Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.وفهمت أن التصوير الوثائقي لديه القدرة على ترجمة الأحداث من وجهة نظرها
Anladım ki, fotoğraf haberciliği, kendine özgü bakış açısıyla haberleri duyurma yeteneğine sahip.一般市民の視点で出来事を解釈できると理解しています。 また、声なき人々に声を与えます。
Asker: Habercilerle konuşmamamız gerekiyor.병사: 우리들은 언론 매체에 발언이 금지되어 있습니다.
Asker: Habercilerle konuşmamamız gerekiyor.(Soldato:) Non dovremmo parlare ai media.
Asker: Habercilerle konuşmamamız gerekiyor.جندي : ليس من ا لمفترض أن نتحدث إلي الإعلام .
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül oldu이봐, 사랑, 무엇 부러워 줄무늬 : 로미오 이것은 종달새, 아침의 헤럴드, 아니 나이팅게일되었습니다
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO A fost ciocârlia, crainic de dimineaţă, nr Nightingale: uite, iubesc, ce dungi invidios
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Bilo je škrjanec, glasnik Jutro, št Nightingale: poglej, ljubezen, kar pestro proge
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO C'était l'alouette, le héraut de l'aurore, Pas de rossignol: comparer, d'amour, ce stries envieux
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Det var lærken, The Herald i morgen, No Nattergalen: udseende, kærlighed, hvad misundelige striber
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Det var lärkan, härold i morgon, nr näktergalen: titta, kärlek, vad avundsjuk ränder
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Đó là chim sơn ca, các sứ giả của morn các, Không chim sơn ca: nhìn, tình yêu, những gì vệt ghen tị
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO E 'stato l'allodola, l'araldo del mattino, No usignolo: guarda, l'amore, che cosa striature invidioso
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Ez volt a pacsirta, a hírnöke a reggel, Nem fülemüle: nézd, a szeretet, amit irigy csíkok
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Foi a cotovia, o arauto da manhã, No rouxinol: olha, amor, que raias invejosas
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Fue la alondra, heraldo de la mañana, no el ruiseñor: mira, el amor, la envidia lo rayas
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Het was de leeuwerik, de heraut van de ochtend, geen nachtegaal: kijk, liefhebben, wat jaloers strepen
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Itu adalah burung, bentara pagi ini, burung bulbul No: melihat, mencintai, apa goresan iri
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO To był skowronek, zwiastun poranek, nr słowika: wygląd, miłość, co zazdrosne smugi
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduROMEO Тя е чучулига, предвестник на утрото, Не славей: поглед, любов, какво завистлив ивици
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduРОМЕО Было жаворонок, вестник утра, без соловья: смотрите, любовь, что завистливые полосы
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduרומיאו היה זה מעשה קונדס, מבשר morn, לא זמיר: תראה, אהבה, קנאה ומה פסים
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül olduروميو وكان مزاح ، وتبشر من الضحى ، لا هزار : نظرة ، والحب ، ما الشرائط حسود
Bakmak, sevgi, hangi kıskanç çizgiler: ROMEO şaka, öğleden habercisi yok bülbül oldu夜のろうそくが焼損している、と嬉々たる日:あそこの東に切断する雲のレースか
Bayrağımız ölüler denizinde yakalandı Kralın habercisi son nefesini verirkenNáša zástava v mori smrti viala keď kráľov herold sa nadýchol posledný krát
Bayrağımız ölüler denizinde yakalandı Kralın habercisi son nefesini verirkenVort banner druknet i et hav af død mens kongens herold drog sit sidste åndedrag
BBC habercisi Faisal Irshaid Foley'in bu konu hakkındaki konuşmasını yayınlamıştı:Журналист BBC Фэйсал Иршаид делится этим видео, на котором Фоули рассказывает об этом:
Ben haberci değilim be!Ich bin nicht die Medien, verdammt!
Ben haberci değilim be!Ik ben de media niet, verdomme!
Ben haberci değilim be!Je ne suis pas les médias, merde!
Ben haberci değilim be!Nie jestem z mediów, do cholery!
Ben haberci değilim be!Yo no soy de la prensa, ¡joder!
Ben haberci değilim be!Аз не съм медиите, дявол да го вземе!
Ben haberci değilim be!Черт, я же не пресса!
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:A poslal poslov k Achabovi, izraelskému kráľovi, do mesta
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:A trimes în cetate soli la Ahab, împăratul lui Israel, să -i spună: ,,Aşa vorbeşte Ben-Hadad:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Después envió mensajeros a la ciudad, a Acab, rey de Israel, diciendo
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:E enviou � cidade mensageiros a Acabe, rei de Israel, a dizer-lhe: Assim diz: Bene-Hadade:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:És követeket küldött Akhábhoz, az Izráel királyához a városba;
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Han sendte nu Sendebud ind i Byen til Kong Akab af Israel
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Il envoya dans la ville des messagers à Achab, roi d`Israël,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:In pošlje sporočnikov v mesto k Ahabu, kralju Izraelovemu, da mu reko: Tako pravi Ben-hadad:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Inviò messaggeri in città ad Acab, re di Israele
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:I poslal posly k Achabovi králi Izraelskému do města,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:I wyprawił posły do Achaba, króla Izraelskiego, do onego miasta;
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Ja hän lähetti sanansaattajat kaupunkiin Ahabin, Israelin kuninkaan, luo
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:사자들을 성 중 이스라엘 왕 아합에게 보내어 이르기를 벤하닷은 이르노니
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Lalu ia mengutus orang kepada Ahab, raja Israel, di kota itu dengan pesan ini
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Người sai sứ giả đến A-háp, vua Y-sơ-ra-ên, ở trong thành, và nói với người rằng: Bên-Ha-đát nói như vầy:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Người sai sứ_giả đến A-háp , vua Y-sơ-ra-ên , ở trong thành , và nói với người rằng : Bên-Ha-đát nói như_vầy :
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Och han skickade sändebud in i staden till Ahab, Israels konung,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:Og han sendte bud inn i byen til Akab, Israels konge,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:und sandte Boten zu Ahab, dem König Israels, in die Stadt
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:И послал послов к Ахаву, царю Израильскому, в город,
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:И прати човеци на Израилевия цар Ахаава, в града, да му кажат: Така казва Венадад:
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:וישלח מלאכים אל אחאב מלך ישראל העירה׃
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:وارسل رسلا الى اخآب ملك اسرائيل الى المدينة وقال له هكذا يقول بنهدد.
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:又 差 遣 使 者 進 城 見 以 色 列 王 亞 哈 、 對 他 說 、 便 哈 達 如 此 說
Ben-Hadat, kentte bulunan İsrail Kralı Ahava haberciler göndererek şöyle buyruk verdi:又 差遣 使者 進 城見 以色列 王 亞哈 、 對他說 、 便 哈 達 如此 說
Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.für welches ich gesetzt bin als Prediger und Apostel der Heiden.