Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.A tí, ktorí ich pásli, utiekli a oznámili to v meste i v domoch v poli. A vyšli vidieť, čo sa to stalo.
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.치던 자들이 도망하여 읍내와 촌에 고하니 사람들이 그 어떻게 된것을 보러 와서
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.Nhưng kẻ chăn heo trốn , đồn tin nầy ra khắp trong thành và trong nhà_quê ;
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.Nhưng kẻ chăn heo trốn, đồn tin nầy ra khắp trong thành và trong nhà quê;
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.Og deres Hyrder flyede og forkyndte det i Byen og på Landet; og de kom for at se, hvad det var, som var sket.
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.А ті, що пасли свинї, побігли, та й розказали в городі і в селах. І повиходили дивитись, що се сталось.
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.Пасущие же свиней побежали и рассказали в городе и в деревнях. И жители вышли посмотреть, что случилось.
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.וינוסו רעי החזירים ויגידו זאת בעיר ובשדות ויצאו לראות מה נהיתה׃
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.واما رعاة الخنازير فهربوا واخبروا في المدينة وفي الضياع. فخرجوا ليروا ما جرى.
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.放 豬 的 就 逃 跑 了 、 去 告 許 城 裡 和 鄉 下 的 人 . 眾 人 就 來 要 看 是 甚 麼 事
Domuzları güdenler kaçıp kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar. Halk olup biteni görmeye çıktı.放豬 的 就 逃跑 了 、 去 告許 城裡 和 鄉下 的 人 . 眾人 就 來要 看 是 甚麼事
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.A keď videli pasáci, čo sa stalo, utiekli a odíduc oznámili to v meste i v domoch v poli.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.A pásztorok pedig látván mi történt, elfutának, és elmenvén, hírré adák a városban és a falukban.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.A viděvše pastýři, co se stalo, utekli pryč; a šedše, vypravovali to v městě i po vsech.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.A widząc pasterze, co się stało, uciekli; a poszedłszy, oznajmili to w mieście i we wsiach.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Các kẻ chăn heo thấy vậy chạy trốn , đồn tin ấy ra trong thành và trong nhà_quê .
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Các kẻ chăn heo thấy vậy chạy trốn, đồn tin ấy ra trong thành và trong nhà quê.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Da aber die Hirten sahen, was da geschah, flohen sie und verkündigten es in der Stadt und in den Dörfern.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.De varkenshoeders sloegen op de vlucht en vertelden in stad en land wat er was gebeurd.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.치던 자들이 그 된 것을 보고 도망하여 성내와 촌에 고하니
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Men da gjæterne så det som hadde hendt, tok de flukten, og fortalte det i byen og i bygden.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Men da Hyrderne så det, som var sket, flyede de og forkyndte det i Byen og på Landet.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Men när herdarna sågo vad som hade skett, flydde de och berättade härom i staden och på landsbygden.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Mutta nähtyään, mitä oli tapahtunut, paimentajat pakenivat ja kertoivat siitä kaupungissa ja maataloissa.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Pastirji pa, ko so videli, kar se je zgodilo, pobegnejo in sporoče to po mestu in po deželi.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Porcarii, cînd au văzut ce se întîmplase, au fugit şi au dat de veste în cetate şi prin sate.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Quando os pastores viram o que acontecera, fugiram, e foram anunciá-lo na cidade e nos campos.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Quando videro ciò che era accaduto, i mandriani fuggirono e portarono la notizia nella città e nei villaggi
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Ιδοντες δε οι βοσκοι το γενομενον εφυγον, και απελθοντες απηγγειλαν εις την πολιν και εις τους αγρους.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.А свинарите, като видяха станалото, прибягнаха и известиха за това в града и в селата.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Пастухи, видя происшедшее, побежали и рассказали в городе и в селениях.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.Побачивши ж пастухи, що сталось, повтікали, й, пійшовши, сповістили по городах і по селах.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.וינוסו הרעים כראותם את אשר נעשה ויגידו הדבר בעיר ובכפרים׃
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.فلما رأى الرعاة ما كان هربوا وذهبوا واخبروا في المدينة وفي الضياع.
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.放 豬 的 看 見 這 事 就 逃 跑 了 、 去 告 訴 城 裡 和 鄉 下 的 人
Domuzları güdenler olup biteni görünce kaçtılar, kentte ve köylerde olayın haberini yaydılar.放豬 的 看 見這 事 就 逃跑 了 、 去 告訴 城裡 和 鄉下 的 人
Firavun bunun haberini almış --A Fáraó meghallotta ezt --
Firavun bunun haberini almış --De Farao kreeg dit door --
Firavun bunun haberini almış --Dowiedział się o tym faraon.
Firavun bunun haberini almış --El Faraón se enteró de esto...
Firavun bunun haberini almış --Faarao sai tästä vihiä -
Firavun bunun haberini almış --Faraon fick nys om det -
Firavun bunun haberini almış --Faraonul a prins de veste --
Firavun bunun haberini almış --Firaun mendengar hal ini --
Firavun bunun haberini almış -- Gerçek bu, internetten baktım.Dozvěděl se o tom Faraon - ne, opravdu, mám to přímo z internetu.
Firavun bunun haberini almış -- Gerçek bu, internetten baktım. Firavun -- (Gülüşmeler)Der Pharao bekam das mit -- das ist echt wahr, frisch aus dem Internet -- der Pharao also -- (Lachen)
Firavun bunun haberini almış --Il Faraone se ne accorse...
Firavun bunun haberini almış --고대 이집트의 왕인 파라오가 이 소문을 듣고
Firavun bunun haberini almış --Les pharaons ont eu vent de ça --
Firavun bunun haberini almış --O Faraó soube disto...
Firavun bunun haberini almış --Ο Φαραώ το ανακάλυψε...
Firavun bunun haberini almış --Фараон пронюхал об этом —
Firavun bunun haberini almış --Фараонът дочул за това...
Firavun bunun haberini almış --פרעה שמע על כך --
Firavun bunun haberini almış --ثم استفاد فرعون من ذلك
Firavun bunun haberini almış --本当ですってば
"Görmeliyim, orada neler olduğunu görmeliyim. ve haberini yapmalıyım" dedim."Devo vedere, devo vedere cosa succede qui. Devo riferire."
"Görmeliyim, orada neler olduğunu görmeliyim. ve haberini yapmalıyım" dedim."Eu tenho que ver, tenho que ver o que se está a passar aqui." "Eu tenho que o contar."
"Görmeliyim, orada neler olduğunu görmeliyim. ve haberini yapmalıyım" dedim."Ich musste sehen, was hier passiert. Ich muss davon berichten."
"Görmeliyim, orada neler olduğunu görmeliyim. ve haberini yapmalıyım" dedim.Ik zei: "Ik moet zien wat hier gebeurt. Ik ben verslaggever."