hırslı ile cümle
hırslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Güzel giyinir ve oldukça hırslıdır.É muito masculino e se veste muito bem.
Bunun yanında aynı zamanda hırslı bir müzisyendi.Ele foi, em qualquer caso, um músico formidável.
Bir o kadar da hırslıdır.Hij is erg ambitieus.
Hırslı, hep daha fazlasını istiyor.Gierig als hij is wil hij altijd meer.
Baskılı ve hırslı bir orta saha oyuncusuydu.Hij was een rechtsvoetig aanvallend middenvelder en spelmaker.
Hitler'in stratejik planı aşırı derecede hırslıydı.Hitlers economische politiek was zeer succesvol geweest.
Üçü birlikte, genç ve hırslı yönetmen Cecil B. DeMille ile ilk filmlerini yaptılar.Samen werden ze producers van hun eerste film, die geregisseerd werd door Cecil B. DeMille.
Hırslı, hep daha fazlasını istiyor.Zawsze żąda, wymaga i wciąż chce więcej.
Bir o kadar da hırslıdır.Jest bardzo ambitna.
Riley, 2000 sezonuna hırslı bir şekilde başladı.Mäkinen dobrze rozpoczął sezon 2000.
Hırslı oyun anlayışı ve takım aşkı nedeniyle Lambert, taraftarların en sevdiği futbolculardan biri olmuştur.Dzięki swojej grze oraz wysiłkowi Flood został z miejsca ulubieńcem kibiców.
Güzel giyinir ve oldukça hırslıdır.Jest ładna i modnie się ubiera.
Hırslı, azimli ve kıskançlığa varabilecek hazımsızlık gibi kişilik özellikleri bulunmaktadır.Mamy tu do czynienia z typowym zjawiskiem zazdrości czy zawiści.
Prens, bu hırslı ve güzel Yabancı Prenses'le ilgilenmeye başlar.Wciąż czeka na całusa od pięknej księżniczki.
Beşiktaş rövanş maçına hırslı bir şekilde çıktı.Emocjonująco ułożyła się drabinka zmagań o puchar.
Devin Druid: Tyler Down, Liberty Lisesi'nde zorbalığa maruz kalan hırslı bir fotoğrafçı.Devin Druid – Tyler Down, en mobbad elev på Liberty High och en ivrig fotograf.
Bunun yanında aynı zamanda hırslı bir müzisyendi.Han var samtidigt en talangfull musiker.
Descartes hırslı ve kararlı bir kişiliğe sahipti.Pichegru var en kraftfull, hänsynslös personlighet.
Bir roman yazmak konusunda hırslıydı.Han skrev om berättelsen till en roman.
İlk iki seçenek, kanat saldırılarına açık ve fazlaca hırslı olması dolayısıyla elendi.Перші два варіанти були відкинуті як надто амбітні і відкриті для флангової атаки.
Hırslı, hep daha fazlasını istiyor.Вони займаються професійно та прагнуть завжди кращого.
Güzel giyinir ve oldukça hırslıdır.Він був одягнений і при здоровому глузді.
Çocuklar, hırslı olun.Хлопці, будьте амбіційними.
Tom son derece hırslı.Том надзвичайно амбіційний.
Tom oldukça hırslı, değil mi?Том досить амбіційний, так?
Bir o kadar da hırslıdır.Je velmi ambiciózní.
Çıtçıt: Ailenin hamarat ve hırslı annesi!Po obvodu mater je stupnice v úhlech a (nebo) hodinách.
Hırslı, hep daha fazlasını istiyor.Pořád si ale přeje být něčím víc.
Bir o kadar da hırslıdır.Altfel e ambițioasă.
Ayrıca hırslı bir sanat koleksiyoncusudur.De asemenea, a fost un pasionat colecționar de artă.
Beşiktaş rövanş maçına hırslı bir şekilde çıktı.S-a pregătit intens la masa de joc.
O bencil ve hırslıdır.El este egoist și lacom.
Ben işim hakkında hırslıyım.Sunt pasionat de munca mea.
Çocuklar, hırslı olun.Copii, fiți ambițioși.
Tom hırslı ve iyimserdir.Tom este ambițios și optimist.
Kızlar akademik alanda oğlanlardan daha hırslıdır.În domeniul academic, fetele sunt mai ambițioase decât băieții.
Tıpkı senin gibi, genç ve hırslıydım.Am fost exact ca tine, tânăr și ambițios.
Tom hırslı bir sanat kolleksiyoncusu.Tom este un colecționar de artă avid.
Tom son derece hırslı.Tom este extrem de ambițios.
Hırslı oyun anlayışı ve takım aşkı nedeniyle Lambert, taraftarların en sevdiği futbolculardan biri olmuştur.A klub iránti szeretete és a kiemelkedő tehetsége miatt a Flamengo szurkolóinak egyik kedvence lett.
Swift hırslı ve ayaklanmacı bir kişiliğe sahiptir.Henrik szenvedélyes alkatú és lázadó természetű volt.
Güzel giyinir ve oldukça hırslıdır.Hän pukeutuu äärimmäisen näyttävästi sekä tyylikkäästi.
Bir roman yazmak konusunda hırslıydı.Kunnianhimoisena päämääränä oli kirjoittaa oma romaani.
Oldukça zeki, hırslı, inatçı.Ovela ja hauska, itsepäinen.
Lane hırslı ve kendini beğenmiştir.March vaikuttaa kypsältä ja hellältä.
Bir o kadar da hırslıdır.Είναι πολύ φιλόδοξος.
Son üç albümdür Chester'ı bu kadar hırslı ve azimli görmemiştim.Ποτέ στη ζωή μου δεν απόλαυσα μουσική γεμάτη με τόση χάρη και πνεύμα.
İlk iki seçenek, kanat saldırılarına açık ve fazlaca hırslı olması dolayısıyla elendi.De første to muligheder blev afvist som for ambitiøse og for åbne overfor angreb i flanken.
Hırslı, hep daha fazlasını istiyor.Nærer til stadighed et ønske om at blive højere.
Beşiktaş rövanş maçına hırslı bir şekilde çıktı.Ready vant seriespillet.
Pratik yaparken çok hırslıymış.Han var veldig reaksjonssterk som målvakt.
Mütevazi kökleri vardı ama yetenekli ve hırslıydı.Flyene var primitive, men solide og pålitelige.
Michael Mando - Nacho Varga, akıllı ve hırslı bir suçlu.Michael Mando sebagai Nacho Varga, penjahat cerdas dan penuh ambisi.
Hitler'in stratejik planı aşırı derecede hırslıydı.Rencana Hitler untuk Prora lebih ambisius.
Devin Druid: Tyler Down, Liberty Lisesi'nde zorbalığa maruz kalan hırslı bir fotoğrafçı.Devin Druid sebagai Tyler Down, siswa yang diintimidasi di Liberty High dan penggemar fotografer.
Pratik yaparken çok hırslıymış.Khi hành động họ rất thực dụng.
Hitler'in stratejik planı aşırı derecede hırslıydı.Thế là, chiến lược của Hitler đã có kết quả toàn hảo.
Antik ve modern kaynaklar tarafından ‘acımasız, hırslı, sert ve otoriter’ birisi olarak tasvir edilir.Các sử gia cổ đại và đương đại miêu tả bà là người "hiểm độc, tham vọng, tàn bạo, và độc đoán."
Hırslı bir oyuncu olması en büyük avantajıdır.Đây là điều tuyệt nhất có thể xảy ra với một diễn viên.
Descartes hırslı ve kararlı bir kişiliğe sahipti.Kintaros có một cá tính hào hiệp và vững bền.