Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.To, że mnie zatrzymujesz, dowodzi, że się nie mylę.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Για να με σταματάς, πρέπει να έχω δίκιο.
Beni kasten durdurman haklı olduğumu gösterir.Ты хочешь остановить меня, и это подтверждает, что я прав.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Am avea dreptate să presupunem că eul chiar e o fiinţă care trăieşte.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Avremmo ragione nel presumere che l'Io sia qualcosa di vivente.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Bylo by logické předpokládat, že já je skutečná žijící věc.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Chúng ta đã chính xác với giả thuyết rằng bản ngã của mỗi người là một thực thể sống.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Egész jogosan hihetnénk azt, hogy az én egy valódi létező valami!
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Estamos certos em assumir que o Eu é algo vivo.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Estaríamos en lo cierto si supusiéramos que el sí mismo es un auténtico ser vivo.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Kita mungkin benar dalam anggapan bahwa diri adalah sesuatu yang benar-benar hidup.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.자신이 실제로 살아있는 것이라고 짐작하는것에서는 맞을 수 있겠지요.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Mielibyśmy rację, zakładając, że własne 'ja' to żywa materia.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Nous aurions raison de supposer que le moi est une chose vivante réelle.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Vi skulle med rätt kunna anta att självet är ett levande ting.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.We zouden bijna gaan geloven dat het zelf een levend iets is.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Wir hätten Recht, wenn wir annehmen, dass das Selbst eine lebendes Etwas ist.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Θα ήταν σωστό να υποθέτουμε πως ο εαυτός είναι ένας ζωντανός οργανισμός.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Бихме били прави да предположим, че Аз-ът е живо същество.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Ми були б праві, вважаючи, що самосвідомість - це щось живе, реально існуюче.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.Мы были бы правы, полагая, что это самосознание и есть наше существо.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.תהיה אמת בהנחה שהעצמי הוא יישות חיה וממשית.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.كنا لنكون صائبين في الاعتقاد أن الذات هي شيء موجود وحي.
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.我地仲好去認為 黎個自我系個真實存在的東西。
Benliğin gerçekten yaşayan bir şey olduğunu farz etmekte haklı olabilirdik.推測しても間違いないでしょう でも それは投影されたもので
Ben Prensesim. Haklısınız.نعم, نعم انا الاميرة
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız.흔한 질병. 그렇죠, 흔한 질병을 선택하는 게 맞습니다.
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız."La comune." Quella comune - avete ragione.
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız. Niçin peki?Almindelig, den almindelige - Jeg tror det er helt rigtigt, og hvorfor?
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız.Thông thường, loại thông thường
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız.Umum, yang umum. saya pikir itu benar.
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız.בשכיחה. בשכיחה. אני חושב שאתם צודקים לגמרי.
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız.شائع ! المرض الشائع . أعتقد أن هذا صحيح بالطبع .
Bilindik olan. Sanırım, çok haklısınız.なぜならよく起こる病気を治療する薬はたくさん出回っているからです
Biliyorduk ki haklıydık.A my věděli, že máme pravdu.
Biliyorduk ki haklıydık.Dan kami tahu kami benar.
Biliyorduk ki haklıydık.És akkor tudtuk, hogy jó úton járunk.
Biliyorduk ki haklıydık.Francis a aussitôt dit que les chaînes couraient dans des directions absolues.
Biliyorduk ki haklıydık.Francis disse que as cadeias estavam organizadas em direcções absolutas.
Biliyorduk ki haklıydık.그리고 우리는 우리가 맞았다는 것을 알았습니다.
Biliyorduk ki haklıydık.Og vi vidste vi havde ret.
Biliyorduk ki haklıydık.Sapevamo che avevamo ragione.
Biliyorduk ki haklıydık.Ştiam că avem dreptate.
Biliyorduk ki haklıydık.Und wir wussten, dass wir Recht hatten.
Biliyorduk ki haklıydık.Và chúng tôi biết rằng mình đã đúng.
Biliyorduk ki haklıydık.We wisten dat we gelijk hadden.
Biliyorduk ki haklıydık.Y sabíamos que estábamos en lo correcto.
Biliyorduk ki haklıydık.Και ξέραμε ότι είχαμε δίκιο.
Biliyorduk ki haklıydık.И мы знали, что мы правы.
Biliyorduk ki haklıydık.И ние знаехме, че сме прави.
Biliyorduk ki haklıydık.וידענו שצדקנו.
Biliyorduk ki haklıydık.وكنا نعلم بأننا على حق.
Biliyorduk ki haklıydık.本当に全てが2時間ほどで起きたのです
Biliyor musun? çok haklısın.Anda tahu, Anda benar.
Biliyor musun? çok haklısın.Jullie hebben gelijk.
Biliyor musun? çok haklısın.맞습니다. 저분께 박수 보내주시기 바랍니다.
Biliyor musun? çok haklısın.Lo sa, lei ha davvero ragione.
Biliyor musun? çok haklısın.Sie haben wirklich Recht.
Biliyor musun? çok haklısın.Știu, aveți mare dreptate.
Biliyor musun? çok haklısın.Tiene toda la razón.