haksızlık ile cümle
haksızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunu kim aşırı giderek haksızlıkla yaparsa, onu ateşe sokacağız.Whoever does that, out of hostility and wrongdoing, We will cast him into a Fire.
Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar.Many of the rabbis and priests consume people's wealth illicitly, and hinder from God’s path.
Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik.How many a town have We destroyed while it was doing wrong?
Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!So away with the wicked people.
Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.What an evil companion!
Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisine yetki/söz hakkı vermişizdir.If someone is killed unjustly, We have given his next of kin certain authority.
Sonra haksızlık ederek buzağıyı (tanrı) edindiniz.Then you took to worshiping the calf after him, and you turned wicked.
Fakat haksızlık ederek ve zarar vermek için onları nikah altında tutmayın.But do not retain them to hurt them and commit aggression.
Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.God desires no injustice for mankind.
Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin.But if you fear you will not be fair, then one, or what you already have.
Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. Siz de onlardan korkmayın, benden korkun.So that the people may not have any argument against you—except those who do wrong among them.
Allah âlemlere hiçbir haksızlık etmek istemez.God desires no injustice for mankind.
Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar?Or do they fear that God may do them injustice? Or His Messenger?
Kim sınırları aşarak ve haksızlık ederek bunu yaparsa Biz onu ateşe sokacağız.Whoever does that, out of hostility and wrongdoing, We will cast him into a Fire.
Birbirinizin malını haksızlık ve hile ile yemeyin; karşılıklı rıza ile yapılan ticaret olursa başka.Do not consume each other’s wealth illicitly, but trade by mutual consent.
ALLAH'ın ve elçisinin kendilerine haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar?Or do they fear that God may do them injustice? Or His Messenger?
Size kıl kadar haksızlık edilmez."And you shall not be wronged even to the extent of the husk of a date-stone.
Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz.Indeed Allah wrongs none, not even as much as an atom's weight.
Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least.
Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti.We are just two litigants: one of us has committed excess against the other.
ALLAH bir atom ağırlığınca bile haksızlık yapmaz.Indeed Allah wrongs none, not even as much as an atom's weight.
Diriliş günü için adalet terazileri kurarız. Kimseye hiç bir haksızlık edilmez.We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least.
(Kadın lider), "Rabbim, kendime haksızlık etmişim.Thereupon she cried out: "My Lord, I have been inflicting much wrong on myself.
Dedi: "Kim haksızlık ederse, ona azab edeceğiz, sonra o, Rabbine döndürülecektir.He said, ‘As for him who is a wrongdoer, we will punish him.
Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.And the Cry seized those who were wrongdoers, whereat they lay lifeless prostrate in their homes,
Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır.‘O Moses!
Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz.Today, no soul shall be wronged a thing.
O gün hiçbir canlıya, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.Today, no soul shall be wronged a thing.
Elbette Allah kullarına haksızlık edici değildir.Allah is not unjust to the worshipers'
Yoksa Allah kullarına en ufak bir haksızlık bile yapmaz.” denilir. [44,47-50]Allah is not unjust to the worshipers'
"Rabbim," dedi, "ben kendime haksızlık ettim, beni bağışla." O da onu bağışladı.He said, "My Lord, indeed I have wronged myself, so forgive me," and He forgave him.
Onlara asla haksızlık edilmezAll will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Allah, onlara yaptıklarının karşılığını tam verir; kendilerine hiç haksızlık edilmez.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Haksızlık yapanlara yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur.Do not be inclined towards the unjust ones lest you will be afflicted by the hell fire.
Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz" dedi.How could I take someone in place of the thief? In doing so I would be committing injustice."
Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir.They will become subject to punishment because of their injustice.
Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.No soul will be wronged the least.
Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.All will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Allah onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Haklarında tam adaletle hükmedilir ve onlara asla haksızlık yapılmaz. [21,47; 4,40]All will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü...their taking usury which was prohibited for them, and their consuming people's property unjustly.
Kimseye hiç bir haksızlık edilmez.No soul will be wronged the least.
Aramızda gerçeğe göre hüküm ver, haksızlık etme.We are only two disputing parties of which one of us has transgressed against the other.
Yaptıklarının karşılığı, haksızlık edilmeden tam verilir.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler.But they willfully rejected them.
Onlar âyetlerimize haksızlık ettiler.But they willfully rejected them.
Onlara en ufak bir haksızlık yapılmazBut never will they fail to receive justice in the least little thing.
Zahra haksızlıktan ve karmaşıklıktan kurtulmak için intihar etti.Zahra committed suicide to rid of the mess & injustice.
Kararlı bir çoğunluk -yaklaşık %58- bu sözlerden geri dönmenin haksızlık olacağını belirtti.A decisive majority -- nearly 58% -- deemed it unfair to go back on those pledges.
Eğer bir haksızlık yapıldıysa, bunu düzeltecek daha yüce bir adalet var.If an injustice was done, there is a higher justice that will make it right.
İzlemekten zevk aldığımız harika filmler yapan pek çok kişiye haksızlık ediyoruz.We are being unjust with so many people who make great movies that we enjoy watching.
Yunanlılar, Hristoulas gibi insanları harekete geçiren şeyin haksızlık olduğu görüşünde.It’s the injustice, Greeks said, that drives people like Christoulas to act.
Zaykova’ya göre, bir diğer faktör de emeklilik dağıtım planındaki haksızlık.Another factor is the unfair pension distribution scheme, according to her.
Fakat ülke halkının hissettiği haksızlık duygusu çok büyük.However, the public's sense of injustice here is overwhelming.
Böyle bir uygulama, insanda doğal olarak derin bir haksızlık hissi uyandırıyor.The natural effect of this kind of practice has on a human being is the one of profound injustice.
Ayrıca özel sektördeki haksızlıklara da göz yumulmaması gerekiyor.At the same time, one should not close their eyes to wrongdoing in the private sector as well.
Bunun AB adına yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyorum." dedi.I think this was deeply unjust on the part of the EU," Berisha told SETimes.
Mevcut haliyle, BRICS ülkelerine ve genel olarak yeni ekonomilere haksızlık ediliyor.In the present form it is unjust to the BRICS countries and to new economies in general.