haksız ile cümle

haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece haksızlıkların önüne geçilmesi planlanmaktadır.Tím se předchází vzniku chyb.
Haksızlığa tahammülü yok.Neschvaluj nerozumnost.
Bağımsız adaylarla seçime gitmek haksızlık olurdu.Uspěl jako nestraník na kandidátce Sdružení nezávislých.
Bu durum pek çok kişi tarafından "haksızlık" olarak yorumlanır.Mnoho lidí bylo zavražděno "omylem".
Bu bir 'haksız kazançtır' demiştir.Jde svým způsobem o „zápornou“ fakturu.
Japonya amacı ne olursa olsun bu haksız ve kabul edilemez terörizmi kesin olarak kınamaktadır.Nejvyšší státní zastupitelství však neshledalo napadený procesní postup nezákonným ani nedůvodným.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Ultimele sale cuvinte au fost: „sunt condamnat pe nedrept și mor nevinovat”.
“Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!”Nu le mâncați averile lor în locul alor voastre, căci acesta este greu păcat.
Doktor, ona bağırarak bunun haksızlık olduğunu söyler.Din păcate pentru el, degetele îi vor spune că nu a avut dreptate.
Poe şikayetleri haksız buldu.Poe nu a fost de acord cu plângerile cititorilor.
Haksızlığa tahammülü yok.Eu am fost condamnat pe nedrept.
Gömleğe bakarak, "Haksız yere kıyılmış kan, duy beni.Tyynnyttyään hän toteaa: "Sydämmeni verinen lammikko lainehtii vielä, lainehtii kauan."
Hiçbir şekilde haksız kazanç sağlamadım.Ευτυχώς δεν δημιούργησαν καμιά ζημιά.
Hep arkadaşlarıyla takılır ayrıca haksızlığa hiç dayanamaz.Προσπαθεί να συσχετιστεί με τα παιδιά της, αλλά δεν λειτουργεί πάντα.
Bunu durdurmak hem haksızlık hem de tehlikeli olurdu.Η πάθηση δεν είναι σοβαρή ούτε επικίνδυνη.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Tag på vandring i hine ulykkelige lande hvis sprog du taler, men hvis holdning næppe vil komme dig i møde."
Avusturya’nın Almanya ile birleşmesinin yasaklanması da haksızlık olarak görülüyordu.Samtidig blev det tysktalende Østrigs sammenlægning med Tyskland kundgjort.
Anlatıcı eşinin bu şikayetlerinde haksız olduğunu düşünmektedir.Det understreges i en biografi, at beskyldningerne mod hustruen var uberettigede.
Eleştiriler çok haksız.De blev behandlet uretfærdigt.
Poe şikayetleri haksız buldu.Outlandish stillede sig uforstående overfor anklagerne.
Bağımsız adaylarla seçime gitmek haksızlık olurdu.Uavhengige kandidater var ikke tillatt.
Kimseyi dolandırmadım, haksız kazanç sağlamadım.Jeg har ikke vært rasende uten rettmessig grunn.
Avusturya’nın Almanya ile birleşmesinin yasaklanması da haksızlık olarak görülüyordu.Forbud mot at Østerrike ble tilsluttet Tyskland.
Haksızlığı def edeceğinizin söylenmesine aldatmayın.Oleh sebab itu janganlah kamu menganiaya diri kamu sendiri.
Haksızlığa uğramayanlar da, uğrayanlar kadar öfke duydukları zaman, haksızlığın ortadan kalkacağını söyledi.Apabila orang-orang itu menahan diri maka tiada permusuhan selain terhadap orang-orang yang zalim.
Ama haklı ama haksız herkese itiraz eder.Orang yang benar kita bela tetapi yang salah kita beri nasihat.
Ama asıl amacı haksızlıklarla mücadele etmektir.Akan tetapi, perjanjian ini tidak berlaku untuk orang-orang yang zalim.
Hiçbir şekilde haksız kazanç sağlamadım."Aku mohon bahwa Anda tidak menerima pemberian secara salah.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Ulah marebutkeun balung tanpa eusi yang artinya jangan memperebutkan perkara yang tidak ada gunanya.
Ayrıca "Grev, avukatlara haksız yere saldırılmasını kabul etmediğimiz hakkında açık bir mesaj taşıyor.Perusahaan kemudian mengeluarkan pernyataan bahwa "tidak ada bukti pelanggaran hukum".
Haksız yere Kötülükler Cadısı'nın hışmına uğrayarak ihtiyar bir kadına dönüştürülür.Vì vướng phải lời nguyền của mụ phù thuỷ mà cô bị biến thành một bà lão.
Haksızlığı hoş göremezsin.Anh không muốn bất công với em.
Haksızlığı def edeceğinizin söylenmesine aldatmayın.沈黙 自他に益なきことを語るなかれ。
Adil Kullanım Kotası (AKK) Haksızlığına Hayır De!".『阿闍梨戒』 金剛乗(密教)の諸戒律に違反することがあってはならない。
“Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!”一、貴賤貧富の区別なく謙譲なれ。
Böylece haksızlıkların önüne geçilmesi planlanmaktadır.過ちに対して傲慢である。
Bunu durdurmak hem haksızlık hem de tehlikeli olurdu.こうなってしまうと無防備で危険な状態となってしまう。
Çetenin yaptığı haksızlıkları gören Memed Deli Durdu'dan nefret eder.奴隷制度自体に巨大な不公正があるので私はそれを憎む。
Mersiyelerde zalim olana, haksız olana bir öfke vardır.残酷なことでは右に出るものがいないほどの悪。
Kanıtsal haksızlık, konuşmacının sözüne güvenirliğinin düşük seviyede olmasına sebep olan haksızlıklar içerir.証言的不正義とは、「話者の言葉に対して低い信頼性しか与えない」ように働く偏見のことである。
Bu arada hububat ticareti ile meşgul olan dayısından haksız vergi alındığını gördü.私がわざと労働者に不当な扱いをしたことがあったか、と。
Sürekli haksızlığa uğrayan, itilip kakılan, gençliğini hapislerde harcayan genç adamın her tövbesi bozulur.「申屠令堅の死を誓って国に報ずるが若し。
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".他的临终遗言为:“我受审判不公,至死无辜。
Zaman zaman onları, yasa koyucuların üzerimizde haksız bir yönetim kurma girişimleri konusunda uyardık.我们一再警告过他们,他们的立法机关企图把无理的管辖权横加到我们的头上。
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.汝其善視吾子,奉宗祠焉,勿以我為念。
Daha önce işten çıkarılan işçiler haksızlığa isyan edip her şeyi ateşe verirler.順治初年授建寧府推官,遷建寧府知府,值土寇變,駡賊不屈,赴火死。
Bugün de Türkler haksızlığa uğradıklarında benzer biçimde, "Yukarıda Allah Var" derler.眾諫曰:「賊眾我寡,何輕敵之甚!」皇考曰:「今日懸守窮城,事已危急,若復示弱,必為所屠,惟當見強待之耳。
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devir kararını haksız buldu.本案歐洲人權法院直接裁定不受理,而根本沒有實質審理該案。
“Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!”또 중화(中和)【2월 1일.】의 주물(晝物)【특별히 바치는 어선(御膳).】도 멈추라.”
Haksızlığa uğramayanlar da, uğrayanlar kadar öfke duydukları zaman, haksızlığın ortadan kalkacağını söyledi.따라서 무능력자가 상소를 제기하였을 때에 부적법한 상소라 하여 상소각하를 할 것이 아니다.
Bazı Kokomo şehri sakinleri bu filmin haksız yere yerel halkı genel olarak kötülediğini dile getirdiler.코코모의 일부 주민들은 영화가 자기들의 도시를 불공평하게 부정적인 관점으로만 묘사되었다고 느꼈다.
Haksızlığı hoş göremezsin.옳지 못한 것을 참지 않는다.
Bugün de Türkler haksızlığa uğradıklarında benzer biçimde, "Yukarıda Allah Var" derler.송천 양응정(梁應鼎) : "'후지'(김인후 字)는 오늘날의 안자(顔子)이다."라고 하였다.
Haksızlığa tahammülü yok.부당한 취득을 하지 않는다.
Yıldız, "Sakin olmazsanız, haklıyken haksız konuma düşersiniz.하지만 원상은 '죽지 않는 동안의 추위를 참을 수 없으니, 앉아있을 자리나 마련해줌이 옳소.'
Kimseyi dolandırmadım, haksız kazanç sağlamadım.לא הרווחתי כסף ולא נעשיתי מאושר.
"Haksızlık karşısında Şahika olma hakkımı kullanıyorum!".להופכן ללא לגיטימיות במובהק".
Poe şikayetleri haksız buldu.קטר שללה את ההאשמות כלא נכונות.
Sonuçta oluşturulan incelem komitesi Lilburne davasını haksız bulur.הוועדה קבעה כי אינה יכולה לקבוע ממצא מדויק באשר לאשמתו של לבון.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".מילותיו האחרונות היו "אני מת חף מפשע.

İlgili Sayfalar