Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.Seul ce qui est sacré est réel.
Buna kimsenin itiraz edemeyeceği hakikatini söyleyeceğim.Voilà une vérité dont personne ne discute.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Moïse (à gauche) et un prophète.
Otuz üç sayfadan meydana gelmiş ve İstanbul'daki Tercüman-ı Hakikat Matbaası'nda basılmıştır.Il a été traduit en 39 langues, et inclus aux programmes scolaires de littérature de la Shoah.
Ama bu fotoğrafları yayınlamak hakikate karşı bir borçtur.La discrétion de ces signatures fait pencher en faveur de leur authenticité.
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Messieurs, il faut parler plus haut et plus vrai !
Bunu yaparak hakikati ortaya çıkarmak için mücadele eder.Il tentera de faire éclater la vérité.
Hakikaten böyledir.Voilà la vérité.
Hakikat şaraptadır.En el vino está la verdad.
Hakikati keşfettim.Descubrí la verdad.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.Cuando habla mentira, de suyo habla; porque es mentiroso, y padre de mentira.
Ruh ölümsüz hakikattir, madde ise ölümlü yanlışlık.El Espíritu es Verdad inmortal; la materia es error mortal.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Verdaderamente, entregamos a Moisés la Escritura y después de él seguimos enviando profetas.
Hakikat ne faziletli davranışın karşılığı ne de bazı metinleri kavramanın bir mükafatıdır.Tampoco se asociaba con el Sheol la recompensa para los justos ni el castigo para los inicuos.
Felsefe hakikatı ararken, Sanat güzeli arar.Cuando busco la literatura busco a la persona.
Hakikaten güzel oynadılar ve galibiyeti hakettiler" yorumu yapmıştı.Se defiende bien y sabe cómo crear juego.
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Pido una cosa y la pido con gran seriedad.
Siz zaten siz olduğunuzdan bu hakikate uygunsunuz.En resumen, te es lo que eres.
Uzun süren hakikat arayışı.Pedimos Justicia durante muchos años.
Hakikat, Mysterio'nun zafere ulaştığı sınırın Üstü'nde karşı karşıya kalmasına neden oldu.Tenían una revancha en donde Mysterio salió victorioso.
Hakikat şaraptadır.Nel vino sta la verità.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.Mosè avverte di non adorare altri dei e profeti.
2011 yılında, yeni kurulan Hakikat ve Adalet Partisi'nin bir üyesi olmuştur.Nel 2011 è stata membro del partito Verità e Giustizia, recentemente fondato.
Hakikatte var olan sadece Tanrı'dır.Esiste veramente soltanto Dio.
Bilgelik doğaya kulak vererek hakikati söylemek ve doğru olanı yapmaktır."Chiunque è dalla verità, ascolta la mia voce".
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.La convinzione che la violenza appartiene all'uomo.
Kıbrıs Hakikat.Mezze Verità ...
Hakikat-i hali bir daha ifade ve tasrih edeyim.Vorrei concludere semplicemente con una parola e con una preghiera.
Böylece metot, hakikat arayışı olmaktan öte hakikatin kendisi konumunda olmuştur.Nella favola si è seguitato il verisimile più che il vero.
Hakikati söylemek güçtür.Трудно рассказывать голые факты.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.Когда говорит он ложь, говорит своё, ибо он лжец и отец лжи» (Ин. 8:44).
Hak ve Hakikat Partisi.Партия права и истины (тур.
Hakikat ise, bizzat Tanrının kendisidir.Является ли справедливость Бога истиной?
Bu yargılama Hakikat'i temsil eden bir tüy yardımıyla yapılır.Есть решение суда, подтверждающее это.
Sonuç olarak bütün bunlar efsanedir, hakikatten uzaktır."Такова правда, все остальное — измышления».
“Bize tuhaf olanı gösterdi, böylece tuhaf olan sıradanlaştı ve biz onun hakikaten ne olduğunu görebildik.”«Мы уже осмотрели окопы и, — сказал он, — они нам очень понравились!».
Buna kimsenin itiraz edemeyeceği hakikatini söyleyeceğim.Возражений ни у кого это не вызвало.
Mutluluk hakikati bilerek, ona uygun yaşayarak elde edilir.Считается, что если её попросить искренне, то удача в этой жизни обеспечена.
Şeriatte helâl olan tarikatte haram, tarikatte helâl olan hakikatte haramdır.Зло убо, воистину зло, иже кто таковому деянию обучен!
Komsomolskaya Pravda (Комсомольская правда, "Komsomol'un Hakikatı"), Komsomol'un yayın organı.Сайт «Комсомольской правды», Комсомольская правда |.
Kadampa’nın yedi ilahi hakikati “üç sepet” ve “üç derse” böylece “dört tanrı da” dâhil olmuştur.Также в «Абагар» в разное время были включены два апокрифических сказания: «А се имена Господня числом О̃В.
Şın sözü, gerçek, hakikat anlamına gelir.Истина — слова и значения.
Sühreverdî ışığı, nûr, hakikatin cevheri olarak tanımlamıştır.PONO — эффективность - вот мерило истинности (Effectiveness is the measure of truth) .
O sadece bilineni anımsatmakta ve hakikati tekrar buldurmaktadır.Чтобы вернуться в реальность ему нужно найти и вернуть свои воспоминания.
Şiirlerinin bir kısmını Tercüman-ı Hakikat’e gönderdi.Некоторые из своих стихотворений он сам переложил на музыку.
Bu sebeple insan da hakikat için anahtardır.Основным достоинством для человека считается истина.
Filozoflar: Hakikatin bürhan, delil ve mantıkla öğrenileceğini kabûl ederler.والفلاسفة: وهم يزعمون أنهم أهل المنطق والبرهان.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.يستعان بها لتقرير ما إذا كان المستجوب(المتهم) كاذبا في ما يقول أم صادقا.
Buna kimsenin itiraz edemeyeceği hakikatini söyleyeceğim.هذه هي حقيقة دامغة ما من أحد يستطيع إنكارها.
Öğretmenlerinin teşviki ile yazdığı ilk şiiri, Tercüman-ı Hakikat'te yayımlandı.نشرت قصيدته الأولي التي كتبها بتشجيع من أساتذته في الجريده اليوميه حقيقه المترجم.
Bütün imanımızla inanırız ki rahmetle andığımız Musa hakikatlerin peygamberi ve peygamberlerin en büyüğüdür.يؤمنون بإله واحد روحاني بحت، وأن موسى رسول الله وخاتم رسله، وأن توراة موسى هي كلام الله.
Bu durumda bâtıl seni ele geçiremez, hakikat ise zayıflatmaz.فالمعلم الروحي الصادق لا يوجه إنتباهك إليه ولا يتوقع طاعة مُطلقة أو إعجاباً تاماً مِنك.
Hakikaten de Jackie Brown esas olarak siyahi izleyici için yapılmış bir filmdir.جاكي براون تكريمٌ رائع لأفلام استغلال السود.
Hakikate değer atfetmenize gerek yok.يجب أن لا ننسى وجود مساوئ حقيقية.
Tom'un hakikaten ihtiyacı olduğu tek şey, kucaklaşmaktı.كل ما كان يحتاجه توم حقاً هو عناق.
Istılahta ise gerçeğin ve hakikatin aksini söylemeye yalan denmektedir.A Adaga de Quine (negação da disjunção) é verdadeira se e somente se os operandos são falsos.
İkisi de hakikati ararlar.Bem, ambos, na verdade!".
"Çıplak Hakikat İkna Eder" (PDF).«The Naked Truth» (PDF) (em inglês).
(İngilizce) El Salvador için Hakikat Komisyonu RaporuMinistério das Comunicações, Governo de El Salvador
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Representa o homem obcecado pelo seu apetite devorador e que nada lhe contém.