haksızlık ile cümle
haksızlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.القليل مع العدل خير من دخل جزيل بغير حق.
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.多 有 財 利 、 行 事 不 義 、 不 如 少 有 財 利 、 行 事 公 義
Doğrulukla kazanılan az şey Haksızlıkla kazanılan büyük gelirden iyidir.多 有 財利 、 行事 不 義 、 不如 少 有 財利 、 行事 公義
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Abbiamo ignorato un'ingiustizia o una lotta umanitaria da qualche parte nel mondo?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Am ignorat o nedreptate sau o luptă umanitară undeva în lume?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Avons-nous ignoré jusque-là une injustice ou une crise humanitaire quelque part dans le monde ?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Czy przypadkiem nie ignorujemy niesprawiedliwości czy humanitarnych zmagań w jakimś zakątku świata?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Estamos a ignorar uma injustiça ou uma luta humanitária nalgum lugar do mundo?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Haben wir irgendwo auf der Welt Ungerechtigkeit oder einen Kampf um Menschlichkeit übersehen?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Hebben we onrecht of een humanitaire strijd ergens in de wereld genegeerd?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?¿Hemos ignorado alguna injusticia o crisis humanitaria en algún lugar del mundo?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?세계 어딘가에서 일어나고 부정이나 인권을 향한 투쟁에 무관심 해오지 않았는지요?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?Не игнорировали ли мы несправедливости или гуманитарную борьбу где-то в мире?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?האם התעלמנו מאי-צדק או ממאבק הומניטרי במקום שהוא בעולם?
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?هل كنا نتجاهل الظلم او صراع إنساني في مكان ما في العالم؟
Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık veya insani bir mücadele olduğunu görmezden mi geliyoruz?無視してきたのではないだろうか? テロリストは私達に 貧困や不正に
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.(54:11) днем и ночью ходят они кругом по стенам его; злодеяния и бедствие посреди его;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.(55:11) Elles en font jour et nuit le tour sur les murs; L`iniquité et la malice sont dans son sein;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.de går Rundgang Dag og Nat på dens Mure;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Dia e noite andam ao redor dela, sobre os seus muros; também iniqüidade e malícia estão no meio dela.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Día y noche hacen rondas sobre sus muros, y la maldad y el abuso están adentro
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Disperdili, Signore, confondi le loro lingue: ho visto nella città violenza e contese
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Fördärva dem, Herre; gör deras tungor oense. Ty våld och genstridighet ser jag i staden.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.저희가 주야로 성벽 위에 두루 다니니 성중에는 죄악과 잔해함이 있으며
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Ngày và đêm chúng nó đi vòng-quanh trên vách thành; Sự ác và điều khuấy khỏa ở giữa thành.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Ngày và đêm chúng_nó đi vòng - quanh trên vách thành ; Sự ác và điều khuấy khỏa ở giữa thành .
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.ntsd meg Uram, [és] oszlasd meg az õ nyelvöket; mert erõszakot és háborgást látok a városban.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Opsluk dem, Herre, kløv deres tungemål! For jeg ser vold og kiv i byen.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Po dnevi in po noči prežeč pohajajo po zidovju njegovem, krivica in hudobnost pa sta sredi njega.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Sekoita, Herra, tee eripuraiseksi heidän kielensä, sillä minä näen väkivaltaa ja riitaa kaupungissa.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Siang malam mereka berkeliling, melakukan kejahatan dan menimbulkan kekacauan
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Solches geht Tag und Nacht um und um auf ihren Mauern, und Mühe und Arbeit ist drinnen.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Zahub, ó, Pane, zmiatni ich jazyk, lebo som videl násilie a rozbroj v meste.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Zatrać ich, Panie! rozdziel język ich; bom widział bezprawie i rozruch w mieście.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.zi şi noapte ei îi dau ocol pe ziduri: nelegiuirea şi răutatea sînt în sînul ei;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Zkaz je, ó Pane, změť jazyk jejich, neboť jsem spatřil bezpráví a rozbroj v městě.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Ημεραν και νυκτα περικυκλουσιν αυτην περι τα τειχη αυτης και ανομια και υβρις ειναι εν τω μεσω αυτης
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.Денем и нощем го обикалят по стените му, И беззаконие и зло има всред него;
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.יומם ולילה יסובבה על חומתיה ואון ועמל בקרבה׃
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.نهارا وليلا يحيطون بها على اسوارها واثم ومشقة في وسطها.
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.他 們 在 城 牆 上 晝 夜 繞 行 . 在 城 內 也 有 罪 孽 和 奸 惡
Gece gündüz kent surları üzerinde dolaşırlar, Haksızlık, fesat dolu kentin içi.他 們在 城牆 上 晝夜繞行 . 在 城內 也 有 罪孽 和 奸惡
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›A mit át nem látok, arra te taníts meg engemet; ha gonoszságot cselekedtem, többet nem teszem!
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›arată-mi ce nu văd; dacă am făcut nedreptăţi, nu voi mai face?`
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Česar ne vidim, pokaži mi ti; ako sem krivico storil, ne storim je več“?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›det jeg ikke ser, det må du lære mig; har jeg gjort urett, så vil jeg ikke gjøre det mere?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Ðiều chi tôi chẳng thấy , xin Chúa chỉ dạy cho tôi ; Nếu tôi có làm ác , tôi sẽ chẳng làm lại_nữa ?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Ðiều chi tôi chẳng thấy, xin Chúa chỉ dạy cho tôi; Nếu tôi có làm ác, tôi sẽ chẳng làm lại nữa?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Enséñame tú lo que yo no puedo ver; y si hice maldad, no lo volveré a hacer"
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Habe ich's nicht getroffen, so lehre du mich's besser; habe ich Unrecht gehandelt, ich will's nicht mehr tun."
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›jeg ser det, lær du mig; har jeg gjort Uret, jeg gør det ej mer!"
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›나의 깨닫지 못하는 것을 내게 가르치소서 내가 악을 행하였으면 다시는 아니하겠나이다 한 자가 있느냐
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Leer mij wat ik verkeerd heb gedaan; laat het mij zien als ik onrecht deed en ik zal het niet weer doen.'
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Mimo to, nevidím-li čeho, ty vyuč mne; jestliže jsem nepravost páchal, neučiním toho víc.
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Mitä en näe, neuvo minulle; jos olen tehnyt vääryyttä, en sitä enää tee.`
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Montre-moi ce que je ne vois pas; Si j`ai commis des injustices, je n`en commettrai plus?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Nadto jeźlibym czego nie baczył, ty mię naucz; jeźlim nieprawość popełnił, nie uczynię tego więcej.
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›o que não vejo, ensina-me tu; se fiz alguma maldade, nunca mais a hei de fazer?
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›se ho peccato, mostramelo; se ho commesso l'iniquità, non lo farò più»
‹Göremediğimi sen bana öğret, Haksızlık ettimse, bir daha etmem?›Sudahkah kauminta agar ditunjukkan-Nya kesalahanmu? Sudahkah kau bersumpah menghentikan perbuatan itu