haksızlık ile cümle
haksızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Birimiz, birimize haksızlık etti."The two of us are disputing the wrong one has done the other.
Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvâlılar üzerine borçtur. [2,240; 4,7-13.176]This is binding on those who are upright and fear God.
Böylece ne haksızlık eder, ne de haksızlığa uğrarsınız.Oppress none and no one will oppress you.
Dâvud: “Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Böyle yapmakla Biz onlara haksızlık etmedik, ama asıl kendileri öz canlarına zulmettiler.We did not wrong them, they wronged themselves.
Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.Oppress none and no one will oppress you.
Herkese kazandığının karşılığı haksızlık edilmeden ödenecek.Then each will be paid back in full his reward, and no one will be wronged.
Oysa ALLAH dilediğini temize çıkarır. Onlara en ufak bir haksızlık yapılmazYet God purifies whom He pleases, and none shall be wronged even the breadth of a thread.
Onlar bize haksızlık etmiyorlardı, kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.But (by disobeying) they did not harm Us, they harmed themselves.
Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.Your Lord does not wrong any one.
İnançlı olduğu halde erdemli davrananlar herhangi bir haksızlıktan ve güçlükten korkmayacaktır.But he who has done good things and believes, will have no fear of either being wronged or deprived.
Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.To warn. For We are never unjust.
"Rabbim," dedi, "ben kendime haksızlık ettim, beni bağışla.""O Lord," he prayed, "I have done wrong, forgive me."
Aramızda gerçeğe göre hüküm ver, haksızlık etme. Bize yolun ortasını göster."So judge between us with equity, and do not be unjust, and guide us to the right path.
Dedi ki, "Senin koyununu kendi koyunlarına katmayı istemekle sana haksızlık etmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
O gün haksızlık yoktur.There will be no depriving on that Day.
Elbette ALLAH kullara haksızlık etmek dilemez."God does not want to be unjust to His creatures.
Biz onlara haksızlık etmedik, onlar kendi kendilerine haksızlık ettiler.We did not wrong them, they wronged themselves.
"Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla haksızlık etmem."There is no changing of My word, nor am I unjust to My creatures."
Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler.O People who Believe!
İşlediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.And they found all that they did confronting them; and your Lord does not wrong any one.
Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir. Artık konuşamaz olurlar.And the Word has appeared upon them because of their injustice, so now they do not speak.
Gerçek şu ki: Halkı habersizken, Rabbin haksızlık ile ülkeleri helak edici değildir.This is because your Lord does not unjustly destroy townships for their people may be unaware.
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin.O People who Believe!
Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.And the Word has appeared upon them because of their injustice, so now they do not speak.
Yaptıkları her şeyi önlerinde hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.And they found all that they did confronting them; and your Lord does not wrong any one.
Nice ülkeleri, haksızlık etmelerinden ötürü kırıp geçirdik ve ardlarından başka toplumlar varettik.And many a township did We destroy, for they were unjust, and We created other nations after them.
Haksızlık ettikleri için verilen söz başlarına gelir ve artık konuşamazlar.And the Word has appeared upon them because of their injustice, so now they do not speak.
Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.And whatsoever you expend in the way of God shall be repaid you in full; you will not be wronged.
Haksızlıklarından ötürü işte yok ettiğimiz şehirler! Onları yok etmek için bir süre tayin etmiştik.And those cities, We destroyed them when they did evil, and appointed for their destruction a tryst.
Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler.We have been evildoers.'
Bugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur.Today each soul shall be recompensed for that it has earned; no wrong today.
Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur.Today each soul shall be recompensed for that it has earned; no wrong today.
Fakat ona haksızlık ettiler. Biz mucizeleri yalnızca uyarı amacıyla gönderirizAnd We do not send the signs, except to frighten.
Nice kentlerin halkını, işledikleri haksızlıklardan ötürü helak ettik.How many a city We have destroyed in its evildoing, and now it is fallen down upon its turrets!
O gün her kişiye yaptığının karşılığı ödenir. O gün haksızlık yoktur.Today each soul shall be recompensed for that it has earned; no wrong today.
Tevbe ederseniz, ana malınız sizindir. Ne haksızlık edersiniz, ne de haksızlığa uğratılırsınız.And if ye repent, then yours shall be your capital sums; ye shall neither wrong nor be wronged.
Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, uslanırsa, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder.Then whosoever repenteth after his wrong-doing and amendeth, verily Allah shall relent toward him.
İnananlar ve imanlarını bir haksızlıkla bulamayanlar...It is those who believe and confound not their belief with wrong doing.
İşte güven; onlara, inanıp haksızlık karıştırmayanlaradır.It is those who believe and confound not their belief with wrong doing.
Bu böyledir; çünkü onlar sınır tanımazlık, haksızlık, düşmanlık ediyorlardı.That is because they disobeyed and were ever transgressing.
Onlara haksızlık edilmez.And they will not be wronged.
Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.And if ye repent, then yours shall be your capital sums; ye shall neither wrong nor be wronged.
Bu da doğru olan dinin hükmüdür. Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız.Wherefore wrong not yourselves in respect thereof.
Tevbe ederseniz anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.And if ye repent, then yours shall be your capital sums; ye shall neither wrong nor be wronged.
Kim yaptığı bu haksızlıktan sonra tevbe ederek düzelirse, ALLAH yönelişini kabul eder.Then whosoever repenteth after his wrong-doing and amendeth, verily Allah shall relent toward him.
Örneğin, Semud'a açık bir (mucize) olarak deveyi vermiştik. Fakat ona haksızlık ettiler.And We vouchsafed unto Thamud a she-camel as an illumination, but they did her wrong.
Biz de haksızlık ettiklerinden dolayı üzerlerine gökten bir azab gönderdik.So We sent on them a torment from heaven in return for their wrong-doings.
Yoksa Allah'ın ve Elçisinin kendilerine haksızlık yapacağından mı korkuyorlar?Or do they doubt or fear lest Allah and His Messenger (SAW) should wrong them in judgement.
Haksızlıklarından ötürü işte yok ettiğimiz şehirler!And these towns (population, 'Ad, Thamud, etc.) We destroyed when they did wrong.
Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."And address Me not in favour of those who have done wrong. Verily, they are to be drowned.
Kendilerine haksızlık yapılmaz.And they will not be wronged.
Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez.Surely!
İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz.And whatever you spend in good, it will be repaid to you in full, and you shall not be wronged.
Bu, haksızlıktan sakınan takvâlılara bir borçtur.This is a duty on Al-Muttaqun (the pious - see V. 2:2).
Çünkü Allah kullarına haksızlık edecek değildir. [2,95]And certainly, Allah is never unjust to (His) slaves.
Biz de haksızlık etmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir felaket gönderdik.So We sent on them a torment from heaven in return for their wrong-doings.
İşte, haksızlık ettikleri için yok ettiğimiz toplumlar...And these towns (population, 'Ad, Thamud, etc.) We destroyed when they did wrong.
Kuşku mu duyuyorlar? ALLAH'ın ve elçisinin kendilerine haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar?Or do they doubt or fear lest Allah and His Messenger (SAW) should wrong them in judgement.
Yoksa Allah'ın ve elçisinin kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkuyorlar?Or do they fear that God may do them injustice? Or His Messenger?