Ve bu senin sevincin çünkü her zaman, gücünü yeniden Hakikatte buluyorsun.A toto je vašou radosťou, pretože vždy nájdete znova svoju silu v Pravde.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Dan ini benar-benar enak.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!En dit is echt heerlijk.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!E questo è davvero buono.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Et c'est vraiment délicieux.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!I to jest naprawdę pyszne.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Mà món này thật sự rất ngon.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Och det här är verkligen gott.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Pa še tile rezanci so res odlični.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Si asta e chiar delicios.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Und das ist wirklich lecker!
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!Και αυτό είναι πολύ νόστιμο.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!И это действительно вкусно.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!וזה ממש טעים.
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!وهذا لذيذ حقاً
Ve bu yemek de nefis olmuş hakikaten!完璧だわ すごいわボン・ジュング
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.A mohou být skutečně přítomní a pozorovat, co se děje uvnitř.
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.A môžu byť skutočne prítomní a pozorovať, pozorovať čo sa deje vovnútri.
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.Sie können wirklich präsent sein und zugucken, was innerlich passiert.
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.Și pot fi cu adevărat prezenți și privesc, observă ce se întamplă în interior.
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.Y puede realmente estar presentes y observar, ¿sabes? lo que ocurre en su interior
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.Και μπορούν να είναι πραγματικά παρόντες και να παρακολουθούν τι συμβαίνει εσωτερικά.
Ve hakikaten mevcut bulunup içerde ne olup bittiğini izleyebiliyorlar.これができるのであれば、とてもよいエクササイズになります。何が起こったのか、わたしにフィードバックをお願いします
Ve içimizde değişmeyen bir hakikat vardır.E há uma verdade dentro de nós mesmos que não está mudando.
Ve içimizde değişmeyen bir hakikat vardır.En er is een waarheid in onszelf die niet verandert.
Ve içimizde değişmeyen bir hakikat vardır.Och det finns en sanning inuti oss själva som inte förändras.
Ve içimizde değişmeyen bir hakikat vardır. Onun da değişmeye ihtiyacı yoktur.A bensőnkben pedig van egy olyan igazság, amely nem változik.
Ve içimizde değişmeyen bir hakikat vardır.Y hay una verdad dentro de nosotros mismos que no va a cambiar.
Ve shipmates, bu da neydi? Hakikat karşısında vaazAnd 뱃친구를, 그게 뭐야? 의 얼굴을 진실을 설교
Ve shipmates, bu da neydi? Hakikat karşısında vaazΚαι αυτό ήταν ότι, συνναύτες; Να κηρύξουν την αλήθεια στο πρόσωπο του
Ve shipmates, bu da neydi? Hakikat karşısında vaazומה היה, כי המלחים? כדי להטיף את האמת על פני
Ve shipmates, bu da neydi? Hakikat karşısında vaazوماذا كان ذلك ، زملاء الملاح؟ للتبشير الحقيقة لوجه
Ve shipmates, bu da neydi? Hakikat karşısında vaaz偽り!それはそれでした!
Ve sunu da itiraf edeyim, muzeleri harikulade. Hakikaten muazzam bir is cikarmislar.Les diré, sin embargo, que el museo es fantástico, de verdad que hicieron un trabajo fantástico.
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.-
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.Ich will keinen schlechten Witz machen, aber er war "épuisé".
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.그렇게 나쁘진 않았는데, 제목 그대로 별로였어.
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.Nie chodzi o złą robotę, ale to było "epuise".
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.No fue un mal trabajo, pero fue epuise.
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.Non è un brutto film, ma era "epuise"
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.Не беше лоша работа, но беше изчерпан.
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.במאי 1: סליחה על הבדיחה הגרועה, אבל זה באמת היה אפיוזה.
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.إنه ليس عمل سيئ، لكنه مرهق.
Y1: Kötü bir espri olacak ama hakikaten epuise idi.退屈で うんざりするような ひどい映画だ
Ya da belki hakikat ya da hepsi ya da biri ve aynı zamanda ben...senim.I jestem też... tobą.
Ya da belki hakikat ya da hepsi ya da biri ve aynı zamanda ben...senim.Kanske är jag sanning, kanske är jag allt och en. Jag är också...du.
Ya da belki hakikat ya da hepsi ya da biri ve aynı zamanda ben...senim.Kenties totuus, kenties kaikki tai kenties yksi. Minä olen myös sinä.
Ya da belki hakikat ya da hepsi ya da biri ve aynı zamanda ben...senim.Måske er jeg sandhed. Måske er jeg alt eller noget af det. Jeg er også ... dig.
Ya da belki hakikat ya da hepsi ya da biri ve aynı zamanda ben...senim.Ίσως η αλήθεια, ίσως όλοι, ίσως ένας, και είμαι επίσης... εσύ.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Así pues despertar significa estar completamente consciente y despierto a esta verdad.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Dus, ontwaken betekent: volledig gewaar zijn en wakker voor deze Waarheid.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Então despertar significa ser completamente consciente e desperto para esta verdade.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Så uppvaknande betyder att vara fullständigt medveten om och vaken till denna sanning.
Yani aydınlanmak, tamamen bu hakikatin farkına varmaktır.Tehát a felébredés erre az igazságra való teljes tudatosságot és ráébredettséget jelenti.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.Così questo progetto ha davvero assunto questa sua propria vita organica interna.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.Deci acest proiect chiar are o viata organica proprie.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.De modo que este proyecto en realidad ha adoptado esta vida orgánica interior propia.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.Donc ce projet a réellement pris une vie organique propre.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.Így e projekt valójában saját, belső, szerves életet alakított ki magának.
Yani bu proje hakikaten kendi organik yaşamını yaratmıştı.이 프로젝트는 정말 자신만의 이런 내면의 오가닉 삶을 이끕니다