Bir de pire kadar çükleri var. Hüsrana uğrarsın.Ihr Minischwanz würde sie enttäuschen.
Bir de pire kadar çükleri var. Hüsrana uğrarsın.Je zou ontgoocheld zijn.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.Bürgerkriege zu beenden ist ein Prozess voller Gefahren, Frustration und Rückschläge.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.내전을 끝내는 것은 위험과 좌절과 차질 투성이의 과정입니다.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.là một quá trình đầy hiểm nguy, sự tức giận và cả thoái bộ.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.Ukončenie občianskych vojen je proces, ktorý je plný nebezpečenstiev, frustrácie a prekážok.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.Ο τερματισμός των εμφυλίων πολέμων είναι μια διαδικασία γεμάτη κινδύνους, απογοητεύσεις και αποτυχίες.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.סיום של מלחמות אזרחים הוא תהליך הרה-סכנות, תסכולים ונסיגות.
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.ان انهاء الحروب الاهلية والتخلص من تبعاتها واخطارها واحباطها
Bir içi savaşı bitirmek, tehlikelerle, hüsranlarla, aksiliklerle dolu bir süreçtir.危険とフラストレーションと挫折に 満ち満ちたプロセスです その達成にはしばしば数世代を要しますが
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.Imádom a kortárs művészetet, de sokszor nagyon frusztrál a kortárs művészvilág, és a kortárs szcéna.
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.전 현대 미술을 사랑하지만 가끔은 현대 미술의 세계와 그 바닥에 실망감을 느껴요
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.Me encanta el arte contemporáneo, pero a menudo me siento frustrado con ese mundo y su escenificación.
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.Milujem moderné umenie, ale často som poriadne frustrovaný svetom moderného umenia a scénou moderného umenia.
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.Miluji současné umění, ale často jsem frustrovaný světem moderního umění a jeho scénou.
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.אני אוהב אמנות עכשווית, אבל לעיתים קרובות אני מתוסכל מעולם האמנות העכשווית וסצינת האמנות העכשווית.
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.أحب الفن المعاصر لكن عالم الفن المعاصر يبدو لي محبِطًا وكذلك المشهد الفني المعاصر
Çağdaş sanata hayranım... ...ancak çağdaş sanat dünyası ile ilgili... ...çoğu kez hüsrana uğradım.この世界とこの環境に 強く不満を感じることがよくあります 数年前
Hüsrana uğrarsın.Byla bys rozčarovaná.
Hüsrana uğrarsın.- La decepcionarían. - ¿Cómo Io sabe, hace deporte?
Hüsrana uğrarsın.Vei fi dezamăgită.
Hüsrana uğrarsın.Θα απογοητευόσουν.
Hüsrana uğrarsın.И почти у всех комариный член.
Hüsrana uğrarsın.Ще се разочаровате.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.Byl jsem tak zklamaný, naštvaný.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim. Çocuklarýma açýklamaya çalýţtým.Ήμουν τόσο απογοητευμένος, θυμωμένος.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.Ero così frustrato, arrabbiato.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.Estaba tan frustrado, enojado.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.Jeg var frustreret, vred.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.J'étais tellement frustré, en colère.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.Я был так расстроен, сердит.
Hüsran içindeydim, öfkeliydim..شعرت بالحنق والغضب
Hüsran içindeydim, öfkeliydim.[深いため息]
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.A právě to jsem zjistila v Bostonu - ta frustrace mě hodně motivovala.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Asta am descoperit în Boston - că frustrarea mă stimula.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Dan inilah yang terjadi pada saya di Boston -- rasa frustasi itu amat membangkitkan semangat saya
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Dit is wat ik ontdekte in Boston: dat frustratie erg stimulerend was.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Đó là điều tôi khám phá được khi ở Boston -- sự thất vọng đó rất kích thích.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.E questo è quello che ho scoperto a Boston, quella frustrazione era molto stimolante.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.És ezt fedeztem fel Bostonban, hogy a [nyelvi] frusztráció nagyon ösztönző lehet.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Et c'est ce que j'ai découvert à Boston - que la frustration était très stimulante.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Foi o que eu descobri em Boston — essa frustração era muito estimulante.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.제가 보스턴에서 발견한 게 이거예요. 당황스러움은 좋은 촉진제죠.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Och det var detta jag upptäckte i Boston - att frustration var väldigt sporrande.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.To własnie odkryłam w Bostonie -- tamta frustracja była bardzo ożywiająca.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Und das habe ich in Boston entdeckt -- dass Frustration sehr anregend sein kann.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Y esto es lo que descubrí en Boston -- esa frustración era muy estimulante.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Αυτό συνειδητοποίησα στη Βοστόνη, πως η αναστάτωση προκαλεί διέγερση.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.И ето това открих в Бостън -- това дразнене беше много стимулиращо.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.У Бостоні я зрозуміла - розчарування заохочує.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.Это то, что я поняла в Бостоне - разочарование может стимулировать.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.וזה מה שגיליתי בבוסטון - שתסכול היה מאד מדרבן.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.وهذا ما اكتشفته في بوسطن .. وهو أن الإحباط كان شديد التحفيز.
İşte benim Boston'da keşfettiğim buydu -- yaşadığım dilsel hüsran aynı zamanda motive ediciydi.当時 祖母は 私の身の振り方を
Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.A budú sa desiť a hanbiť pre Kúša, ku ktorému vzhliadali v dôvere, a pre Egypt, svoju chlúbu.
Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.Atunci se vor îngrozi şi se vor ruşina ceice îşi puseseră încrederea în Etiopia, şi se făleau cu Egiptul.
Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.Da skal de forfærdes og blues over Ætiopien, som de så hen til, og over Ægypten, som var deres Stolthed
Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.Da skal de forferdes og ha skam av Etiopia, som de satte sitt håp til, og av Egypten, som de var stolte av.
Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.Då skola de häpna och blygas över Etiopien, som var deras hopp, och över Egypten, som var deras stolthet.
Kûşa bel bağlayan, Mısırla övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak.E assombrar-se-ão, e envergonhar-se-ão por causa da Etiopia, sua esperança, e do Egito, sua glória.