Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.Mint a zene -- pontosan olyan, mint a zene.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.Nó như âm nhạc, thật sự là âm nhạc
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.Simile alla musica, proprio come la musica.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.Είναι σαν μουσική -- πραγματικά, είναι σαν μουσική.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.Точно като музика е... наистина е като музика.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.Это просто музыка, это действительно музыка.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.זה ממש כמו מוזיקה -- זה ממש כמו מוזיקה.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.انها تشبه الموسيقى -- حقا هو تماما مثل الموسيقى.
Müzik gibi - hakikaten müzik gibi.そして50億年分の協奏曲を
Neden mi? Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Mivel a NATO nem lehetett 100%-ban biztos, hogy ezen támadások mögött valójában a Kreml állt.
Neden mi? Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Pentru că NATO nu putea să fie 100% sigură că în spatele acestor atacuri era mâna Kremlinului.
Neden mi? Çünkü NATO, Kremlin'in hakikaten bu saldırıların arkasında olduğundan yüzde yüz emin değildi.Protože si nemohlo být 100% jisté, že za útoky stál opravdu Kreml.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Các nhà làm phim Nigeria thật sự, thật sự, đang làm điều họ thích.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Die nigerianischen Filmemacher tun wirklich das, was sie mögen.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.I registi nigeriani, stanno veramente facendo ciò in cui credono.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.나이지리아의 영화제작자들은 정말 그들이 좋아 하는 일을 하고 있습니다.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Les réalisateurs nigérians font vraiment, vraiment ce qu'ils aiment.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Los cineastas nigerianos realmente están haciendo lo que les gusta.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Nigeriaanse filmmakers doen echt wat ze leuk vinden.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Nigeryjscy filmowcy naprawdę robią to, co lubią.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Regizorii nigerieni fac într-adevăr ceea ce le place.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Кинематографисты Нигерии действительно делают то, что им нравится.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.Нигерийските филмови дейци наистина, наистина правят онова, което им харесва.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.יוצרי הסרטים הניגריים באמת, באמת עושים את מה שהם אוהבים.
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.صناع السينما النيجيريون حقا , حقا, يفعلون ما يحبون .
Nijeryalı film yapımcılari hakikaten de sevdikleri şeyi yapıyor.これは彼らにとっても 観客にとっても
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Az óceán valóban öngyógyító és toleráns egy bizonyos pontig, de jó őreinek kell lennünk.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Das Meer ist in der Tat sehr widerstandsfähig und bis zu einem Punkt tolerant, aber wir müssen es beschützen.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.De oceaan is inderdaad veerkrachtig en tolerant tot op zekere hoogte, maar we moeten goed op haar passen.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.El océano es, de hecho, resiliente y tolerante hasta un punto, pero debemos ser buenos guardianes.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Havet kan vara riktigt tåligt till en viss punkt, men vi måste vara bra skötare.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.바다는 참으로 회복능력이 있고, 어느 정도는 관대하지만 우리는 그것을 잘 관리해야만 합니다.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.L'océan est, de fait, résilient et tolérant jusqu'à un certain point, mais nous devons être de bons gardiens.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.L'oceano resiste, ma ci tollera fino a un certo punto, ma noi dobbiamo esserne i custodi.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Morje je prav gotovo odporno in strpno, a le do določene mere, zato moramo zanj dobro skrbeti.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Ocean ma odporność i pewną tolerancję, ale musimy dobrze o niego dbać.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Oceanul este, într-adevăr, rezistent și tolerant până la un punct, dar trebuie să fim paznici buni.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.Океанът е, наистина, издръжлив и търпелив до определена степен, но ние трябва да сме добри пазители.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.האוקיינוס הוא, אכן, עמיד וסובלני עד לנקודה מסוימת, אבל אנחנו חייבים להיות אפוטרופוס טובים.
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.والمحيطات ، في الواقع ، مرن ومتسامح إلى حد ما ، لكن يجب ان نكون اوصياء جيدون
Okyanuslar, hakikaten, bir aşamaya kadar dirençli ve toleranslı, ama bizim iyi bekçiler olmamız gerekiyor.私たちはしっかりと管理せねばなりません。 私が海中写真家になったのは
Onlar hakikaten yetiştiler.Chiar au venit puternic din urma.
Onlar hakikaten yetiştiler.Ci hanno davvero raggiunti.
Onlar hakikaten yetiştiler.De kom verkligen ikapp.
Onlar hakikaten yetiştiler.Eles apanharam-nos mesmo.
Onlar hakikaten yetiştiler.Họ thật sự đã bắt kịp.
Onlar hakikaten yetiştiler.Ils se sont vraiment remis à niveau.
Onlar hakikaten yetiştiler.정말 빠르게 따라잡았지요.
Onlar hakikaten yetiştiler.Mereka benar-benar mengejar.
Onlar hakikaten yetiştiler.Naozaj všetkých dobehli.
Onlar hakikaten yetiştiler.Naprawdę dogonili.
Onlar hakikaten yetiştiler.Ők valóban felzárkóztak.
Onlar hakikaten yetiştiler.Opravdu to dohnali.
Onlar hakikaten yetiştiler.Realmente los alcanzaron.
Onlar hakikaten yetiştiler.Sie haben wirklich aufgeholt.
Onlar hakikaten yetiştiler.Ze hebben echt een inhaalslag gemaakt.
Onlar hakikaten yetiştiler.Στ' αλήθεια κάλυψαν τη διαφορά.
Onlar hakikaten yetiştiler.Вони дійсно наздогнали.
Onlar hakikaten yetiştiler.Они действительно всех догнали!
Onlar hakikaten yetiştiler.Те наистина настигат останалите.