Halbuki size Kitab'ı açık olarak indiren O'dur.It is He Who has revealed this Book (Quran) to you with all its intricate details."
Halbuki onlardan önce ibret alınacak nice azap örnekleri gelip geçmiştir.Such punishments were already brought upon the people who lived before them.
Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi!All these were known to God.
Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır.This (the Quran) is in illustrious Arabic.
Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz."To him you will all return.
Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Halbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdır.But, in fact, they are the most quarrelsome opponents.
Halbuki o, kitaptan değildir.In fact, what they have read is not from the true Bible.
Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir.Your property and children cannot bring you closer to Us.
Halbuki gerçekte o, düşmanların en yamanıdır.But, in fact, they are the most quarrelsome opponents.
Halbuki o, Allah tarafından değildir.They say, "What we read is from God."
Halbuki gecede ve gündüzde barınan her şey O’nundur.That day will certainly come.
Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.However, they have deceived no one but themselves, a fact of which they are not aware.
Onlar planlarını yaptılar, halbuki planları ALLAH'ın kontrolündeydi.They devised evil plans which were so sinful that even the mountains could not endure them.
Onlardan öncekiler yalanladılar. Halbuki onlara verilenlerin onda birine ulaşmamışlardı.These people have not one tenth of power or wealth that we had given to those who lived before them.
Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır.And what reason have you that you should not spend in Allah's way?
Halbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar icadettiler.They have even dared, in their ignorance, to attribute sons and daughters to Him.
Halbuki onlar size düşmandır.And they are enemies to you!
Halbuki onlar sizin düşmanınızdır.And they are enemies to you!
Ticari işletmeler kar etmek ister, halbuki politikacının toplumun refahı için çalışması gereklidir."Businesses want to gain profits, while politics should work for the public welfare."
Halbuki Mısır'daki tanrılar genellikle lotus çiçeği ile ilişkilendirilirdi.However, the gods in Egypt were usually associated with the lotus.
Halbuki biz her üç montajda da aynı yüz ifadesini kullanmıştık. " [1]But we knew that in all three cases the face was exactly the same."[1]
Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur.And there is no god except one God.
Halbuki her şeyi O yarattı.Der (Amun) alles, was existiert, erschaffen hat.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.So stehn wir unter freiem Himmel und sagen das Wahre und Rechte laut.
Hâlbuki o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.Dadurch blieben ihr die Bergrechte erhalten.
Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı.Jedoch sei es Ungläubigen nicht möglich gewesen, an der Buche vorbeizugehen.
Halbuki bu kitapta, yazar yaratığın diriliş yönteminden bahsetmemiştir.Nicht in den Qumran-Funden enthalten ist das (Teil-)Buch der Bildreden.
Halbuki bencilin tekidir.Und sie genießt es.
Hâlbuki onun tevilini Allah’tan başka kimse bilmez.So weiß auch niemand, was in Gott ist, als allein der Geist Gottes.
Halbuki o gün bir gemi geçmiştir.So entstand das heutige Kahnawake (an den Stromschnellen).
Halbuki patikayı tutma görevini kendi istekleriyle almışlardı.Ungeachtet dessen pflegte er seinen Verpflichtungen gewissenhaft nachzukommen.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Das Rennen war inzwischen mit der roten Flagge abgebrochen worden.
Halbuki pencere döneminin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini vurgulamak gerekir.Die Fensterrenovierung bedeutet die Erneuerung des Erscheinungsbildes eines Fensters.
Halbuki her iş yerini bulacaktır." şeklindedir.Er ist derjenige, der hinter jedem Unfug steckt“.
Halbuki yetişkin erkeklerin tamamına yakını askere alınmıştı.Sie bewegten sich ausschließlich quadruped (auf allen vieren) fort.
Hâlbuki asıl sorun içmemeye şartlanma süresinin sona ermiş olmasıdır.Ungeklärt ist bisher die Frage nach der Beendigung des Durstgefühls beim Trinken.
Halbuki O’nun zamanının Türkiye’sinde artık erkekler Batıda giyilen kıyafetleri giyiyorlardı.Heutzutage tragen viele in der Stadt lebende Turkana westliche Kleidung.
Halbuki, biz seçtiğimiz herhangi bir şey hakkında düşünebiliriz.Glauben könne man darüber hinaus, was man wolle.
Hâlbuki ruh halindeki Muhammed ezelden beri vardı.Diese Form gab es bereits vor der Zeit Mohammeds.
Halbuki biz buna bir milyar diyoruz.Sie ist schätzungsweise 1 Mia.
Hâlbuki, benim yazdığım her sözcük zaten önemlidir" gibi değinmeleri vardır.«Jedes Bild, das ich gemalt habe, ist wahr».
Halbuki Avrupa sahnelerinde daha çok popüler olarak oynanmıştır.Zunehmend erlangte er in der europäischen Jazzszene Bekanntheit.
Halbuki "ol" sözü de Kur'ân'dadır.De même, dans le Coran, "Il dit Sois !, et elle est".
Halbuki pencere döneminin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğini vurgulamak gerekir.Modification de l'ouverture d'une fenêtre.
Hâlbuki yarış halen kırmızı bayraklarla durdurulmuş durumdaydı.Très rapidement, la course est arrêtée au drapeau rouge.