haksız ile cümle

haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz.Indeed Allah wrongs none, not even as much as an atom's weight.
Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz.We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least.
Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.They shall not be wronged.
Onlar haksızlığa uğratılmazlar.They shall not be wronged.
Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least.
Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz.We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least.
Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti.We are just two litigants: one of us has committed excess against the other.
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, aslında karınları dolusu ateş yerler.Behold, those who wrongfully devour the properties of orphans only fill their bellies with fire.
ALLAH bir atom ağırlığınca bile haksızlık yapmaz.Indeed Allah wrongs none, not even as much as an atom's weight.
Diriliş günü için adalet terazileri kurarız. Kimseye hiç bir haksızlık edilmez.We shall set up just scales on the Day of Resurrection so that none will be wronged in the least.
(Kadın lider), "Rabbim, kendime haksızlık etmişim.Thereupon she cried out: "My Lord, I have been inflicting much wrong on myself.
Fuhuşların açığına da, kapalısına da yaklaşmayın ve haksız yere Allah'ın yasakladığı cana kıymayın!And that ye slay not the life which Allah hath made sacred, save in the course of justice.
Allah, kıyamet günü bunlar arasında hüküm verecek(haklıyı haksızı ortaya çıkaracak)tır.Allah will decide between them on the Day of Resurrection. Lo!
Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın.Fight in the way of Allah against those who fight against you, but begin not hostilities. Lo!
Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.Allah loveth not aggressors.
Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı.That was because they disbelieved in Allah's revelations and slew the prophets wrongfully.
Dedi: "Kim haksızlık ederse, ona azab edeceğiz, sonra o, Rabbine döndürülecektir.He said, ‘As for him who is a wrongdoer, we will punish him.
Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.And the Cry seized those who were wrongdoers, whereat they lay lifeless prostrate in their homes,
Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır.‘O Moses!
Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz.Today, no soul shall be wronged a thing.
O gün hiçbir canlıya, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.Today, no soul shall be wronged a thing.
Elbette Allah kullarına haksızlık edici değildir.Allah is not unjust to the worshipers'
O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz.Today, no soul shall be wronged a thing.
Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik.If he is slain unjustly, We have given his heir authority.
Yoksa Allah kullarına en ufak bir haksızlık bile yapmaz.” denilir. [44,47-50]Allah is not unjust to the worshipers'
"Rabbim," dedi, "ben kendime haksızlık ettim, beni bağışla." O da onu bağışladı.He said, "My Lord, indeed I have wronged myself, so forgive me," and He forgave him.
Onlara asla haksızlık edilmezAll will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Allah, onlara yaptıklarının karşılığını tam verir; kendilerine hiç haksızlık edilmez.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Haksızlık yapanlara yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur.Do not be inclined towards the unjust ones lest you will be afflicted by the hell fire.
Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz" dedi.How could I take someone in place of the thief? In doing so I would be committing injustice."
Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir.They will become subject to punishment because of their injustice.
Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Kendilerine haksızlık yapılmaz.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.All will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Amellerinin karşılığı eksiksiz verilecektir, hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım.We will deprive those who are wrongly proud in the land of the blessing of revelations.
Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez.No soul will be wronged the least.
Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.All will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Allah onlara yaptıklarının karşılığını tam olarak verir. Onlara haksızlık edilmez.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Haklarında tam adaletle hükmedilir ve onlara asla haksızlık yapılmaz. [21,47; 4,40]All will be judged with justice and no wrong will be done to anyone.
Menedildikleri halde tefecilik yapmalarından ve halkın parasını haksızlıkla yemelerinden ötürü...their taking usury which was prohibited for them, and their consuming people's property unjustly.
Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri mucizelerimden çevireceğim.We will deprive those who are wrongly proud in the land of the blessing of revelations.
Kimseye hiç bir haksızlık edilmez.No soul will be wronged the least.
Aramızda gerçeğe göre hüküm ver, haksızlık etme.We are only two disputing parties of which one of us has transgressed against the other.
Yaptıklarının karşılığı, haksızlık edilmeden tam verilir.Finally, God will recompense them for their deeds and they will not be wronged.
Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar.They entertained false notions about God, like the notions of the days of ignorance.
Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler.But they willfully rejected them.
Zerre kadar da haksızlığa uğratılmazlar.No one shall suffer the least injustice.
Onlar âyetlerimize haksızlık ettiler.But they willfully rejected them.
Onlara en ufak bir haksızlık yapılmazBut never will they fail to receive justice in the least little thing.
Haksız Yere Akıl Hastanesine Yatırılan Triniadlı Cheryl Miller Adaleti BulduWrongfully Detained at a Psych Ward, Trinidadian Cheryl Miller Gets Justice · Global Voices
Zahra haksızlıktan ve karmaşıklıktan kurtulmak için intihar etti.Zahra committed suicide to rid of the mess & injustice.
Düşük ücretler tek başlarına haksız rekabete yol açmazlar.Low wages, by themselves, are not an unfair competitive tool.
Çelik, Gül'e yönelik eleştirilerin "haksız" olduğunu da ekledi.The criticisms against him are "unfair", he added.
Diğerleri de haksız kararından ötürü AB'yi suçluyorlar.Others blame the EU for an unfair decision.
Kararlı bir çoğunluk -yaklaşık %58- bu sözlerden geri dönmenin haksızlık olacağını belirtti.A decisive majority -- nearly 58% -- deemed it unfair to go back on those pledges.
PDK üyesi İçişleri Bakanı Bayram Recepi, kentin haksız yere dışlandığını söylüyor.Interior Minister Baram Rexhepi, a PDK member, says the town is being singled out unfairly.
Eğer bir haksızlık yapıldıysa, bunu düzeltecek daha yüce bir adalet var.If an injustice was done, there is a higher justice that will make it right.
İzlemekten zevk aldığımız harika filmler yapan pek çok kişiye haksızlık ediyoruz.We are being unjust with so many people who make great movies that we enjoy watching.
Sonuçlar, seçimlerin hemen ardından yapılan tahminleri haksız çıkardı.The results fly in the face of widespread predictions made immediately following the vote.

İlgili Sayfalar