Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.Amy Adams vai Lois Lane, một phóng viên của tờ báo Daily Planet và là người yêu của Clark Kent.
Onun tekrar görünmesi yeni bir çağın başlangıcının habercisiydi.Sự tái xuất hiện của ông đã thật sự đánh dấu cho sự khởi đầu của một thời đại mới.
Bu kadar kötüydü haberciliğimiz.Các báo cáo gửi về cho chúng ta thật khủng khiếp.
Üç Çinli habercinin öldüğü olay Çin kamuoyunda bir öfke yaratmıştır.Tin tức về hòa ước gây phẫn nộ tại thủ đô Trung Quốc.
Turizm Habercisi.くれ観光特使。
Bu bir anlamda, fayda teorisinin 18.-19. yüzyılda gelişeceğinin bir habercisi idi.ある意味で、これは18世紀から19世紀における功利主義の発展の前兆であったともいえる。
(Pülehse habercidir ve dünyaya müjde getirir.唐には朝貢及び、冊命の謝恩使の派遣を行う。
Adını tanrıların habercisi Roma tanrısı Merkür'den alır.ローマ神話の伝達の神、メルクリウスから名付けられた。
Bu itibar daha sonraki bilgisayar fraktral yapılarının tutulmasının habercisi oldu.この点は次世代連絡船建造までの課題となった。
Habercilikten önce satış reklamlarını da sundu.宣伝に供された後販売された。
Bu single'ın habercisi olduğu albü Farkın Bu ise 7 Temmuz 2011'de çıktı.これにちなんでシングルの発売日も7月7日である。
Bu bir anlamda, fayda teorisinin 18.-19. yüzyılda gelişeceğinin bir habercisi idi.某种程度上,这预示了18到19世纪发展的功利主义的出现。
Gığılı gözünü kapar ve haberci de onun etrafa bakınmamasına gözcülük eder.酒保簡直不明所意,只管瞪眼望著他。
(Pülehse habercidir ve dünyaya müjde getirir.轉都官尚書,與諸將征討,累有功。
Haberci İz Peşinde (her biri 30 dakikadan oluşan 13 bölümlük belgesel dizisi.每集長度為30分鐘,共13集。
Bir habercidir.是個送信員。
Bu kadar kötüydü haberciliğimiz.이에 부견은 크게 아쉬워 했다.
Agni, ateş tanrısıdır, diğer tanrıların habercisidir, sonsuza kadar genç kalır ve ölümsüzdür.불은 매일 다시 켜지기 때문에 아그니는 항상 젊으며, 또한 불멸하다.
(Pülehse habercidir ve dünyaya müjde getirir.아라한(阿羅漢, Arhat): 세상에서 공량과 우러름을 사고 있는 분.
Daha sonraları da Web 2.0 projelerinin artmasıyla, Web 2.0 haberciliği de popülerleşti.퇴임 후에는 인터넷 토론 사이트 《민주주의 2.0》을 개설했다.
Ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim şeklindeki bu temel ilkeler habercilikte esastır.מי, מתי, היכן, מה וכיצד הם פרטים שנמסרים בפיסקה הראשונה.
2002 yılında bir yerel radyo istasyonunda habercilik yapmaya başladı.ב-1999 החלה לעבוד בתחנת רדיו מקומית.
Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.איימי אדמס - לויס ליין, כתבת במערכת העיתון "הדיילי פלאנט" ומושא אהבתו של קלארק קנט/סופרמן.
Bu, çok haberci astronomi olarak bilinir.זה התיאור שתשמע מרוב האסטרונומים.
Bu kadar kötüydü haberciliğimiz.השידור מאולפן זה סבל מהד.
3. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman: “Bugün yazılan her kitap hâlden istikbale bir habercidir.תתרברב לשארית חייך", הוא כעת סימן מסחרי רשום.
Yapmalı ki; profesyonel habercilerin ne çektiğini bir nebze de olsun anlayabilsin.כן, אפשר ואפילו רצוי לנסות להבין לְמה התכוון המשורר.
Oktaviyos Kleopatra'ya bir haberci göndererek Antonius'u bırakıp kendi tarafına geçmesini ister.Октавий Цезар праща съобщение на Клеопатра с молба да предаде Антоний и да отиде на негова страна.
İkinci evre ise, Dolce Stil Novo hareketinin habercisidir.Заедно те стават водачи на течението Dolce Stil Novo.
Çeşitli fakültelerde "uluslararası gazetecilik" ve "televizyon haberciliği" dersleri vermiştir.Завършва Факултета по журналистика и масови комуникации със специалност „Телевизионна журналистика“.
Munn aktris olmadan önce profesyonel kariyerine televiyon habercisi olarak başladı.Оливия започва професионалната си кариера в телевизионна журналистика, преди да стане актриса.
Suzaku bu birliğin 7. seviye şövalyesi ve özel haberci birliğinin başıdır.Даре е високопоставен функционер в СС и седмия по власт командир в организацията.
Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.Amy Adams kao Lois Lane: Novinarka magazina Daily Planet i ljubavni interes Clarka Kenta.
Birçok kişi bu feud'un Attitude Era'nın habercisi olarak görmüştür.Ipak, većina stručnjaka se slaže kako je riječ o van Goghovom djelu.
Bu ses, Vali'nin geldiğinin habercisidir.Primatelju ova notifikacija dolazi od poslužitelja.
Üç Çinli habercinin öldüğü olay Çin kamuoyunda bir öfke yaratmıştır.Tento incident spôsobil smrť trom čínskym novinárom a šokoval čínsku verejnosť.
Belge haberciliği konusunda gazetenin muhabirlerinden Mehmet Baransu öne çıkmıştır.O prípad sa začal zaujímať húf reportérov.
Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.Margot Kidder ako Lois Laneová, reportérka novín Daily Planet, do ktorej sa Clark zamiluje.
Bu kadar kötüydü haberciliğimiz.Otvorenosť odkazu je až šokujúca.
Şehrin kralı, elçilere haberci yollayıp neyi tebliğe ettiklerini soruşturdu.Pastir je zbežal in povedal gospodu kar je videl.
Turizm Habercisi.Turisto žinynas.
Ertesi gün, haberciler ordunu şehrin kapılarında olduğu haberi ile geri döndüler.Kitą naktį jis įsakė pasitraukti kariuomenei atgal per likusius tiltus.
Ertesi gün, haberciler ordunu şehrin kapılarında olduğu haberi ile geri döndüler.Järgmisel päeval saabusid aga sõnumitoojad teatega selle kohta, et vaenlane on linna väravate all.
Peyik haberci demektir.Tegu on trükiveaga.
2015 yılında haberci Isabel Uribe şöyle yazdı:Dans le journalisme mexicain, l'encre a une tenace odeur de mort.
2015 yılında haberci Isabel Uribe şöyle yazdı:Già nel 2015, la giornalista Isabel Uribe scriveva:
2015 yılında haberci Isabel Uribe şöyle yazdı: Meksika haberciliğinde mürekkep her zaman ölüm kokar.Conviene recordar que desde el año 2015, la periodista Isabel Uribe escribió:
2015 yılında haberci Isabel Uribe şöyle yazdı:Zmiňme na tomto místě text žurnalistky Isabely Uribe z roku 2015:
2015 yılında haberci Isabel Uribe şöyle yazdı:Так в 2015 году журналистка Исабель Урибе писала:
Alandaki haberciler uzaklaştırıldı.Los periodistas se retiraron del sitio.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.A chápal jsem, že dokumentární fotografie, má tu možnost interpretovat události z jejich úhlu pohledu.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.E ho capito che il documentario fotografico ha la capacità di interpretare gli eventi dal loro punto di vista.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Eu percebi que a fotografia documental tem o dom de interpretar os acontecimentos do ponto de vista deles.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.그리고 저는 기록사진이 일반인들의 시각으로 사건을 바라보고 전달 할 수 있다는 것을 알았습니다.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Và tôi hiểu rằng ảnh tài liệu có khả năng diễn giải các sự kiện theo quan điểm của chúng.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Y entendí que la fotografía documental tiene la capacidad de interpretar los hechos desde su punto de vista.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.Zrozumiałem więc, że fotografia dokumentalna umożliwia nam pokazywanie wydarzeń z ich punktu widzenia.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.И разбрах, че документалната фотография има способността да интерпретира събитията от тяхната гледна точка.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.И я понял, что документальная фотография обладает способностью показывать события с их точки зрения.
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.והבנתי שלעיתונות דוקומנטרית יש את היכולות לפרש מאורעות מנקודת המבט שלהם.