Alüminyum jaws genellikle hafif veya içi boş parçaları, kelepçe gücü düşük olduğu kavrama için kullanılırجوز الألومنيوم تستخدم عادة لقبضة خفيفة الوزن أو أجزاء أجوف فيها منخفض القوة المشبك
Alüminyum jaws genellikle hafif veya içi boş parçaları, kelepçe gücü düşük olduğu kavrama için kullanılırクランプ力が高い、顎の寿命が重要である鋼 jaws が使用されます。
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Aluminiu e folosit pentru că e foarte ușor.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Aluminium jest bardzo lekkie.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Das Aluminium wird aufgrund seines leichten Gewichts verwendet.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.El aluminio se usó porque es muy liviano.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Hier gebruik ik aluminium om dat het erg ligt is.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.J'ai choisi l'aluminium parce qu'il est très léger.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.알루미늄은 가벼워서 사용했구요.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.L'alluminio è perchè è molto leggero.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.O alumínio é porque é muito leve.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Sử dụng nhôm là do nó rất nhẹ.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Το αλουμίνιο υπάρχει γιατί είναι πολύ ελαφρύ
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Алуминият - защото е много лек.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.Алюминий - потому что он очень легкий.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.האלומיניום שם בגלל שהוא מאוד קל.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.لقد تم إختيار الألومنيوم لأنه خفيف جداً.
Alüminyumun çok hafif olduğu için kullanılıyor.ブロンズは程よい固さと丈夫さがあり、
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.우리는 경전철 같은 인프라 시설을 지었습니다 또는 여러분은 저 자동차들을 계속해서 파킹시켜 둘 수도 있습니다
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.Potrzebujemy nowej infrastruktury albo parkingi będą rosnąć.
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.Tenemos que construir una infraestructura, un tren ligero, o vas a tener que seguir aparcando coches.
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.Πρέπει να χτίσουμε μια υποδομή -- απαλές γραμμές -- ή θα συνεχίσετε να παρκάρετε αυτά τα αυτοκίνητα.
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.Трябва да изградим инфраструктура... леки релси... или ще продължавате да паркирате тези коли.
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.הליכת 30 דקות לוקחת 10 דקות.
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.علينا أن نبني البنية التحتية -- خط قطار خفيف -- أو نواصل إيقاف سياراتنا في المواقف.
Alyapı inşa edebiliyoruz, hafif raylı sistem... ...yada arabaları park halinde tutabileceğiniz yerler.もしくは車を駐車し続けるかです 地図で都市の上にピンを置いて
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Aber neben meinem Tisch blieb er stehen, er klopfte auf meinen Tisch und er sagte,
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Ale zatrzymał się przy mojej ławce, zastukał w blat i powiedział:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Hij stopte bij mijn tafeltje, en hij tikte erop en zei:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,În dreptul meu s-a oprit, a bătut în bancă şi a spus,
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,그러다가 제 책상 앞에서 멈춰 섰습니다, 그리고 제 책상을 두드리면서 이렇게 말했습니다.
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Mais il s'est arrêté à mon bureau, et il a tapoté sur mon dessin et a dit :
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Ma si fermò al mio banco, bussò sul mio banco e disse,
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Mellettem megállt, rákoppintott a padomra, és azt mondta:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Men han stannade vid min bänk, och han knackade på bänken, och så sa han,
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Nhưng ông đã dừng ở bạn tôi, ông gõ nhẹ vào bàn và nói:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Parou ao pé da minha carteira. Bateu na minha carteira e disse: " Bonito gato!"
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Pero se detuvo en mi escritorio, y le dió un golpe a mi escritorio, y dijo,
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Αλλά σταμάτησε δίπλα στο δικό μου θρανίο, και χτυπώντας απαλά το χέρι του στο θρανίο μου είπε:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,Але він зупинився біля моєї парти, постукав пальцем по ній і сказав:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,И тут он остановился у моей парты, слегка постучал по ней и сказал:
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,אבל הוא נעצר ליד השולחן שלי, הוא נקש באצבעותיו על השולחן שלי ואמר,
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,لكنه توقف عند طاولتي و نقر على طاولتي، وقال،
Ama benim masamın yanında durdu, masamı hafifçe tıklattı ve dedi ki,机をトントンと指で叩き こう言ったのです 「こりゃー いい猫だ」(笑)
Ama bu mantıklı çünkü bizim hafif objemiz ve sabit, ağır objemiz var.Aber es ergibt Sinn, weil wir ein leichte Objekt und ein stationäres schweres Objekt haben.
Ama bu mantıklı çünkü bizim hafif objemiz ve sabit, ağır objemiz var.Ale dává to smysl pokud máme lehký objekt a nehybný těžký objekt.
Ama bu mantıklı çünkü bizim hafif objemiz ve sabit, ağır objemiz var.אז התנועה הייתה לכוון מערב. אך זה הגיוני כי יש לנו גוף קל יחסית וגוף כבד יחסית במנוחה.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Ale jeśli myślałem o niej jak o części otaczającego świata, łatwiej udawało mi się stępić ból.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Jos ajattelin sitä osana maailman virtaa- -suruni helpottui hieman.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Mas se eu pensasse nisso como parte de um mundo maior, ajudaria a aliviar, de alguma maneira, o sofrimento.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Men da jeg tænkte på det som en del af den større verdens stemme, - - så lindrede det sorgen lidt.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Men när jag tänkte på det som en del av den större världens flöde- -så lindrade det sorgen lite.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Pero si pensaba en ello como parte del flujo del mundo, me ayudaba a aliviar el dolor.
Ama bunu hayatın akışının bir parçası olarak düşünmek, acımı biraz hafifletmeye yardım etti.Αλλά όταν το έβλεπα σαν μέρος της ροής του κόσμου, ο πόνος μετριαζόταν κάπως.
Ama çok defa aklımıza geldi, çünkü her ton balığı pişirişinde çok hafif bir barut kokusu alıyorduk.Dar ne gândeam la el adesea, pentru că de câte ori mama făcea ton surpriză, avea un uşor iz de praf de puşcă.
Ama çok defa aklımıza geldi, çünkü her ton balığı pişirişinde çok hafif bir barut kokusu alıyorduk.De gyakran gondoltunk rá, mert valahányszor tonhalat készített, mindig puskaporos íze volt.
Ama çok defa aklımıza geldi, çünkü her ton balığı pişirişinde çok hafif bir barut kokusu alıyorduk.하지만 우린 종종 그때 기억이 났죠. 왜냐하면 매번 어머니가 만든 참치요리에서 희미하게 화약가루 맛이 났거든요.
Ama çok defa aklımıza geldi, çünkü her ton balığı pişirişinde çok hafif bir barut kokusu alıyorduk.Maar we dachten er nog vaak aan terug. Telkens ze tonijn klaarmaakte, vonden we er een buskruitsmaakje aan.
Ama çok defa aklımıza geldi, çünkü her ton balığı pişirişinde çok hafif bir barut kokusu alıyorduk.Но мы часто думали об этом, потому что каждый раз, когда она готовила тунец, слегка пахло порохом.
Ama çok defa aklımıza geldi, çünkü her ton balığı pişirişinde çok hafif bir barut kokusu alıyorduk.Но често мислехме за него, защото всеки път, когато тя готвеше риба тон, тя... имаше лек вкус на барут.