Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Aber wir leben auch in einer Welt mit sehr realen Zwängen und Ansprüchen.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Dar trăim într-o lume cu restricții și debite foarte reale.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.De egy nagyon valós korlátokkal és követelményekkel teli világban élünk.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.하지만 또한 우리는 매우 제한적이고 수요적인 현실 세계에 살고 있습니다.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Maar we leven ook in een wereld met werkelijke beperkingen en eisen.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Ma viviamo comunque in un mondo con vincoli ed esigenze molto reali.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Namun kita juga tinggal di dunia penuh dengan keterbatasan dan kebutuhan.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Nhưng chúng ta sống trong 1 thế giới với nhiều ràng buộc và yêu cầu.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Pero también vivimos en un mundo con limitaciones y demandas muy reales.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Но вместе с тем мы живём в мире весьма реальных ограничений и потребностей.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.Но също така живеем в един свят с много реални пречки и изисквания.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.אבל אנחנו גם גרים בעולם עם אילוצים ודרישות מאוד אמיתיות.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.ولكننا أيضا نعيش في عالم ذو قيود و مطالب جدية جدا.
Fakat aynı zamanda hakiki tehdit ve taleplerin bulunduğu bir dünyada yaşıyoruz.エネルギーと技術は同じものではありません
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.El artista pintó su propia versión de estas señales
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.Encontrou-se todas as quartas-feiras numa estação de metro com 20 amigos.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.트루는 자기만의 안내문들을 출력하여 [#: 문을 붙잡지 마십시오]
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True đã làm phiên bản riêng của anh ta.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True drukte zijn eigen versie van deze tekens.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True ha stampato la sua versione di questi cartelli
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True hat seine eigene Version dieser Schilder gedruckt.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True și-a imprimat versiunea personală a acestor semne.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True wykonał własną wersję tych znaków.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.True напечатал свои собственные версии.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.Vrai a produit sa propre version de ces signes.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.Тру е изработил негови собствени версии на тези знаци.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.Тру надрукував власну версію знаків.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.אמת הדפיס את הגרסה שלו לשלטים האלו.
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.طبع "ترو" نسخته الخاصة من هذه التعليمات
Hakiki, bu işaretlerin kendi versiyonunu çizdi.毎週水曜に地下鉄の駅で20人の友人と待ち合わせて
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Adevărul, tu simti imensitatea Ființei si ceva spune: "Cum aș putea să o păstrez?"
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Néha, ahogy megérzed Igaz Léted, ahogy megérzed roppant nagy terjedelmed egy kérdés van benned:
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.Ste pravdiví, cítite ohromnosť bytia a niečo hovorí: "Ako si to môžem urdžať?"
Hakiki durumu farkeder farketmez, Varlığın sınırsızlığını hissedersin, bir şey 'onu nasıl tutabilirim' der.これは人間関係と同じことなのです。どうやってこのままでいようか、と
Hakiki, gerçek bir hümanist.Ahora, este artista "True" es un humanitario de verdad.
Hakiki, gerçek bir hümanist.Ce qui se passe, c'est que Vrai est un véritable philanthrope.
Hakiki, gerçek bir hümanist.Ei bine, True este un adevărat umanist.
Hakiki, gerçek bir hümanist.트루는 진정한 인도주의자입니다.
Hakiki, gerçek bir hümanist.Nun, True ist ein echter Humanist.
Hakiki, gerçek bir hümanist.Nu, True is een echte menslievende man.
Hakiki, gerçek bir hümanist.Ora, True ha uno spirito umanitario.
Hakiki, gerçek bir hümanist.(Risos)
Hakiki, gerçek bir hümanist.True jest dobrym człowiekiem.
Hakiki, gerçek bir hümanist.True thực sự là một người nhân đạo.
Hakiki, gerçek bir hümanist.А ще Тру — справжній гуманіст.
Hakiki, gerçek bir hümanist.[Надпись: Проезд в депрессии запрещен. Обрети надежду.]
Hakiki, gerçek bir hümanist.Сега. Тру е истински хуманен.
Hakiki, gerçek bir hümanist.עכשיו, אמת הוא הומניטרי אמיתי.
Hakiki, gerçek bir hümanist.نرى بأن "ترو" شخص إنساني بالفعل
Hakiki, gerçek bir hümanist.一人も逮捕されないように
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Đây là chiếc Henry J 1953 Tôi rất thích sự thuần túy -- trong một khu dân cư ở Toledo.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.É um Henry J. de 1953 — tenho a mania da autenticidade — num bairro calmo em Toledo.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Ich bin verrückt nach Authentizität -- in einer ruhigen Wohngegend in Toledo.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.Jestem maniakiem autentyzmu - mieszkam w cichej okolicy Toledo.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.저는 사실성을 굉장히 중요하게 생각합니다.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.--soy un maniático de la autenticidad-- en un tranquilo vecindario de Toledo.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.יש לי שגעון לאותנטיות-- בשכונה שקטה בטולדו.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.للعلم انا شائبة -- في حي هادئ في توليدو.
Hakikiliğe çok düşkünüm - Toledo'da sessiz bir mahallede.ロサンゼルス映画博物館に 寄贈しました
Sadece hakiki ve gerçek olmaya ve그냥 솔직하고 진실한 태도로