Bu dönemde hükümete ve İran Şah'ına hakaretten tekrar hapise girdi.За оскорбление правительства и иранского шаха писатель снова попадает в тюрьму.
Ondan kurtulmak ister ve ona hakaretler eder.Муж разлюбил и хочет избавиться от неё.
Hayâsızca bana hakaret etti, sanki iğrenç bir şeymişim gibi gözünü dikip baktı.А он как вытаращит глаза, начал что-то лопотать, видно, что смутился жутко.
Amacımız hakaret değildi.Это не было умышленным.
Hakaret suçunun cezası nedir?Что послужило мотивом к преступлению?
Calvin sonra dönüp annesine: "Anne, babam bana hakaret ediyor!."Вернулись, и отец сказал: "Все, мать!
Kadının söylediği hiçbir şeye karşı çıkmaz ve onuruna hakaret etmez.لم يخرج أى رد فعل تجاه ماقالته المرأة ولم يهن شرفها .
Japon hükümeti bunu direk bir hakaret olarak aldı.الأمر الذي أعتبرته اليابان عملاً عدوانياً.
O siyahi insanlara hakaret etmek istedim.كما أعان على قتل الأسود العنسي.
Kleopatra ise bunu hakaret addetmişti.لوليتا، إلا أنه كانت هناك انتقادات لها.
Ve oldukça hakaret eder.وهذا وضع حرجٌ جداً.
John Lilburne Parlamento üyelerine hakaret ettiği için tutuklanır.جون Limeburner كان محكوم عليه في شارلوت.
Muhammed içeri girerek Osman'a hakarette bulundu.ولما وصل إليه استأذن على هشام ودخل.
Japon hükümeti bunu direk bir hakaret olarak aldı.O governo japonês tomou isso como uma afronta direta.
O siyahi insanlara hakaret etmek istedim.Eu queria insultar as pessoas, em especial o preto.
Kalabalık bunu hakaret kabul etti ve kız hemen yakalandı ve hayatına orada yakılarak son verildi.A população, ofendida, imediatamente capturou a garota e a executou queimando-a viva.
"'Gay' kelimesi hakaret sayılmamalıdır".«"Ser gay não é opção"».
Şu hakarete bakar mısınız lütfen!Eu me vingarei dessa ofensa!
Biri size hakaret ederse önce onu uyarın, eğer devam ederse ortadan kaldırın.Avisa-a que se for preciso, ele mesmo acaba com ela.
Bu kitabı yüzünden hakkında çeşitli hakaret davaları açıklandı.Diversas razões foram propostas para a omissão destes livros.
Bunun genel bir hakaret mi yoksa kökeni ile ilgili mi olduğu açık değildir.Ela é incerta sobre se ela está iludida ou se existe um complô contra ela.
Ondan kurtulmak ister ve ona hakaretler eder.Ela se apieda dele e o insulta.
Fakat Oronte gayet kızgındır ve bu safer kızgındır ve kızgısını Rugerrio'ya hakaret etmekle almaya çalışır.Seu avô parece severo e zangado, mas anseia para que Marius volte.
Başlangıçtan itibaren kalabalık İmparator I. Justinianus'a hakaretler etmeye başladı.De menigte begon al meteen vanaf het begin beledigingen naar het hoofd van Justinianus te slingeren.
Hakaret örneklerinden bir tanesi şöyle: Bir çiftçi gibi dövüşüyorsun.Men krijgt een belediging naar het hoofd geworpen (bijvoorbeeld: "Je vecht als een melkboer").
O siyahi insanlara hakaret etmek istedim.Hij verwierf het zwarte gewondeninsigne.
Eşcinsel olmayan erkek bireylere hakaret olarak da kullanılır.Zelf onterecht voor homoseksueel worden aangezien.
Ayıldığı zaman babası tarafından da alenen hakarete maruz bırakılır.Voor haar rebellie werd ze publiekelijk onthoofd door haar vader.
Onun İslam'a hakaret ettiklerini savunmuşlardır.Hij beschuldigt de ISI ervan banden met Haqqani te hebben.
Şu hakarete bakar mısınız lütfen!En gevraagd om dat stoten!
Amacımız hakaret değildi.Diender Niet beledigend.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!Mee toezien op deze sancties. e.
Mısır'ı kurtarmış olan üvey annesi Şecer-üd-Dürr'e hakaretkar tutumlar gösterdi.Bij haar geboorte werd zij door haar moeder (die zij nooit heeft gekend) ter adoptie afgestaan.
Bu konuda kendisine açılan hakaret davasını kaybetmiştir.Zij heeft hierop klacht tegen hem ingediend.
Yılın Hakareti (2010) – Rey Mysterio'nun ailesini rahatsız etmesi.Het Koningstientje (2013): Ter gelegenheid van de inhuldiging van koning Willem-Alexander.
Üstüne üstlük bir de onlara hakaretler eder.Ook kunnen zij insulten krijgen.
Ondan kurtulmak ister ve ona hakaretler eder.Hierdoor voelt hij zich vernederd en probeert haar te vermoorden.
Bize hakaret ettiler.Ze hebben ons beledigd.
Onun İslam'a hakaret ettiklerini savunmuşlardır.Tam przyjęli oni islam.
Poe, gazetenin editörü Francis Duffee'ye karşı, hakaret sebebiyle dava açtı.Poe wniósł sprawę do sądu o zniesławienie przeciwko redaktorowi gazety Francisowi Duffee.
Elle Driver Pai Mei'in yanında eğitimi sırasında ona hakaret eder, ona "zavallı yaşlı deli" der.Elle wyjawiła, że Pai Mei wyłupił jej oko po tym, jak nazwała go „żałosnym, starym głupcem”.
Jericho, daha sonra hakaret ettiği ve aşağıladığı Malenko'nun bir portresini yanında getirmeye başladı.Po ich walce Jericho zaczął wchodzić do ringu z portretem Malenko i obrażać go przed widownią.
O siyahi insanlara hakaret etmek istedim.Był wyzywany od czarnuchów itp.
Japon hükümeti bunu direk bir hakaret olarak aldı.Rząd etiopski potraktował to jako oszczerstwa.
Ama şu hakarete bir de yandan bakar mısınız lütfen!O Syndare! kom hit och se.
Üstüne üstlük bir de onlara hakaretler eder.För andra betydelser, se Sarrià de Ter.
Ve oldukça hakaret eder.Den är relativt aggressiv.
O siyahi insanlara hakaret etmek istedim.Han var motståndare till rösträtt för de svarta.
Japon hükümeti bunu direk bir hakaret olarak aldı.Japanska staten heläger Taishoön.
Birbirlerine hakaret etmeye başladılar ve program, Jericho'nun Zayn'e Codebreaker yapmasıyla sona erdi.Folk kommer att svälta, de kommer att äta varandra, har Kuznetsov berättat för Russia Today.
Hakaret (film) - 2017 yapımı film.Okänd soldat (film, 2017), filmatisering av romanen.
Ve bunlara izinsiz dokunulması ya da kesilmesi de hakarettir.Avskräcker inte detta heller så anfaller de och biter.
Eski Arap kültüründe bir kişinin sarığını atmak, düşürmek hakaret olarak kabul edilirdi.Att kalla någon för grävling i Frankrike är en förolämpning.
Ancak, hayatının kalan kısmında hakarete uğramışlığı devam etmemiştir.Hur hon levde återstoden av sitt liv finns det inga källor om.
Hakaret suçunun cezası nedir?Яким буде покарання?.
O siyahi insanlara hakaret etmek istedim.Це було для чорношличників ганьбою.
Claudia Roth hakaret davası açtı.Наталія Вітренко зазначені звинувачення спростовувала.
"'Gay' kelimesi hakaret sayılmamalıdır".Тренеру не варто було говорити неправду».
Hakaret (film) - 2017 yapımı film.«Процес» (2017) — документальний фільм реж.
Üstüne üstlük bir de onlara hakaretler eder.Говорячи так, ти мене ображаєш.