haksız ile cümle
haksız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yayın yoluyla haksızlığa uğrayanları temsil eder.Он символизирует путь, отделяющий праведников от грешников.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Его последними словами стали: «Я осуждён несправедливо, и я умираю невиновным».
Haksızlığı def edeceğinizin söylenmesine aldatmayın.Не сотворите никому несправедливости — и несправедливость минует вас.
Erenler meydanında cellatlığı sana verdik.Fakat haksız iş yapma, sana zararımız dokunur" der.Уйдите со сцены без шума, и они останутся вам верны».
Onu görmekte haksızlığa uğramayacak, izdihâma düşmeyeceksiniz."А на Того, Кто это делает, не взираете, и не смотрите на Того, Кто издавна определил это.»
Bazı Kokomo şehri sakinleri bu filmin haksız yere yerel halkı genel olarak kötülediğini dile getirdiler.Некоторые жители Кокомо решили, что на экране их город несправедливо предстаёт в негативном свете.
Avusturya’nın Almanya ile birleşmesinin yasaklanması da haksızlık olarak görülüyordu.На объединение Германии и Австрии был наложен запрет.
Eleştiriler çok haksız.Её заявление окажется нечестным.
Haksız bir şekilde hapsedilmiş çocuklar, genç erkek ve kadınlar var.Это несправедливо по отношению к детям, молодым мужчинам и женщинам, подвергнувшимся аресту.
Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır.От несправедливости — к справедливости.
Hükümet sözünü tutmamış, halk deyişiyle Osmanlılığını yapmış, haksızlığını ve adaletsizliğini sergilemişti.При этих словах весь народ, позабыв ссоры, закричал, что он достоин и праведен.
Hiçbir şekilde haksız kazanç sağlamadım.Я не делал ничего неправомерного.
Fakat Berlin yüksek mahkemesi kararnameyi onaylayarak öğrenciyi haksız buldu.Но Парижский исправительный суд признал его невиновым.
Fakat 2008 yılında hakkında verilen idam cezası haksız bulundu.В 2008 году был оправдан, но в 2010 году оправдательный приговор был отменён.
“Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!”الحجر على السفيه: لقوله تعالى :(ولاتؤتوا السفهاء أموالكم) ويستمر الحجر عليه إلى أن يرشد.
Onun karakteri, haksızlığa karşı kayıtsız kalamayan birisidir.قلبها كان مِلكًا لشخصٍ لا يقدر على البقاء.
Haksızlığa uğramayanlar da, uğrayanlar kadar öfke duydukları zaman, haksızlığın ortadan kalkacağını söyledi.إذا جنحوا للسلم وانتهوا عن القتال فلا عداون إلا على الظالمين.
Bu istisnai hareketin nedeni ise "haksız ve bencil spekülasyonlara bir son vermek için" idi.كان سبب الفاتيكان من اجل هذا التحرك هو " وضع نهاية للتخمين الظالم والطائش."
Haksızlığa tahammülü yok.ولكن في نفس الوقت لن نخضع للظلم.
Mabel kocasına haksızlık ettiği için üzgündür.عوملت أبو باحترام غير متناسب بسبب زوجها.
Bugün de Türkler haksızlığa uğradıklarında benzer biçimde, "Yukarıda Allah Var" derler.في خطابه اليوم قال أن حزب الله عانى من "ضربة قوية" في القتال.
Japonya amacı ne olursa olsun bu haksız ve kabul edilemez terörizmi kesin olarak kınamaktadır.تدين سنغافورة بشدة أعمال الإرهاب هذه التي لا معنى لها.
Poe şikayetleri haksız buldu.أصدر ماكنزي بيانا بأن الادعاءات غير صحيحة.
Eleştiriler çok haksız.ولقد كانت الانتقادات لاذعة.
Bazı Kokomo şehri sakinleri bu filmin haksız yere yerel halkı genel olarak kötülediğini dile getirdiler.Alguns habitantes de Kokomo sentiram que o filme pôs a cidade sob uma visão deslealmente negativa.
Eleştiriler çok haksız.A maioria das críticas é indireta.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Suas últimas palavras foram: “Estou morrendo inocente, minha sentença não é justa.
Bu istisnai hareketin nedeni ise "haksız ve bencil spekülasyonlara bir son vermek için" idi.O Vaticano justificou-se sua ação "para pôr fim à injusta e irrefletida especulação."
Bu keyfidir ve haksızlıktır, izleyiciye saygısızlıktır."É muito arbitrário, gratuito e desrespeitoso com o público".
Hep arkadaşlarıyla takılır ayrıca haksızlığa hiç dayanamaz.Está sempre disposta a defender os amigos e jamais quebra seus acordos.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Zijn laatste woorden waren "Ik ben onschuldig, mijn veroordeling is fout.
Bağımsız adaylarla seçime gitmek haksızlık olurdu.Er gingen geen districten naar onafhankelijke kandidaten.
Bu durum art niyetli bazı kişiler tarafından suistimal edilmekte ve haksız kazanç elde edilmektedir.Anderzijds kan een ware uitspraak worden ingezet om iemand te bedriegen of oneerlijk voordeel te verwerven.
Haksızlığa uğradığını düşünse de, cezaya razı gibi görünür.Als je ontrouw bent, dan volgt de straf.
Daha önce işten çıkarılan işçiler haksızlığa isyan edip her şeyi ateşe verirler.Als blijk van mildheid zou Tiste eerst gewurgd worden aan een paal en pas dan verbrand worden.
Eleştiriler çok haksız.Deze kritiek is echter onterecht.
Hiçbir şekilde haksız kazanç sağlamadım.Onterecht mee profiteren.
Bazı Kokomo şehri sakinleri bu filmin haksız yere yerel halkı genel olarak kötülediğini dile getirdiler.Sommige inwoners van Grimsby waren boos dat de film hun stad voorstelt als totaal verloederd.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devir kararını haksız buldu.Het Europese Hof voor de Rechten van de Mens bepaalde dat het proces oneerlijk was verlopen.
Tom haksız yere suçlandı.Tom werd valselijk beschuldigd.
Haksız olduğumu biliyorum.Ik weet dat ik ongelijk heb.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Ostatnie słowa duchownego przed egzekucją brzmiały: Umieram niewinny.
Bunun sebebi, onların; Allah'ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi."Nusku – bóg ognia, patron świątyń, posłaniec bogów, wtajemniczony w ich sekrety.
Onun karakteri, haksızlığa karşı kayıtsız kalamayan birisidir.Jest osobą, obok której nie można przejść obojętnie.
Hep arkadaşlarıyla takılır ayrıca haksızlığa hiç dayanamaz.Zawsze stoi po stronie dzieci, a także nie cierpi Vinniego.
Jedi Konseyi tarafından haksız yere suçlandığı için Jedi Düzeninden ayrılmıştır.Za plądrowanie majątków Żydów odpowiadało Ministerstwo Spraw Wewnętrznych.
Haksızlığa tahammülü yok.Lęk jest nieuzasadniony.
Medya bu suçlamaları ''haksız söylem'' olarak değerlendirdi.Ten uznał oskarżenia za „śmieszne”.
İş birliği yapmama ve barışçıl karşı koyma Gandi'nin haksızlığa karşı "silahlarıydı".Icke-samarbete och fredligt motstånd var Gandhis ”vapen” i kampen mot orättvisan.
Cemiyetin amacı ise yaşanan haksızlıklara engel olmaktı.Vilka privilegier skulle bekämpas för att gottgöra tidigare orättvisor?
Poe şikayetleri haksız buldu.Boeing svarade att anklagelserna var grundlösa.
Eleştiriler çok haksız.Kritiken är inte helt obefogad.
Burada çeşitli şeyler bahane edilerek haksız bir şekilde zindana atılmıştır.Det var alltså på många sätt bäddat för feltolkningar vid mottagningen.
İzlanda yasalarına göre bu davranış haksızlık olarak değerlendirilmektedir.За швейцарським законодавством подібні платежі вважаються протизаконними.
Böylece haksızlıkların önüne geçilmesi planlanmaktadır.Таким чином були виправлені помилки попередників.
Eleştiriler çok haksız.Їхня оцінка неправдива.
Poe şikayetleri haksız buldu.Гусу пред'явили фальсифіковані звинувачення.
Pascal üzerindeki bu haksız damga, bugün Pascal'ın önündeki en büyük sorunlardan biridir.Цей невдалий похід Дарія — наймасштабніша з відомих на сьогодення військових акцій персів.
Bizi ona haksızlık etmekle suçladı.Він звинуватив нас у тому, що ви вчинили з ним несправедливо.
İdam edilmeden önce son sözleri şunlardı: "Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum".Poslední slova která pronesl před smrtí zní: „Ich sterbe unschuldig, mein Urteil ist ungerecht.