Lazer cerrahisi ayrıca renk ve gece görüşünü hafifçe azaltabilir.Die dunkle Maske könnte auch Blendeffekte reduzieren und dadurch die Nachtsicht verbessern.
Kenarının rengi hafifçe daha açık olur.Ihre Farben wurden sanfter.
Bişr-i Hafi biyografi.net Bir Zamanlar Sarhoştu (1992)-Film sayfası ^Zuletzt war Psenny für den Kriegsfilm Diên Biên Phú – Symphonie des Untergangs (1992) als Editor aktiv.
Hafif sıklettirler.Leichte Schwere.
(Bu hafıza elemanları ileride detaylı olarak anlatılacaktır.)(Diese Sonderformen der Sichtprüfung werden zu einem späteren Zeitpunkt erläutert).
Yağ yakıcılarında yakıt olarak ağır ve hafif fuel oil (motorin) kullanılmaktadır.Als Treibstoff dient leichtes Heizöl.
Koluna kelepçe dövmesi yaptırarak acısını hafifletmeye çalışır.Daraufhin versucht er mit seinem Taschenmesser, den Arm zu amputieren.
Argoda hafif yaralama olarak kullanılmaktadır.Die Atago hatte nur leichte Schäden erlitten.
Bugün hafif bir soğuk almışım.Je suis un peu enrhumé, aujourd'hui.
Bir zeplin, havadan hafiftir.Un dirigeable est plus léger que l'air.
Bu tecrübe sonsuza kadar hafızamda kalacak.Cette expérience restera pour toujours dans ma mémoire.
Bu sahne hafızama kazındı.Cette scène est restée gravée dans ma mémoire.
Onun hafızası yıllarla birlikte zayıfladı.Avec l'âge, sa mémoire a baissé.
Yaşlandıkça hafızamız zayıflar.Lorsque nous vieillissons, notre mémoire baisse.
Uykum hafiftir.J'ai le sommeil léger.
Bu ilaç gerçekten ağrıyı hafifletir mi?Ce médicament soulage-t-il vraiment la douleur ?
Hafif bir yağmurluk, yolculuk için idealdir.Un imperméable léger est idéal pour le voyage.
Hava, sudan hafiftir.L'air est plus léger que l'eau.
Hafif gelenler ise cehenneme gidecek ve cezalandırılacaktırlar.Et ceux qui avaient mécru seront conduits par groupes à l’Enfer.
Genel yapı olarak 910, 906'ya kıyasla daha kısa ve daha hafiftir.En général, la 910 était plus légère et plus courte que la 906.
Hafif kruvazör Honolulu hasar aldı ama görevine devam etti.Le croiseur léger USS Honolulu fut endommagé mais resta en service.
Kur'an'ı ezberleyerek hafız oldu.Il a enseigné le Coran.
Neyse ki yarası hafiftir.Sa blessure est légère.
Yunanlar, yüklü amber düğmelerin saç gibi hafif objeleri kendine çekebildiğini yazmışlardır.Les Grecs notent que des boutons en ambre chargés pouvaient attirer des objets légers tels que des cheveux.
Bir noktadan sonra Daniel'in kendi üzerinde de yaptığı deneyler karakterde kalıcı hafıza kaybına neden olur.Daniel avait également mené une expérience sur lui-même entraînant des dommages à long terme sur sa mémoire.
Dahmer bundan kaçtı ve hafif yaralarla olayı atlattı.Dahmer réussit à s'échapper avec de légères blessures.
Harekatta Almanya Zeplini LZ92 (taktik ismi: L.43) ile Avustralya hafif kruvazörü , HMAS Sydney çarpışmıştır.Il a lieu entre le zeppelin allemand LZ92 (nom tactique : L.43) et le croiseur léger australien HMAS Sydney.
Organizatör başvuruları hafif iyileştirmeler sağladı.Les applications de l'organisateur ont reçu de légères améliorations.
Birinci derece donmalar: En hafif şeklidir.Type 1 : c'est le plus léger.
Süreç içinde gerek hafif gerekse ağır süvarinin ağırlığı azalmış, okçu unsurlar ise artmıştır.Plus leur faute est grave, plus ils tombent bas et plus leur châtiment est pénible.
Ne var ki bu tankların oldukça önemli bir kısmı, T-70 hafif tanklardır.Cependant, beaucoup d'entre eux n'étaient que des chars légers T-70.
Hafif kruvazör tabiri 1930 yılında imzalanan Londra Deniz Antlaşması ile belirtildi.Il prit cependant clairement position contre le traité naval de Londres signé en 1930.
Çocuk yaşta kendisi de "hafız" oldu.Du gjorde likadant själv när du var ung : Adm.
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.Le BDNF lui-même est important dans la mémoire à long terme.
Hava açıktı, güneydoğu yönünden hafif bir rüzgar vardı.Le temps était calme, le vent réduit à une légère brise du sud-ouest.
Hafızaya yardımcıdır.L'aide-Mémoire.
Sonunda ikisi kılıçlarını çekerler ve Octavian Ochs'u kolundan hafifçe yaralar.Ochs est finalement obligé de dégainer son épée et Octavian le blesse au bras.
Yolcu trenindeki birkaç yolcu hafif yaralandı.Quelques voyageurs du train tamponneur sont blessés dans la collision.
Rüzgar hafif hafif esiyormuş.Le vent souffle légèrement.
Anlatıcı bir süre sonra hafif bir ses duymaya başlar.Peu de temps après il commence à entendre une voix...
Genellikle diğer hafif tanklar üzerinde etkisi olan hafif bir silah ile donatılıyorlardı.Ils possédaient généralement un canon léger et efficace contre d'autres engins du même type.
Özellikle etkilenen bölgeler hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır.Les fonctions cérébrales particulièrement atteintes peuvent être la mémoire, l'attention, et le langage.
Norinco Type 63 Çin yapımı bir ambifi hafif tanktır.Le Norinco Type 63 est un char léger amphibie de fabrication chinoise.
Hafif tanklar, genellikle onlarca ton ağırlığında idi ve keşif için kullanılıyorlardı.Des chars légers, pesant dix tonnes ou moins, furent employés principalement pour des tâches de surveillance.
Krup semptomları hafif, orta veya ağır semptomlar olabilir ve bunların durumu genellikle geceleri kötüleşir.Le croup peut produire des symptômes légers à sévères, souvent aggravés la nuit.
Owen, Avustralya yapımı bir hafif makineli silahtır.Fusil Owen, un pistolet mitrailleur australien.
Hızı ve hareketliliği sağlamak için hafif zırhlar giyerler.Ils portent une armure légère pour privilégier la mobilité et la rapidité.
Her nasılsa M3 savaşın ilk yıllarında kullanılan Sovyet yapımı T-60 hafif tankından çok daha üstündü.Toutefois le M3 était supérieur aux autres chars légers soviétiques du début de la guerre tels que les T-60.
Hafif bombardıman uçağı olarak da kullanılmıştır.Ils furent aussi employés en tant que bombardier léger.
Stabil ve hafiftir ve diğer tüm pigmentlerle uyumludur.Miscibilité ou compatibilité avec les autres pigments.
Uranüs Uranüs (19,6 AB), dış gezegenlerin en hafifidir (14 Dünya kütlesi).Uranus (19,6 UA), avec 14 masses terrestres, est la moins massive des géantes gazeuses.
Hafif disleksi rahatsızlığı olmasına rağmen, Ford literatüre karşı ciddi bir ilgi geliştirdi.Malgré une légère dyslexie, il développe un certain intérêt pour la littérature.
Hafıza ***..후애 (後愛) 제발..
Hafız Hakkı Paşa geri çekilme emri verdi.Hafız Hakkı Pacha ordonna une retraite totale.
Merkezi disk hafifçe şişkindir ve kollardan daha yukarıda durur.Le disque est légèrement gonflé et est élevé au-dessus de la base des bras.
Hafif boğukça fakat parlak bir ses çıkarır.C'était chaud, on faisait du bruit évidemment.
Kısa dönemli hafızaya uğrayan bilgiler en fazla bir dakika sonra buradan silinip atılırlar.L'avance des échappées encore en lice monte alors à la minute.
Artık ne oğlunu ne de başkalarını ayırt edemeyen kadın, kısa süreli hafızaya da sahip değildir.Mon amour pour elle et notre fils ne connaît aucune limite.
28 Haziran'da Napolyon hafif çatışmaların ardından Vilnius'a girdi.28 juin : Napoléon entre à Vilna.
8 kez Dünya Hafıza Şampiyonu olmuştur.Elle a été 8 fois championne du monde.