Ana içeriğe geç
Sözlük

hakaret ile cümle

hakaret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Notre âme est assez rassasiée Des moqueries des orgueilleux, du mépris des hautains.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.overmæt er vor Sjæl af de sorgløses Hån, de stoltes Spot!
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.rikelig mettet er vår sjel blitt med spott fra de trygge, med forakt fra de overmodige.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Rikligen mättad är vår själ med de säkras bespottelse, med de högmodigas förakt.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Sehr voll ist unsre Seele von der Stolzen Spott und der Hoffärtigen Verachtung.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Sielumme on jo kyllänsä saanut suruttomien pilkasta, ylpeitten ylenkatseesta.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Sudah cukup kami diolok-olok orang kaya, dan dicemooh orang-orang yang sombong
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Καθ' υπερβολην εχορτασθη η ψυχη ημων απο της υβρεως των τρυφωντων, απο της εξουδενωσεως των υπερηφανων.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.Пресити се душата ни От надуването на охолните, И от презрението на горделивите.
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.רבת שבעה לה נפשנו הלעג השאננים הבוז לגאיונים׃
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.‎كثيرا ما شبعت انفسنا من هزء المستريحين واهانة المستكبرين
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.我 們 被 那 些 安 逸 人 的 譏 誚 、 和 驕 傲 人 的 藐 視 、 已 到 極 處
Rahat yaşayanların alayları, Küstahların hakareti Canımıza yetti.我 們 被 那些 安逸 人 的 譏誚 、 和 驕傲人 的 藐視 、 已到 極處
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Du fornærmer mig ved at tale sådan noget vrøvl!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!'Je beledigt me door te praten zulke onzin!' "Heb ik niet meen het!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!'Kalian menghina saya dengan berbicara omong kosong seperti itu! " Aku tidak serius!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Me insultas hablando tonterías!" Yo no quise decir eso!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Ti me žali, ki jih govorijo take neumnosti!" "Nisem to pomeni!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!'Você me insulta por falar tal absurdo! " Eu não quis dizer isso!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Vous m'insultez par des bêtises pareilles!" "Je ne voulais pas dire!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."A sértés velem beszélni, mint ostobaság!" "Én nem jelenti azt, hogy!" Könyörgött szegény Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı.'Bạn xúc phạm tôi bằng cách nói chuyện vô nghĩa như vậy!' "Tôi không có nghĩa là nó đã nhận nghèo Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Du förolämpar mig genom att prata sådana dumheter!" "Jag menade inte det!" Bad stackars Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı.'당신이 그런 말씀을 하시다니로 날 모욕!', '내가 아니 었어! "가난한 앨리스가 받았다.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."M-ai insulta prin a vorbi prostii, cum ar!" "Eu nu am vrut!" A pledat săraci Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Sie beleidigen mich, indem reden so einen Unsinn!" "Ich war das nicht gemeint!" Flehte die arme Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Sinä loukkaat minua puhumalla moista hölynpölyä!" "En tarkoittanut sitä!" Vetosi köyhien Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı.'Tu mi insulto da dire sciocchezze del genere!' 'Io non volevo!' Implorato la povera Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Ty ma urážať tým, že hovorí ako nezmysel!" "Ja to tak nemyslel!" Obhajoval zlé Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Ty mě urážet tím, že mluví jako nesmysl!" "Já to tak nemyslel!" Hájil špatné Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Ty mnie obrazić, mówiąc takie bzdury!" "I nie oznacza to!" Przyznał biednych Alice.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."Можете да ме обижда, като говори такива глупости!" Не означава ", призна за бедните Алис.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."אתה מעליב אותי מדבר שטויות כאלה!" "אני לא אומר את זה!" התחננה אליס המסכנה.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı.أنت اهانة لي بالحديث مثل هذا الهراء! "لم أقصد ذلك!" اعترف أليس الفقراء.
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim! 'Yoksul Alice yalvardı."しかし、あなたはそう簡単におこって、あなたが知っている!"
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Εσύ με προσβολή με την ομιλία τέτοιες ανοησίες! '" Εγώ δεν το εννοούσε!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Ви ображаєте мене, говорячи такі дурниці!" "Я не хотів цього!
'Sen böyle bir saçmalığı konuşarak bana hakaret!' Ben onu demek istemedim!"Вы оскорбляете меня, говоря такие глупости!" "Я не хотел этого!
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.A kötelességem letudtam: megmentettelek az ellenségtől, és bosszút álltam, mert megsértett engem.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Aku telah melakukan tugasku menyelamatkanmu dari musuh dan membalas dendam atas penghinaan terhadapku.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Eu cumpri o meu dever. Salvei-te do inimigo e recuperei a minha honra.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.He cumplido rescatándote del enemigo y vengando la ofensa hacia mí.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Ho assolto il mio compito salvandoti e vendicando l'offesa fatta a me.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Ich habe meine Pflicht getan und dich vor dem Feind gerettet. Ich habe die Beleidigung gerächt.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Jag har gjort min plikt som befriat dig och hämnats min vanära.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.J'ai fait mon devoir et t'ai sauvée de l'ennemi. J'ai vengé l'affront.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Mi-am făcut datoria, te-am salvat din mîinile duşmanului şi am răzbunat insulta ce mi s-a adus.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Spełniłem swój obowiązek, uratowałem cię i zmazałem plamę na moim honorze.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Splnil jsem svou povinnost a osvobodil tě od nepřítele a pomstil jsem svou potupu.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Ta đã hoàn thành nhiệm vụ giải thoát nàng và trả được mối nhục cho ta.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Täytin velvollisuuteni ja pelastin sinut vihollisen kynsistä ja kostin itseni loukkauksen.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Аз изпълних дълга си, спасявайки те от врага и отмъщавайки за обидата, нанесена на мен.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.- Я исполнил свой долг, спас тебя от врага и смыл нанесенное мне оскорбление.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.ונקמתי את העלבון למעני.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.お前に疑いを持っている
Senin uğruna hakarete katlandım, Utanç kapladı yüzümü.(68:8) ибо ради Тебя несу я поношение, и бесчестием покрывают лицемое.
Senin uğruna hakarete katlandım, Utanç kapladı yüzümü.(69:8) Car c`est pour toi que je porte l`opprobre, Que la honte couvre mon visage;
Senin uğruna hakarete katlandım, Utanç kapladı yüzümü.Ấy vì Chúa mà tôi đã mang sự nhuốc nhơ, Và bị sự hổ thẹn bao phủ mặt tôi.
Senin uğruna hakarete katlandım, Utanç kapladı yüzümü.Ấy vì Chúa mà tôi đã mang sự nhuốc_nhơ , Và bị sự hổ_thẹn bao_phủ mặt tôi .
Senin uğruna hakarete katlandım, Utanç kapladı yüzümü.Căci pentru Tine port eu ocara, şi îmi acopere faţa ruşinea.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod