Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.Assuredly God is forgiving and kind.
O halde bir süre daha faydalanın; fakat yakında hakikati bileceksiniz!Well, enjoy yourselves, you will come to know soon.
Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"I truly think, O Pharaoh, your days are done."
Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.They were a few young men who believed in their Lord; so We gave them greater guidance.
Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.I am exhausted from this journey."
Hakikaten benim tarafımdan (ileri sürebilecek) mazeretin sonuna ulaştın.You have my apology."
Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!They exclaimed: "O Mary, you have done a most astonishing thing!
Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi.O my father, to me has come such knowledge as never came to you.
Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.He was a truthful person and a prophet,
Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.You have uttered a grievous thing
Hakikaten bize vahyolundu ki: (Peygamberleri) yalanlayan ve yüz çevirenlere azap edilecektir.It has been revealed to us that punishment will befall him who denies and turns away.
Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur.Surely he is your chief who taught you magic.
Hakikaten Harun, onlara daha önce: Ey kavmim! demişti, siz bunun yüzünden sadece fitneye uğradınız.Aaron had indeed told them earlier: "O my people, you are being only misled with this.
Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!, der.He will ask: "O Lord, why have you raised me blind when I was able to see?"
Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.Verily they were among the doers of good.
Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.Verily God is forgiving and kind.
Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.Surely God is all-sufficing, worthy of praise.
Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.You are surely on the right path.
Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.In fact We have sent the truth to them, but they are liars.
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.I have rewarded them this day for they were constant, and they have come to attainment."
Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resulüne iman etmiş kimselerdir.Surely those who ask leave of you are the ones who believe in God and His Apostle.
Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı.He led me astray from the Warning after it had come to me.
Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.Certainly you stand on positive truth.
Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir.It's the truth from our Lord.
Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.O Prophet, We have sent you as a witness and a bearer of happy tidings and an admonisher,
Müttakiler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.Surely those who fear and follow the straight path will be in a place of peace and security
Hakikat şu ki, Rabbimizin şanı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.Exalted is the glory of our Lord; He has neither wife nor son.
Allah'ın şahitlik ettiği bir hakikatı bile bile inkar edenden daha zâlim kim olabilir?Who is more wicked than he who conceals the testimony he received from God?
Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.
Artık hakikat ortaya çıkmış ve onların bütün yaptıkları boşa gitmişti.Thus the truth was upheld, and the falsehood that they practised was exposed.
Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir öğüt ve ibret gelmiştir.Through them has the truth come to you, and guidance, and reminder to those who believe.
Aziz'in, karısı da: "Şimdi hak ve hakikat olduğu gibi ortaya çıktı.The wife of the minister said: "The truth has now come out.
Biz bu Kur'an'ı hak olarak indirdik, O, bütün hakikatleri içinde toplayarak indi.We have sent it down with truth, and with truth has (the Qur'an) come down.
Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.They were a few young men who believed in their Lord; so We gave them greater guidance.
Hakikaten benim tarafımdan ileri sürülebilecek son mazerete ulaştın.You have my apology."
"Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."Go to the Pharaoh as he has become exceedingly rebellious."
Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.I have rewarded them this day for they were constant, and they have come to attainment."
Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı.He led me astray from the Warning after it had come to me.
Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.Certainly you stand on positive truth.
Çünkü o, Rabbimizden gelmiş hakikattir.It's the truth from our Lord.
Hakikat şu ki o, çok büyük devlet sahibidir" dediler.He indeed possesses great good fortune."
"Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman biz hakikaten cezalanacak mıyız?"(Do you think) we would be paid back our due when we are dead and reduced to dust and bones?'
O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.We found him patient in adversity, an excellent devotee, always turning in repentance.
Hayır, onlar düşünüp hakikati anlamazlar.In fact they are certain of nothing.
Allah’ın, kitabı vasıtasıyla kendisine ulaştırdığı hakikati gizleyenden daha zalim kim olabilir?Who is more wicked than he who conceals the testimony he received from God?
Hakikat, Rabbinin tarafından gelir. Bunda hiçbir tereddüdün olmasın!This is the truth from your Lord, so do not be in doubt.
Ey Ehl-i kitap! Niçin bile bile Batılı hakka karıştırıyor, niçin bile bile hakikati gizliyorsunuz?O people of the Book, why do you mix the false with the true, and hide the truth knowingly?
İşte size Allah tarafından bir nûr ve hakikatleri açıklayan bir kitap geldi.To you has come light and a clear Book from God
Öyleyse nasıl oluyor da bu hakikatten vazgeçiriliyorsunuz?”So where do you stray?"
De ki: “O şeriklerinizden hakikate götürecek var mı?Ask: "Is there one among those you associate with God who can show the way to the truth?"
Dürüst olmaya devam edin, müstakim olun ve sakın hakikati bilmeyenlerin yoluna tâbi olmayın!”Therefore persist and do not follow the path of those who are ignorant."
Beni dinlersen derhal şehri terk et!Ben, hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim!”Go away from the city. I wish you well."
Allah da şöyle buyurur: “Biz size gerçeği getirmiştik.Fakat çoğunuz hakikatten hoşlanmamıştınız.”We have brought to you the truth, but most of you despise the truth.
Nasıl da hakikatten vazgeçiriliyorlar. [9,30; 33,19]May God damn them, how pervert are they!
İşte Allah’ın hudutları! Kim Allah’ın hudutlarını çiğnerse hakikaten kendine zulmetmiş olur.Any one who exceeds the limits set by God sins against his own self.
Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.And remember Idrees in the Book; he was indeed very truthful, a Prophet.
Onları rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.And We admitted them into Our mercy; indeed they are among those who deserve Our proximity.
O halde sen Allah'a güvenip dayan. Çünkü sen apaçık hakikat üzeresin.Therefore rely on Allah; you are indeed upon the clear Truth.
Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have indeed sent you as an observing present witness and a Herald of glad tidings and warning.
Bilmez misin ki, hakikaten göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, hepsi O'nundur.Do you not know that for Allah only is the kingship of the heavens and the earth?