Hakaret ve sövgü duya duya, Öç almak isteyen düşman karşısında.من صوت المعيّر والشاتم. من وجه عدو ومنتقم
Hakaret ve sövgü duya duya, Öç almak isteyen düşman karşısında.� voz daquele que afronta e blasfema, � vista do inimigo e do vingador.
Hakaret ve sövgü duya duya, Öç almak isteyen düşman karşısında.都 因 那 辱 罵 毀 謗 人 的 聲 音 、 又 因 仇 敵 和 報 仇 人 的 緣 故
Hakaret ve sövgü duya duya, Öç almak isteyen düşman karşısında.都 因 那 辱罵毀謗 人 的 聲音 、 又 因 仇敵 和 報仇人 的 緣故
Hakaret yerindedir.هذه إهانة للإنسان .
Hepsi, bizim gıda sistemimiz. Bu da bir tarihe hakarettir.Tudo isso, o nosso sistema de alimentação, também é um insulto à História.
İnsan mükerremdir. İnsana hakaret edilmez.الإنسان مشرف ، لا يمكن أن يهان الإنسان .
Irkçı suç, örneğin, şiddet, hakaret, ayrımcılık, tehdit, taciz ve zarar verme olabilir.يمكن أن تكون الجريمة العنصرية مثلاً ممارسة العنف أو إهانة الشرف أو التمييز أو التهديد أو المضايقة أو فعل ضرر.
Irkçı suç, örneğin, şiddet, hakaret, ayrımcılık, tehdit, taciz ve zarar verme olabilir.种族歧视(rasismi)是指,因籍贯地、肤色、国籍、文化、母语或宗教信仰而对特定种族或民族群体的待遇不如其他人。出于种族歧视的犯罪就是种族歧视犯罪,包括施暴、
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.A kiket vele együtt feszítének meg, a latrok is ugyanazt hányják vala szemére.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Anche i ladroni crocifissi con lui lo oltraggiavano allo stesso modo
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.A to isté i lotri, ktorí boli s ním spolu ukrižovaní, utŕhali mu.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Desgleichen schmähten ihn auch die Mörder, die mit ihm gekreuzigt waren.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Hai tên trộm cướp bị đóng đinh trên cây thập tự với Ngài cũng nhiếc móc Ngài như vậy.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Hai tên trộm_cướp bị đóng đinh trên cây thập tự với Ngài cũng nhiếc_móc Ngài như_vậy .
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Ja samalla tavalla herjasivat häntä ryöväritkin, jotka olivat ristiinnaulitut hänen kanssansa.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.함께 십자가에 못 박힌 강도들도 이와 같이 욕하더라
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Les brigands, crucifiés avec lui, l`insultaient de la même manière.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Og på samme Måde hånede også Røverne ham, som vare korsfæstede med ham.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.O mesmo lhe lançaram em rosto também os salteadores que com ele foram crucificados.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.På samma sätt smädade honom också rövarna som voro korsfästa med honom.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.På samme måte hånte også røverne ham, de som var korsfestet med ham.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Penyamun-penyamun yang disalibkan dengan Dia itu pun malah menghina Dia juga seperti itu
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Ravno tako sta ga zasramovala tudi razbojnika, ki sta bila ž njim križana.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Także też i zbójcy, którzy byli z nim ukrzyżowani, urągali mu.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Takž také i lotři, kteříž byli s ním ukřižováni, utrhali jemu.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.También los ladrones que estaban crucificados con él le injuriaban de la misma manera
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Tîlharii cari erau răstigniţi împreună cu El, îi aruncau aceleaşi cuvinte de batjocură.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Zelfs de rovers die met Hem waren gekruisigd, bespotten Hem.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Το αυτο δε και οι λησται οι συσταυρωθεντες μετ' αυτου ωνειδιζον εις αυτον.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Със същия укор Му се присмиваха и разпнатите с Него разбойници.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Также и разбойники, распятые с Ним, поносили Его.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.Так само й розбійники, що були розпяті з Ним, докоряли Йому.
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.וגם הפריצים הנצלבים אתו חרפהו כדברים האלה׃
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.وبذلك ايضا كان اللصّان اللذان صلبا معه يعيّرانه
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.那 和 他 同 釘 的 強 盜 、 也 是 這 樣 的 譏 誚 他
İsayla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da Ona aynı şekilde hakaret ettiler.那 和 他 同釘的強盜 、 也是 這樣 的 譏誚他
John F. Kennedy suikasta uğramıştır ve bizim kesinlikle hakaret için bir yorum yapmamamız gerekmektedir.존 F. 케네디를 암살 하 고 우리가 아무것도 말하지 말았어야
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Húha, milyen tabut szegtem meg vajon, kérdeztem magamban. Mivel sértettem meg a vendéglátómat?
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Ich dachte: "Oh, mein Gott! Was für ein Tabu habe ich jetzt gebrochen?
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Ik dacht: "Mijn hemel, welk taboe heb ik overtreden? Hoe heb ik mijn gastheer beledigd?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Jag tänkte: "Herregud, vilket tabu har jag brutit? Hur har jag förolämpat min värd?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Je me suis dit : " Bonté divine, quel tabou ais-je bafoué ? De quelle manière ais-je pu insulter mon hôte ? "
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"저는 생각했죠, "아차, 내가 금기사항을 어겼나? 내가 이사람들의 호의를 무시했나?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"M-am gândit, "Doamne, ce tabu am încălcat? Oare cum mi-am insultat gazda?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Me dije: "¿caramba, qué tabú habré quebrantado? ¿Habré ofendido a mi anfitrión?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Pensai, "Mio Dio, che tabù avrò mai violato? Come avrò mai insultato il mio ospite?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Pomyślałem: "Mój Boże, co zrobiłem nie tak? Czym obraziłem gospodarza?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Pomyslel som si: "Panebože, aké tabu som porušil? Čím som svojho hostiteľa urazil?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Říkal jsem si: "Můj bože, jaké tabu jsem porušil? Jak jsem urazil svého hostitele?!"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Σκέφτηκα, "Θεέ μου, ποιο ταμπού δεν τήρησα Με ποιο τρόπο πρόσβαλα τον οικοδεσπότη μου;"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Помислих си: "Боже, какво табу наруших?" "С какво обидих домакина си?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"Я подумал: "Боже, какое табу я нарушил? Чем я его оскорбил?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"חשבתי, "אוי ואבוי, איזה טאבו הפרתי? איך העלבתי את המארח שלי?"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"فكرت، "يا إلهي، ماذا تجاوزت من محرمات؟ كيف أهنت مضيفي؟"
Kendi kendime dedim ki "Hangi tabularını yıktım da beni ağırlayan kişiye hakaret etmiş oldum?"何か彼を怒らせてしまったのか? と考えました 彼は食器についた
Kendi meselesi bile değil, sana biraz hakaret ettik diye sinirlendi.Ce n'étais pas ses affaires et pourtant elle s'est sentie super mal parce qu'on t'a un peu insulté.
Kendi meselesi bile değil, sana biraz hakaret ettik diye sinirlendi.Itu bukan urusan dia, tapi dia marah karena kami menghinamu sedikit
Kendi meselesi bile değil, sana biraz hakaret ettik diye sinirlendi.Nici macar nu era ceva care s-o intereseze, insa s-a enervat ca te-am jignit putin.
Kendi meselesi bile değil, sana biraz hakaret ettik diye sinirlendi.Non erano nemmeno fatti suoi, ma è andata fuori di testa <br />perchè ti abbiamo insultato.