Bu nedenle suyun katı hâli, sıvı hâlinden daha hafiftir.Zoet water is namelijk lichter dan zout water.
Dış yüzeyleri hafifçe tüylüdür.Het oppervlak is licht schubbig.
Kendisi için toprak adamı olarak bahsedilen Nuh ile toprağın laneti hafiflemiştir.Noach wordt zwak en God zegt hem druiven te eten, zodat hij aan zal sterken.
ML-15 tasarımı bundan ötürü hafif yapılmış ve bu sayede daha kolay taşınabiliyordu.De MiG-15 had dan iets mindere prestaties, hij was wel veel makkelijker en sneller te produceren.
İçerikteki Baileys, Sambuka'nın anasonlu tadını hafifletir.De Baileys verzacht de anijssmaak van de Sambuca.
CTrain, Kanada'nın Calgary kentinde bulunan bir hafif raylı sistemdir.De C-Train (of CTrain) is een elektrisch lightrail of sneltram-netwerk in de Canadese stad Calgary.
Hafif bombardıman uçağı olarak da kullanılmıştır.Deze vliegtuigen hebben ook dienstgedaan als lichte bommenwerper.
Kumlu-killi, kumlu ve hafif toprakları sever.Wel houdt hij van een lichte zandige of kalkrijke bodem.
Araba patlamasının meydana geldiği bölgede bulunan iki kişi, hafif yaralarla hastaneye kaldırıldı.Twee medewerkers werden vervoerd naar het ziekenhuis voor lichte verwondingen.
Fransız hatlarına yapılan ilk hafif süvari saldırısı kötü arazi koşulları sebebiyle başarısız olur.De aanval van de lichte cavalerie op de Fransen mislukte, omdat de regen de oevers te glad had gemaakt.
Başlangıçta soubrette soprano olan Popp, sırasıyla hafif lirik, lirik kolaratur soprano olarak devam etmiştir.Aanvankelijk was zij lyrisch sopraan, later steeds meer dramatisch sopraan.
Croup: (Sağrısı-kuyruk sokumu) Geniş, orta uzunlukta, hafif yuvarlaktır.Rug: breed aan de schouders, middellang en slechts weinig afhellend.
Ekip, 2013 yılında Chungjiu'daki Dünya Şampiyonası'nda hafif sıklet iki çiftede dünya şampiyonu oldu.In 2013 werd Head in het Zuid-Koreaanse Chungju wereldkampioene op de lichte dubbelvier.
Genellikle hafif gıdaların tüketilmesi tercih edilir.Doorgaans wordt de voorkeur gegeven aan zuigende ventilatie.
Ekonomiye genel bakış: Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır.Guadeloupe leeft van akkerbouw, toerisme, lichte industrie en dienstverlening.
Son yıllarda da hafif yapı malzemesi ve beton agregası olarak faydalanılmaya başlanmıştır.De laatste jaren overheerst het materiaal beton.
Ancak günümüze dek pek çok kural hafifletildi.Tot de dag van vandaag zijn veel regionale stijlen bewaard gebleven.
BMC'nin ilk hafif ticari araç serisidir.Eerste punten: BMW Sauber.
Bir kişi hafif yaralandı.Er was één lichtgewonde.
Bu sebepten silah alçak uçuş yapan uçaklara ve hafif zırhlı araçlara karşı kullanıldı.Het werd gebruikt voor het transport van lichte kanonnen en luchtafweergeschut.
Renji de hafif bir değişim geçirir: boynunun çevresine kürklü bir kıyafet eklenir.Renji heeft ook een ander uniform, hij heeft een bontkraag tot zijn schouders.
Ağustos 2008'de stüdyo aşırı yükü hafifletmek için bir alıcı araştırmaya başladı.In augustus 2008 startte een proef om uit de resturine kunstmest te produceren.
Yardım kuvvetlerini düzensiz, tecrübesiz ve hafif zırhlı birlikler karşıladı.Het waren onervaren en slecht bewapende soldaten.
Kanunu kim hafife alırsa, cezalandırılır.Wie de wet minacht, zal gestraft worden.
Dün akşamdan beri, başımda hafif bir ağrı var.Ik heb een lichte hoofdpijn sinds vorige nacht.
Yan etkileri; hafif başağrısı ve mide bulantısıdır.Bijwerkingen zijn lichte hoofdpijn en misselijkheid.
Hafif bir biranız var mı?Hebt u een licht bier?
Hafife alınacak cinsten değil.Dat is geen sinecure.
Hava, sudan hafiftir.Lucht is lichter dan water.
Jupiler hafif acı bir tada sahiptir ve %5,2 alkol içerir.Jupiler heeft een zacht bittere smaak en bevat 5.2% alcohol.
U-235, dünyanın birincil nükleer yakıtıdır ve genellikle hafif su reaktörlerinde kullanılır.U-235 jest podstawowym paliwem jądrowym na świecie i stosowany jest zazwyczaj w reaktorach lekkowodnych.
Bu, hafif su reaktörü için ilk çekirdeğin maliyetine benzemektedir.Jest to kwota podobna do kosztu pierwszego rdzenia reaktora lekkowodnego.
Hafif olarak görüle Kuark sayısına bağlı olarak, SU(2) ChiPT veya SU(3) ChiPTsi kullanılır.W zależności od liczby kwarków traktowanych jako lekkie, można używać ChiPT SU(2) lub SU(3).
İlkbahar genellikle kuru ve hafiftir.Wiosna zwykle jest sucha i łagodna.
(JVC GR-C1) 1986 Dünyanın en küçük ve en hafif VHS-C formatındaki video kamerasını tanıttı.1986 GR-C7, najmniejsza i najlżejsza na świecie kamera VHS-C.
Uranüs Uranüs (19,6 AB), dış gezegenlerin en hafifidir (14 Dünya kütlesi).Uran Uran (19,6 au), przy masie 14 mas Ziemi, jest najlżejszą z planet-olbrzymów.
Anlatıcı bir süre sonra hafif bir ses duymaya başlar.Jednak po pewnym czasie zaczyna on słyszeć słabe głosy.
Hafif Bizans piyadesi ya da psiloi, öncelikli olarak yay kullanır ve sadece deri zırh giyerdi.Lekka piechota bizantyńska, czyli psiloi, używała przede wszystkim łuków i nosiła tylko skórzane zbroje.
Sovyet topraklarında aylarca süren savaştan sonra Wehrmacht Komiser Emri'nin hükümlerini hafifletmeyi düşündü.Dopiero po kilku miesiącach walk w ZSRR Wehrmacht zaczął rozważać złagodzenie zapisów „rozkazu o komisarzach”.
Christina da konuşarak onun ızdırabını hafifletmeye çalışır.Sabina chce, żeby skrócił również jej mękę.
Hafif ateşte 15 dakika kaynatılır.W ciągu 15 minut pożar został zduszony.
Hafif bombardıman uçağı olarak da kullanılmıştır.Miał to być lekki samolot bombowy.
Ön orta gözler hafifçe öne doğru çıkıntı yapar.Wzrok kieruje zdecydowanie w dół przed siebie.
Plazma hafif sarı renklidir.Plazmodium białe, rzadziej żółte.
Ayrıca erata çok sayıda PPD-40 ve PPŞ-41 hafif makineli silahları verilmiştir.Wojska były uzbrojone w dużą ilość pistoletów maszynowych PPD-40 i PPSz-41.
Hızlı ve hafif olmak için tek kamp noktasından hareket edilir.Patrolują siedlisko lotem szybkim i prostym.
Tedavinin ilk amacı akut atak belirtilerinin hafifletilmesidir.Początkowym celem leczenia jest złagodzenie objawów ostrych ataków.
Lenin bize galip geldi Ekim bayrağı ışığında hafif yüksekliklere.Lenin poprowadził nas w zwycięskiej kampanii, Pod sztandarem Października do blasków sławy.
Negatif yüklü olan elektron, bu parçacıklar arasında 9.11−31 kg ile en hafif olanıdır.Elektron jest najmniej masywną z tych trzech cząstek, z masą 9,11×10−31 kg.
Bu eşbakışım, en hafif üç kuarkın kütlelerin küçüklüğünden kaynaklanır.Jest to efektem ubocznym małej masy trzech najlżejszych kwarków.
PP-19 Bizon, Rus yapımı bir hafif makineli silahtır.ПП-19 Бизон) – rosyjski pistolet maszynowy.
Honda HA-420 HondaJet, Honda Aircraft Company tarafından geliştirilen birçok hafif bir iş jetidir.Honda HA-420 HondaJet – pierwszy samolot opracowany przez koncern Honda Motor Company.
Ancak bayrağın şekli hafiften değiştirildi.Logo skrzyżowanych flag jest nieco zmienione.
Daha hafif olan O16 izotopu okyanuslarda daha kolay buharlaşır.Lżejsze izotopy 16O poprzez parowanie wzbogacają parę.
Yaprakları hafif bir limon aroması verir.Cała roślina wydziela cytrynowy zapach.
Hafif zırhlı araçları delebilir.30 lekkich samochodów pancernych.
Mil Mi-1, Sovyetler Birliği yapımı üç veya 4 koltuklu hafif bir helikopter.Jak-100 – radziecki, prototypowy lekki śmigłowiec.
Ayrıca, burnundan soluması ise hafif seslere dönüşür.Kiedy kłamie, jego nos się wydłuża.
Hafif olmakla beraber aynı zamanda lezzetli ve gevrektir.Zupa jest w smaku jednocześnie delikatna i pikantna.
Saldırıda Özal hafif yaralanırken, 20 kişi panik nedeniyle yaralandı.W zamieszaniu i panice śmiertelnie stratowano 20 osób.