Ana içeriğe geç
Sözlük

hakikat ile cümle

hakikat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hakikat ve Metot (Truth and Method) adlı kitabını altmışlı yaşlarında yazmıştır.O livro se divide em cinco partes, que seguem seu argumento.
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu.""Orando, ele teve uma visão, três dias antes de o prenderem: viu seu travesseiro queimado pelo fogo.
Hakikat şaraptadır.A verdade está no vinho.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.Wanneer hij liegt, dan heeft hij gelogen, maar spreekt hij daardoor de waarheid.
Saldırıdan sonra Hakikat bir sigara yaktı ve Morrison'un yüzünde duman yaktı.Na de aanviel stak R-Truth een sigaret op en blies rook tegen het aangezicht van Morrison.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Volgens de Koran is Mozes een boodschapper en profeet.
Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.De waarheid is alleen in God.
Hayatın dört meyvesi: Hakikat, memnuniyet, tefekkür ve Naam.Vier Vruchten van het Leven: Waarheid, Tevredenheid, Contemplatie en Naam (in Naam van God).
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.Rechtvaardigheid ligt in de rechtvaardigheid zelf.
“Bize tuhaf olanı gösterdi, böylece tuhaf olan sıradanlaştı ve biz onun hakikaten ne olduğunu görebildik.”Nog nooit hebben wij eene dusdanige verwoesting aanschouwd”, zo beschreef een tijdgenote de onheilsplek.
Hakikate değer atfetmenize gerek yok.Ik weet niet hoe ik de goede afbeeling moet importeren.
"Tanrılardan hakikati ve de yeryüzündeki her şeyi öğrenen olmadı asla ve olmayacaktır da.'Geen mens kende ooit of zal ooit de waarheid kennen over de goden en alle dingen waarover ik spreek.
Görmek inanmaktır, ama hakikat bu mudur?Zien is geloven, maar is het de waarheid?
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.Znamieniem kłamcy jest jego hojność w przysięganiu bez wymagania przysięgi.
İkisi de hakikati ararlar."Prawdy szukamy obaj".
Siz zaten siz olduğunuzdan bu hakikate uygunsunuz.Właśnie to uczyniło mnie tym, kim jestem.
Komsomolskaya Pravda (Комсомольская правда, "Komsomol'un Hakikatı"), Komsomol'un yayın organı.Centralnym organem prasowym Komsomołu była „Komsomolskaja Prawda” (nakładem 10 mln egzemplarzy).
Bu hisar hakikatten sağlamdı.Donosy okazały się nieprawdziwe.
Abdallık mertebesine ermiş kişi hakikatın mutlak ve doğrudan bilgisine erişebilmektedir.En välputsad fasad kan dölja den egentliga sanningen.
Komsomolskaya Pravda (Комсомольская правда, "Komsomol'un Hakikatı"), Komsomol'un yayın organı.Komsomols centralkommittés propagandatåg «Komsomolskaja pravda».
Şın sözü, gerçek, hakikat anlamına gelir.Han vill ha sanning, verklighet och fakta.
1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanı yazdı.У 1894 стала співавтором Ахмета Мітат Ефенді в написанні роману «Мрія та Правда».
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür."A připomeň v Knize také Mojžíše, jenž byl upřímně oddaným a byl poslem i prorokem.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Média následně působí na člověka, a to nejen svým obsahem, ale i sebou samotným (medium is message).
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Doznávám a znovu tvrdím!
Bununla ortaya çıkan anlayış, aynı zamanda “yüce hakikati bilme” olarak da tanımlanmıştır.Výsledkem bylo toto zjevení, známé jako Slovo moudrosti.
Şın sözü, gerçek, hakikat anlamına gelir.Spune, mândră, adevăru!
Hakikaten de Ossietzky bir yıl sonra, geriye dönük olmak üzere 1935 yılı Nobel Barış Ödülü'nün aldı.Lui Ossientzky i s-a decernat în 1936 Premiul Nobel pentru Pace pe anul 1935.
Suskunluk sarmalı Hakikat Hakikat KapısıDisponibil la adresa Adevărul
Bu hisar hakikatten sağlamdı.Calculele sale nu l-au înșelat.
Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.Az egyetlen igazán létező dolog az Isten.
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Tiszteld feljebb valóidat és légy engedelmes!
Sonuç olarak bütün bunlar efsanedir, hakikatten uzaktır."És minden igazságok közül ez a legcsúfabb.”
Hakikat ve Adalet Partisi veya Hezb-e-Haq-wa-Edalat, Afganistan'daki merkez bir siyasi partidir.Hezb-e-Islami tai Hizb-i-Islami on afganistanilainen islamistinen järjestö ja puolue.
Bu hakikatler eski ve hususiyle yeni tarih vesikalarıyla malûmdur."Astuen esiin sopivalla ja sopimattomalla ajalla heidän on ammennettava varastostaan uutta ja vanhaa.»
Bu hisar hakikatten sağlamdı.Tämä pelko osoittautui aiheettomaksi.
Herkes kendi aklıyla evrensel hakikatlere ulaşabilir.Lopuksi kaikki palaavat omiin universumeihinsa.
Komsomolskaya Pravda (Комсомольская правда, "Komsomol'un Hakikatı"), Komsomol'un yayın organı.Κομσομόλσκαγια Πράβντα (Комсомольская правда, "Η Αλήθεια της Κομσομόλ"), το όργανο της Κομσομόλ.
İkisi de hakikati ararlar.Και οι δύο λένε αλήθεια.
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.Το δικαίωμα στη ζωή είναι εγγενές στον άνθρωπο.
Figürlerin Isle of Lewis adasına gelişi ile ilgili hakikatlerde meçhuldur.HebCelt Festival på Isle of Lewis.
Ayrıca her dinde hakikatin çeşitli unsurları bulunmaktadır.Der vil derudover være forskelle i den enkelte stamme.
(İngilizce) El Salvador için Hakikat Komisyonu RaporuHan var leder for sannhetskommisjonen i El Salvador.
Şın sözü, gerçek, hakikat anlamına gelir.Sannheten er det som er sannhet for deg.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Moses var benevnes også som profet, og det er gjennom profetene Gud kaller sitt folk tilbake.
Hakikaten de Ossietzky bir yıl sonra, geriye dönük olmak üzere 1935 yılı Nobel Barış Ödülü'nün aldı.Ossietzky ble berømt da han i 1936 mottok Nobels fredspris, for året 1935.
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Nå er Awesome Truth splittet opp.
Buna kimsenin itiraz edemeyeceği hakikatini söyleyeceğim.Tidak satupun keberatan diajukan oleh siapa pun.
Öğreti, yüksek hakikatlere götüren yol.Yana = Ajaran, Sundayana : Ajaran mengenai kebenaran yang kokoh.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Istri Musa adalah seorang wanita, anak dari seorang Nabi yang diutus untuk kaum Madyan, yaitu Nabi Syuaib.
Hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.Otoritas pada hakikatnya tidak dapat dijustifikasi.
Hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.Những lời khai cụ thể có thể chứng minh được là không đúng sự thật.
Sühreverdî ışığı, nûr, hakikatin cevheri olarak tanımlamıştır.Cửu tần (九嬪): Tam chiêu (三昭) tức Chiêu nghi (昭儀), Chiêu dung (昭容), Chiêu viên (昭媛).
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu."Tử cống viết: “Quân tử nhất ngôn dĩ vi tri, nhất ngôn dĩ vi bất tri, ngôn bất khả bất thận dã!
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Sự phân chia này thực ra không nhất quán trong thần thoại.
Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için "Mutlak hakikati arama işidir" der.Bởi thế, nhà thơ chân chính là cần nói lên sự thật".
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.近くに人間(獣の飼主)がいたことを暗示する証言は記録されていない。
Örnek: "Kefil olduğunuz gece bekçisi hakikaten güvenilir çıktı; üç gün sonra bizim kasayı yüklenip kayboldu."日来重んぜらるる所也」と書いてあり頼朝の信頼ぶりがうかがえる。
Bunu yaparak hakikati ortaya çıkarmak için mücadele eder.彼は真相を究明しようとする。
Hakikaten böyledir.それが事実だ。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod