Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!Прилича на луна, но всъщност е снимка на Земята.
Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!זה נראה כמו ירח אבל למעשה, זאת תמונה של כדור הארץ
Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!إنها تبدو مثل قمر من أقمار زحل و لكن في الحقيقة ، هي صورة لكوكب الأرض.
Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!地球の写真です 土星の写真に収められた地球です
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.Chúng tôi, tự nhiên, sẽ là tiếng Anh, trong khi bạn bị ghẻ ký sinh sẽ là tiếng Pháp.
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.Mi bomo Angleži, vi garjavi zajedavci pa boste Francozi.
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.My, pøirozenì, budeme anglièani, zatímco vy, prašivý hmyze, budete francouzi.
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.Noi, fireşte, vom fi englezii, în timp ce voi, jalnicilor, veţi fi francezii.
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.Wij zullen natuurlijk het Engelsen zijn Aangezien u schurftige ongedierte de Fransen zullen zijn.
Biz, doğuştan, İngiliz olucağız, halbuki uyuz haşeratlar da Fransız olacaksınız.Εμείς, φυσιολογικά, θα ήμαστε οι "γγλοι, που σημαίνει ότι εσείς τα ψωριάρικα παράσιτα θα είστε οι Γάλλοι.
Bu yolla yazmaya harcadığım çaba neredeyse saçmalık, halbuki bu şekilde de yazabilirdim. -Je to skoro až hlúpe,koľko sily vynakladám, aby som to napísal takto, ale ja to môžem písať kľudne aj takto.
Bu yolla yazmaya harcadığım çaba neredeyse saçmalık, halbuki bu şekilde de yazabilirdim. -사실 이렇게까지 복잡하게 쓸 필요도 없었어요 이렇게 쓸 수도 있었죠
Bu yolla yazmaya harcadığım çaba neredeyse saçmalık, halbuki bu şekilde de yazabilirdim. -Quiero tener cuidado al decir puntos. Por ejemplo, pudiéramos poner R2 en una gráfica,
Bu yolla yazmaya harcadığım çaba neredeyse saçmalık, halbuki bu şekilde de yazabilirdim. -R3 é na mesma coisa.
Bu yolla yazmaya harcadığım çaba neredeyse saçmalık, halbuki bu şekilde de yazabilirdim. -هذا سخيف كل هذا المجهود لكتابة هذا بهذه الطريقة, لكن ايضاً كان ممكناً كتابتها بهذه الطريقة
Bu yolla yazmaya harcadığım çaba neredeyse saçmalık, halbuki bu şekilde de yazabilirdim. -このようなにも書けます。 R2 は、すべての実数の順序のある2タプルの
Dok Go Min ne zaman gelecek? Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.Hey wann kommt Dok Go Min Ah?Sie ist diejenige die zusammen Mittag essen wol...
Dok Go Min ne zaman gelecek? Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.Vzhľadom na to, že je to za polovičnú cenu.
Dok Go Min ne zaman gelecek? Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.Έι πότε θα έρθει η Μιν Α; Ήθελε να πάμε μαζί για μεσημεριανό.
Dok Go Min ne zaman gelecek? Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.?היי איפה דוק גו מין<BR>..היא זאת שרצתה ללכת לאכול צהרים יחד
Dok Go Min ne zaman gelecek? Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.متى ستأتي دو غو مين؟ هي من أرادت أن نتناول الغداء سوياً
Dok Go Min ne zaman gelecek? Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.私はここに居るわよ
Fotoğrafı oraya doğru büyütürsem göreceksiniz. Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!Ampliándolo pueden ver que parece una luna pero en realidad es la Tierra.
Fotoğrafı oraya doğru büyütürsem göreceksiniz. Ay'a benziyor, halbuki burası Dünya!Gdyby go powiększyć, wyglądałby jak księżyc, ale to jest zdjęcie Ziemi.
Fransızmış gibi gösterdiler, halbuki Oxnard California'da yapılıyordu.8オンス瓶を、フレンチやグルデンみたいに1ドル50セントではなく
Fransızmış gibi gösterdiler, halbuki Oxnard California'da yapılıyordu.De får den att se fransk ut, trots att den tillverkas i Oxnard i Kalifornien.
Fransızmış gibi gösterdiler, halbuki Oxnard California'da yapılıyordu.실제로는 캘리포니아 옥스나드에서 만들었지만요.
Fransızmış gibi gösterdiler, halbuki Oxnard California'da yapılıyordu.laten het Frans eruit zien, ook al komt het uit Oxnard in Californië.
Fransızmış gibi gösterdiler, halbuki Oxnard California'da yapılıyordu.ודאגו שהוא יראה צרפתי, למרות שהוא למעשה יוצר באוקסנארד, קליפורניה.
Fransızmış gibi gösterdiler, halbuki Oxnard California'da yapılıyordu.يصنعونها لتبدو فرنسية مع انها مصنوعة في أوكسنارد- كاليفورنيا
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Een traditionele leider wil altijd gelijk hebben. Een creatieve leider hoopt gelijk te hebben.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Egy hagyományos vezető olyasvalaki, aki mindig jó akar lenni, míg a kreatív vezető reméli, hogy igaza van.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Eine traditionelle Führungskraft will immer Recht haben, wobei kreative Führungskräfte es dagegen hoffen.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Il leader tradizionale vuol sempre avere ragione, il leader creativo spera di avere ragione.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.전통적인 지도자는 항상 옳게 행동하기를 바라지만 창의적인 지도자는 옳게 행동하게 되기를 희망합니다.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Một nhà lãnh đạo truyền thống luôn muốn đúng, trong khi một nhà lãnh đạo sáng tạo hy vọng sẽ đúng
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Tradycyjny przywódca chce mieć rację, kreatywny ma na to nadzieję.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Um líder tradicional quer ter sempre razão, ao passo que um líder criativo espera ter razão.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Un conducător tradiţional vrea întotdeauna să aibă dreptate pe caând un lider creativ speră să aibă dreptate.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Un dirigeant traditionnel veut toujours avoir raison, alors qu'un dirigeant créatif espère avoir raison.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Un dirigente tradicional siempre quiere tener razón, mientras que un líder creativo espera tener razón.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Классический лидер всегда хочет быть правым, а творческий надеется на то, что он прав.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Традиционният лидер винаги иска да е прав, докато творческият лидер се надява да е прав.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.Традиційний лідер завжди хоче бути правим, в той час, як творчий лідер надіється бути правим.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.מנהיג מסורתי תמיד רוצה להיות צודק, בעוד שמנהיג יצירתי מקווה להיות צודק.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.القائد التقليدي يحب دائما ان يكون على صواب، في حين أن القائد المبدع يأمل أن يكون على صواب.
Gelenekselci lider ise her zaman doğru olmayı ister, halbuki yaratıcı lider doğru olmayı umar.創造的なリーダーは 正しいならもうけものと思っています 今日の複雑で曖昧な世界で この考え方は大切であり
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 är bara delbart med ett naturligt tal, bara med 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 è divisibile solo per un numero naturale, solo per 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 est divisible par un seul entier naturel :
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 hanya dapat dibagi oleh 1 bilangan asli, yaitu 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 is enkel door één natuurlijk getal deelbaar, namelijk 1!
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 je dělitelná jenom jedním přirozeným číslem, jenom 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 jest podzielne tylko przez 1 liczbę, przez 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 kan kun divideres med 1 naturligt tal, nemlig 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.1 은 하나의 자연수이므로
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.Az 1 viszont csak EGY természetes számmal osztható, az 1-gyel.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.Το 1 διαιρείται μόνο από έναν φυσικό αριθμό, μόνο από το 1.
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.عددين طبيعين. 1 يقبل فقط على عدد طبيعي واحد و هو 1
Halbuki, 1 yalnızca yalnızca 1 ile bölünebilir.ですから,ちょっと直感に反するかもしれませんが,1 は素数ではありません.