Ana içeriğe geç
Sözlük

hakikat ile cümle

hakikat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve o halde sen Allah'a güven. Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.Therefore rely on Allah; you are indeed upon the clear Truth.
Niçin bile bile Batılı hakka karıştırıyor, niçin bile bile hakikati gizliyorsunuz?Why do you mix the truth with falsehood and conceal the truth, whereas you know?
Allah belalarını versin onların! Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar.Where are they reverting!
De ki: Ey insanlar, gerçekten de Rabbinizden hak ve hakikat gelmiştir size.Say: 'O men, the truth has come to you from your Lord.
İşte insanlardan bir çoğu, hakikaten ayetlerimizden gafildirler.Surely many men are heedless of Our signs.'
Hakikaten biz zalim kimselermişiz!" derler.We were evildoers.'
Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir.and, when it is recited to them, they say, 'We believe in it; surely it is the truth from our Lord.
Onlara (Kur'ân) okunduğu zaman "O'na iman ettik. Çünkü o, Rabbimizden gelmiş hakikattir.and, when it is recited to them, they say, 'We believe in it; surely it is the truth from our Lord.
O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.He was a penitent.
(Resulüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir.Verily those who ask thy leave, those are they who believe in Allah and His apostle.
Hakikaten onlar yoldan tam çıkmış bir güruhtur.” [7,133; 17,101]Verily they have been a people transgressing.
Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.He is the All-Knower, the All-Seer of His slaves."
Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"And I think you are, indeed, O Fir'aun (Pharaoh) doomed to destruction (away from all good)!"
Hakikaten biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür.And indeed We have put forth every kind of example in this Quran, for mankind.
Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!Indeed you have brought a thing Fariya (an unheard mighty thing).
Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi.Verily! There has come to me of knowledge that which came not unto you.
Her kim ki kendisini gazabım çarparsa, hakikaten o, yıkılıp gitmiştir.And he on whom My Anger descends, he is indeed perished.
Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.They follow but a guess, and verily, guess is no substitute for the truth.
Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.They follow but a guess, and verily, guess is no substitute for the truth.
Sadece ve sadece zanna tâbi oluyorlar. Oysa zan, hakikat karşısında ne ifade eder ki!They follow but a guess, and verily, guess is no substitute for the truth.
(Kardeşleri) dediler ki: Allah'a andolsun, hakikaten Allah seni bize üstün kılmış.They said, “By God, God has preferred you over us.
Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.And invite to your Lord; you are upon a straight guidance.
Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.We are always testing.
Hakikaten İblis onlar hakkındaki zan ve temennisini gerçekleştirdi, muradına erdi.Satan was correct in his assessment of them.
Oysa ben, hakikaten görür idim!, der.Why have You raised me blind when I had sight in the world?"
Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık.Verily we have honoured the Children of Adam.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.To Him belong all that is in the heavens and earth, surely, Allah is the Rich, the Praised.
Halbuki onların hakikatini, gerçek yorumunu Allah’tan başkası bilemez.And no one knows its [true] interpretation except Allah.
Kim Allah’ın hudutlarını çiğnerse hakikaten kendine zulmetmiş olur.And whoever transgresses the limits of Allah has certainly wronged himself.
Hakikat, Rabbinin tarafından gelir.(Muhammad, the essence of) the Truth is from your Lord.
Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar.The curse of God be upon them!
Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi.Say: It has been revealed to me that a company of Jinns listened (to the Qur'an).
Bu, hakikatin ta kendisi olduğu halde, senin halkın onu yalan saydı.But thy people reject this, though it is the truth.
"Bilinenlere hakikat ve bilene bilme gücü veren şeydir".It is "what gives truth to the things known and the power to know to the knower".
Bunlar sizin kendi iddianızdır; hak ve hakikati Allah söyler, doğru yolu da O gösterir.But Allah tells (you) the Truth, and He shows the (right) Way.
Veritas, tanrıça ve Roma erdeminin veya hakikatin kişileştirilmesi.Veritas, goddess and personification of the Roman virtue of veritas or truth.
Büyücü - Evrensel Hakikat Kilisesi'nin eski hükümdarı.The Magus - former ruler of the Universal Church of Truth.
25- Osmanlı Hakikatleri I (Timaş Yayınları)25- Osmanlı Gerçekleri I (Timaş Yayınları) ISBN 978-605-08-2266-3
26- Osmanlı Hakikatleri II (Timaş Yayınları) 27- Osmanlı Hakikatleri III (Timaş Yayınları)26- Osmanlı Gerçekleri II (Timaş Yayınları) ISBN 978-605-08-2764-4
Hakikat ve Kanıt (Truth and Proof) ", Scientific American 220: 63-77."Truth and Proof", Scientific American 220: 63–77.
Hakikat Teorileri (Theories of Truth).McGee Van (1996). "Logical Operations".
Hakikat Bakanlığı (Newspeak: Minitrue) propaganda bakanlığıdır.The Ministry of Truth (Newspeak: Minitrue) is the ministry of propaganda.
Hakikat Bakanlığının varlığının "nasıl" ı budur.This is the "how" of the Ministry of Truth's existence.
Hakikat etkisi, çeşitli faaliyet alanlarında önemli bir rol oynar.The truth effect plays a significant role in various fields of activity.
Hakikat şaraptadır.Im Wein ist Wahrheit.
Ruh ölümsüz hakikattir, madde ise ölümlü yanlışlık.Geist ist unsterbliche Wahrheit; Materie ist sterblicher Irrtum.
Alnındaki üçüncü bir göz ise yüce hakikati anlamaya yarar.Mit dem dritten Auge auf ihrer Stirn ist sie befähigt, höhere Wahrheiten zu erkennen.
Hak ve Hakikat Partisi.Wahlrecht und Parteiensystem.
Bunun otuz bini hakikatli sır olarak Ali'de kalır.Seine dreißig Zutaten werden geheim gehalten.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Diese sind so beschaffen, dass der Mensch sie - etwa an flackernder Beleuchtung - nicht wahrnimmt.
Hakikatin anlaşılabilmesi için Allah'ın yarattığı ayetler ile indirdiği ayetler birlikte okunmalıdır.Jene, die Offenbarungen erleben, verstehen sie als eine Mitteilung, ein Sich-Selbst-Zeigen Gottes.
Hakikatin insanın içinde olduğunu savunur.Die Wahrheit liegt im Inneren des Menschen.
Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.Ich, aufgrund der Tatsache, dass diese Nation an mich glaubt, ...
Hakikaten de Ossietzky bir yıl sonra, geriye dönük olmak üzere 1935 yılı Nobel Barış Ödülü'nün aldı.Ossietzky erhielt 1936 rückwirkend den Friedensnobelpreis für das Jahr 1935.
Hakikat şaraptadır.La vérité est dans le vin.
Tom hakikatten habersiz.Tom ne connaît pas la vérité.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Cela met l'homme face à lui-même, sous son propre jugement et non sous celui d'une divinité.
İkisi de hakikati ararlar.Ils sont tous les deux en quête de la vérité.
Ruh ölümsüz hakikattir, madde ise ölümlü yanlışlık.L’Esprit est la Vérité immortelle ; la matière est l’erreur mortelle.
"Çıplak Hakikat İkna Eder" (PDF).I'd Rather Go Naked » (« Fourrure ?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod