Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.Και είχε δίκιο.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.И беше права.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.И она была права. Я был очень расстроен, пока однажды...
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.І вона була права.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.והיא צדקה. הייתי מאוד מתוסכל, עד שיום אחד,
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.وقد كانت على حق. كنت محبط جداً، حتى أحد الأيام
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.ある日ロンドンに来てシルク・ド・ソレイユのショーを見た時
Asurlular Mezopotamya'nın acımasız zorbaları olarak haklı bir şöhrete sahipler.Gli Assiri avevano una ben meritata reputazione da bulli brutali della Mesopotamia.
Asurlular Mezopotamya'nın acımasız zorbaları olarak haklı bir şöhrete sahipler.Los asírios tienen una merecida reputación de ser los matones brutales de Mesopotamia.
Asurlular Mezopotamya'nın acımasız zorbaları olarak haklı bir şöhrete sahipler.לאשורים יש מוניטין מוצדק כבריונים האלימים של מסופוטמיה.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Egyúttal megmentettek jogos dühömtől azáltal, hogy egy harmadik utat mutattak.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Ele m-au apărat şi de îndreptăţita mea furie oferindu-mi idei noi despre această tactică alternativă.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Elles m'ont aussi sauvée de ma colère juste en m'offrant un aperçu d'une troisième approche.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.그리고 저의 정당한 분노에서도 저를 구해주었습니다. 세번째 방법 속에서 통찰을 제안하면서 말이죠.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Mi hanno anche salvato dal mio rancore e dalla mia indignazione offrendomi uno sguardo su questa terza via.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Ocaliły mnie również przed słusznym gniewem poprzez zaoferowanie wglądu w trzeci sposób.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Sie retteten mich auch vor meinem gerechten Zorn, indem sie mir Einblicke in diesen dritten Weg gewährten.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.También me han salvado de mi justo enojo al ofrecerme puntos de vista sobre esta tercera vía.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Με σώσανε από τη δικαιολογημένη μου οργή δείχνοντάς μου πώς δουλεύει ο τρίτος τρόπος.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Они также спасли меня от моего праведного гнева, предложив мне третий вариант.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.Те също ме спасиха от собствения ми справедлив яд, давайки ми вътрешното измерение на третия път.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.הן גם הצילו אותי מלהט צדקני על-ידי כך, שסיפקו לי תובנות אל הדרך השלישית הזו.
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.و لقد انقذنني أيضا من غضبي المبرر بإعطائي نظرة مستقبلية من خلال هذا "الحل الثالث".
Ayrıca bu üçüncü yolu hakkında içgörü kazanıp haklı öfkemden de beni kurtarmış oldular.私を身勝手な怒りから救ってくれました フィリピン人の活動家が私に言いました
Baek Seung Jo! Haklısın. Senin başına biraz bela olduğum doğru.백승조!
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.BAek Su Chan brukade alltid skryta om sin son, men jag ser att det var sant.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chan era mereu ocupat sa isi laude baiatul, dar vad ca avea dreptate.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chang luôn khoe về con trai mình, mà giờ tôi thấy đều nói đúng hết.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chan selalu sibuk membicarakan tentang anaknya, tapi kulihat semua itu benar.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chan se la tirava sempre con suo figlio, però vedo che era tutto vero.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chan war immer damit beschäftigt mit seinen Sohn anzugeben,aber wie ich sehe,ist alles wahr.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Baek Su Chan was altijd bezig met het opscheppen over zijn zoon, maar ik zie dat het allemaal waar was.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış. Hiç de değil, çok kibarsınız. Pekala.Какво имаш в предвид дарове?
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Ο Σουνγκ Τσανγκ ήταν πάντα απασχολημένος με το να καυχιέται για τον γιο του, αλλά βλέπω πως όλα ήταν αλήθεια.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.Бэк Су Чан всегда хвастался своим сыном, но, как я вижу, это на самом деле так.
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış..בק סו צאן תמיד דיבר על הבן שלו, אני רואה שהכל אמיתי
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.بيك سو تشان كان دائماً يشيد بأبنه ,ولكننى أرى إنه كان محقاً
Baek Su Chan herzaman oğluyla övünüyordu, ama görüyorum ki haklıymış.いいえ そんな事ありません
Banka beni haklı buluyor doğal olarak.Banka řekne Sale, víte, máte pravdu.
Banka beni haklı buluyor doğal olarak.Ngân hàng nói, Sal, bạn biết đấy, bạn đã đúng
Banka beni haklı buluyor doğal olarak.Nun sagt die Bank, Sal, du weißt, du hast recht.
Banka beni haklı buluyor doğal olarak.Η τράπεζα μου λέει ότι έχω δίκιο.
Banka beni haklı buluyor doğal olarak.Банк каже, Сал, ти знаєш, ти правий.
Banka beni haklı buluyor doğal olarak.私たちの唯一の要件は、 あなたが25万ドルを持っているという事か、
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Behandlingar som är invasiva eller farliga är svåra att rättfärdiga om säkrare alternativ redan finns.
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Druhy liečby, ktoré sú invazívne alebo nebezpečné, je ťažké odôvodniť, ak existujú bezpečnejšie možnosti.
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Invasiivisia tai vaarallisia hoitoja on vaikea perustella, jos käytössä on jo turvallisempia vaihtoehtoja.
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Invasive oder gefährliche Behandlungen sind kaum zu rechtfertigen, wenn sicherere Optionen vorhanden sind.
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Težko je upravičiti zdravljenja, ki so invazivna ali nevarna, če obstajajo varnejše možnosti.
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Trattamenti invasivi o pericolosi sono difficilmente giustificabili se esistono già alternative più sicure.
Başarılı olmayan veya tehlikeli tedavilerin seçimi, eğer daha güvenli seçenekler mevcutsa haklı çıkarılamaz.Трудно е да се оправдаят инвазивните или опасни лечения при наличие на по-безопасни възможности.
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,av dem kan en motta tukt til klokskap og lære rettferdighet og rett og rettvishet;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,da se sprejme pouk v modrem vedenju, v pravičnosti, pravi sodbi in poštenosti,
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Ðể nhận lãnh điều dạy dỗ theo sự khôn ngoan, Sự công bình, lý đoán, và sự chánh trực;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Ðể nhận lãnh điều dạy_dỗ theo sự khôn_ngoan , Sự công_bình , lý đoán , và sự chánh trực ;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Dla pojęcia ćwiczenia w rozumie, w sprawiedliwości, w sądzie i w prawości;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,dosiahnuť kázne rozumu, spravedlivosti, súdu a priamosti,
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,K dosažení vycvičení v opatrnosti, spravedlnosti, soudu a toho, což pravého jest,
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,Klugheit, Gerechtigkeit, Recht und Schlecht;
Başarıya götüren terbiyeyi edinip Doğru, haklı ve adil olanı yapmak,"지혜롭게, 의롭게, 공평하게, 정직하게, 행할일에 대하여 훈계를 받게 하며"