haksız ile cümle
haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" demişti.So those who were 'Ad turned insolent unjustly in the land, and said: "Who is stronger than us?"
Bir haksızlığa uğradıklarında, üstün gelmek için aralarında yardımlaşırlar.And those who defend themselves when they are wronged.
İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır.Blame lies on those who oppress, and terrorise the land unjustly.
Öyleyse bu haksız bir paylaşma;This is certainly an unjust apportioning.
Allah hakkında, Müslümanlıktan önceki bilgisizlik çağında olduğu gibi haksız zanlara kapıldılar.Say: "All affairs rest with God." They hide in their hearts what they do not disclose to you.
İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.This is better than being iniquitous.
O halde, Allah'tan korksunlar ve haksızlığı önleyici sağlam bir söz söylesinler.So fear God and say the right things to them.
Biz hiçbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk."We have stated no more (than the truth), or else we shall be unjust"
Haksızlığa/aşırılığa sapanlara, yapmakta oldukları, işte böyle süslü gösterilmiştir.In the same way, attractive have been made their deeds to the prodigals.
Biz onlara haksızlık etmedik; aksine, onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.We did not wrong them, they wronged themselves.
Böyleleri cennete girecekler ve hiçbir şekilde haksızlığa uğratılmayacaklar.These will enter Paradise and will not be wronged the least
Onlar sırf, "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar.Who were driven away from their homes for no other reason than they said: "Our Lord is God."
Bizim katımızda, hakkı söyleyen bir kitap vardır. Onlara haksızlık edilmez.No wrong will be done to any one.
Kendilerine zulüm ve haksızlık gelip çattığında, yardımlaşırlar.And those who defend themselves when they are wronged.
"Nihayet, bizden Allah'a teslim olanlar da var, haksızlığa sapıp çizgiden çıkanlar da var.Some of us have come to submission, and some of us are iniquitous.'"
"Haksızlığa sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır."But those who are iniquitous will be fuel for Hell.
Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.Yet God purifies whom He pleases, and none shall be wronged even the breadth of a thread.
Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka.God does not like ill (of others) spoken about, except by him who has been wronged.
Allah (haksızlıktan) sakınanları sever.God loves those who take heed for themselves.
Fakat Allah onları kurtarınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yere taşkınlık ediyorlar.But when He rescues them, they commit excesses in the land unjustly again.
Halkı iyi olduğu halde Rabbin, haksızlıkla memleketleri helak etmez.Your Lord would not surely destroy unjustly human habitations so long as the people are righteous.
Biz onlara zulmetmedik, fakat, onlar kendilerine haksızlık ediyorlardı.We did not wrong them, they wronged themselves.
Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.No wrong will be done to any one.
Böylece onlar hiç şüphesiz haksızlığa ve iftiraya başvurmuşlardır.They have come down to mischief and lies.
Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.Yet the oppressors will now come to know through what reversals they will be overthrown!
İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri!So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.
Gel gör ki haksızlık edenler, bilgisizce kötü arzularına uydular.And yet the wicked follow their own lusts without understanding.
Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Bir haksızlığa uğradıkları zaman, yardımlaşırlar.And those who defend themselves when they are wronged.
Ancak insanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır.Blame lies on those who oppress, and terrorise the land unjustly.
Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.Fight those in the way of God who fight you, but do not be aggressive: God does not like aggressors.
Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.Oppress none and no one will oppress you.
Sonra da herkese kazancı tamamıyla ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.Then each will be paid back in full his reward, and no one will be wronged.
Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.Yet if you do the right thing and are just, God is verily forgiving and kind.
Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı.They were struck by lightning then as punishment for their wickedness.
Haksız yere Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın.These things has God enjoined on you.
Bu sebeple bunlar hakkında nefislerinize haksızlık yapmayınız.This is the straight reckoning.
Senin Rabbin, halkları iyi ve ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.Your Lord would not surely destroy unjustly human habitations so long as the people are righteous.
Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.These will enter Paradise and will not be wronged the least
Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."Then they thought and observed: "Surely you are yourselves unjust."
Birimiz, birimize haksızlık etti."The two of us are disputing the wrong one has done the other.
Yol ancak insanlara zulmedenler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler aleyhinedir.Blame lies on those who oppress, and terrorise the land unjustly.
Bu, haksızlık yapmaktan korunan takvâlılar üzerine borçtur. [2,240; 4,7-13.176]This is binding on those who are upright and fear God.
Sizinle savaşanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın.Fight those in the way of God who fight you, but do not be aggressive: God does not like aggressors.
Böylece ne haksızlık eder, ne de haksızlığa uğrarsınız.Oppress none and no one will oppress you.
Bundan ötürü asla haksızlığa uğratılmazlar. [17,13; 18,49]No wrong will be done to any one.
Dâvud: “Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir.(David) said: "He is unjust in demanding your ewe to add to his (many) ewes.
Böyle yapmakla Biz onlara haksızlık etmedik, ama asıl kendileri öz canlarına zulmettiler.We did not wrong them, they wronged themselves.
Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:And those that bring down the Reminder
Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.Oppress none and no one will oppress you.
Herkese kazandığının karşılığı haksızlık edilmeden ödenecek.Then each will be paid back in full his reward, and no one will be wronged.
Oysa ALLAH dilediğini temize çıkarır. Onlara en ufak bir haksızlık yapılmazYet God purifies whom He pleases, and none shall be wronged even the breadth of a thread.
Tartıları hafif gelenler ise ayetlerimize karşı haksız davranarak kişiliklerini yitirmiş olanlardır.And those whose (deeds) are lighter in the scale shall perish for violating Our signs.
Onlar bize haksızlık etmiyorlardı, kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.But (by disobeying) they did not harm Us, they harmed themselves.
Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.So that Truth may be affirmed and falsehood negated, even though the sinners be averse.
Onları kurtarınca da yeryüzünde haksız yere taşkınlık yapmaya başlarlar.But when He rescues them, they commit excesses in the land unjustly again.
ALLAH'ın kutsal kıldığı canı haksız yere öldürmeyin.And do not take a life, which God has forbidden, except in a just cause.
Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.Your Lord does not wrong any one.
Onlar en ufak bir haksızlığa uğramadan cennete girerler.These will enter Paradise and will not be wronged the least
İnançlı olduğu halde erdemli davrananlar herhangi bir haksızlıktan ve güçlükten korkmayacaktır.But he who has done good things and believes, will have no fear of either being wronged or deprived.