Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.Se actúa de forma comprometida y luego se empiezan a comprender las verdades de la religión.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.Te comporți într-un mod dedicat, şi apoi începi să înțelegi adevărurile religiei.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.Ti comporti in un modo preciso, e poi inizi a comprendere le verità della religione.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.Zachowujesz się w zdeklarowany sposób, i wtedy zaczynasz rozumieć prawdy religii.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.Δεσμεύεσαι σ' έναν τρόπο ζωής, κι έπειτα αρχίζεις να καταλαβαίνεις τις αλήθειες της θρησκείας.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.Държиш се по ангажиран начин и тогава започваш да разбираш истината за религията.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.И только потом он осознает религиозные истины.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.בני אדם הופכים להיות מסורים, ואז מתחילים להבין את אמיתות הדת.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.إذ تسلك وتتصرف بالتزام ومن ثم تبدأ بفهم حقائق الدين.
Teslim olmuş şekilde davranır, ve sonra dinin hakikatlerini anlamaya başlarsınız.それが宗教の真理を 理解する始まりです 宗教の教義は行為につながるように 作られていますから
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Ako by len divoké býval dosť blízko k prírode a pravda požičať od Trope ne.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Als ob nur die wilden wohnte nahe genug, um Natur und Wahrheit zu einem Tropus aus leihen sie.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Alsof alleen de wilde woonde dicht genoeg bij de natuur en Waarheid om een troop lenen van ze.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.인디펜던스 연합은에서 문채 빌려 자연과 진실에 가까이 dwelt에만 것처럼 그들.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Ikään kuin vain Savage asui tarpeeksi lähellä Luonto ja Totuuden lainata kielikuvaa alkaen niitä.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Jakby tylko dziki mieszkali na tyle blisko natury i prawdy pożyczyć od tropem nich.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Jako by pouze divoké bydlil dost blízko k přírodě a pravda půjčit od trope ně.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Kot da samo divjak živel dovolj blizu narave in resnice, da si izposodimo trope od njimi.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Mintha csak a vad lakott közel ahhoz, hogy természet és igazság kölcsönkérni egy trópus a őket.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Nếu chỉ có dã man ở gần đủ để thiên nhiên và sự thật để mượn một ngụ ý từ chúng.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Seolah-olah hanya tinggal buas cukup dekat untuk Alam dan Kebenaran untuk meminjam kiasan dari mereka.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Som om bara de vilda bodde tillräckligt nära till naturen och sanningen att låna en TROP från dem.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Som om kun den brutale boede nær nok til Natur og Sandhed at låne en trope fra dem.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Как будто только дикие жили достаточно близко к Природе и Истине, чтобы заимствовать из троп них.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Както и ако само дивак живееше достатъчно близо до природата и Истината, за да заеме тропа от тях.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.Неначе тільки дикі жили досить близько до Природи та Істині, щоб запозичити з стежок них.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.כאילו רק פרא וישב קרוב מספיק אל הטבע האמת לשאול מליצה מ אותם.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.كما لو توقفت فقط وحشية بما يكفي لقرب الطبيعة والحقيقة أن تقترض من المجاز لهم.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.それら。 どのようノースウェスト準州またはマン島で離れて棲む学者は、、できる
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.Am pilotat acest vehicul și am pierdut un motor, dar am continuat să planăm.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.A skutečně. Počítače zálohují jeden druhý.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.Chúng ta đã bay trên phương tiện này và mất động cơ, và tiếp tục bay lượn.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.De hecho. hemos volado este vehículo y perdido un motor y hemos continuado cerniéndonos (flotando).
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.In pratica abbiamo gia' perso un motore in volo, continuando a volare.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.그래서 우리는 비행중에 엔진을 잃어도 계속 떠 있을 수 있습니다.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.Nous avons vraiment volé dans cet engin et perdu un moteur, mais continué à voler.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.Wir haben schon mal im Flug einen Motor verloren, und sind trotzdem weitergeschwebt.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.Zdarzyło nam się już lecieć tym pojazdem i straciliśmy silnik, a pomimo to utrzymaliśmy się w zawisie.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.Всъщност летяхме с това превозно средство, изгубихме един мотор и продължихме да кръжим.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.У нас были полёты на этой машине с поломкой двигателя, и мы не перевернулись.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.אם אתם רוצים להישאר בחיים אתם חייבים גיבויים והטסנו את הכלי הזה וממש איבדנו מנוע
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.وقد قمنا في الواقع بقيادة المركبة وفقدا محرّكا, وواصلنا التّحليق.
Ve biz hakikaten bu aracı uçurduk ve bir motor kaybettik,... ...ve uçmaya devam etti.空中に留まることができました。 コンピュータもお互いに補完しあいます。「投票システム」を採用し、
Ve burada hakikaten dört şey var.1つ目は教育問題です
Ve burada hakikaten dört şey var.여기에는 4가지 요소가 있습니다
Ve burada hakikaten dört şey var.Dan ada empat ide di sini.
Ve burada hakikaten dört şey var.E ci sono davvero quattro cose qui.
Ve burada hakikaten dört şey var.Er spelen hier vier zaken.
Ve burada hakikaten dört şey var.Et vraiment il y a quatre points ici.
Ve burada hakikaten dört şey var.Máme zde čtyři oblasti.
Ve burada hakikaten dört şey var.Mamy tutaj cztery kwestie.
Ve burada hakikaten dört şey var.Négy dologról van itt szó:
Ve burada hakikaten dört şey var.Și sunt de fapt patru lucruri.
Ve burada hakikaten dört şey var.Und es gibt genau vier Dinge hier.
Ve burada hakikaten dört şey var.Và thật ra còn có 4 điều nữa.
Ve burada hakikaten dört şey var.Y hay aquí, en verdad, cinco factores.
Ve burada hakikaten dört şey var.Всъщност, тук има четири неща.
Ve burada hakikaten dört şey var.Тут можно выделить четыре группы.
Ve burada hakikaten dört şey var.ובאמת יש כאן 4 דברים.
Ve burada hakikaten dört şey var.والواقع أن هناك أربعة أمور هنا