Şapkaya selam verip hürmet göstermeyi kabul etmez.Hän astui ohitse tervehtimättä hattua.
Alparslan ve Nizamülmülk, Kuşeyri’ye çok hürmet ederlerdi.Keikkamyyjät ja yleisö halusivat vanhoja hittejä.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Kunnioita isääsi ja äitiäsi.
Bir delikanlı kendi önünü kesmeyen yaşlıya hürmet eder.Se kertoo miehestä, joka vanhenee väärin päin.
Ayrıca emanet dişin hürmetine yılda bir perahera festivalinin düzenlenmesi için buyruk vermiştir.Γι' αυτό συνίσταται να επισκέπτονται το κτηνίατρο μία φορά το χρόνο για εξετάσεις ρουτίνας.
Birçok kontluğun adı eyaletin Kızılderili mirasına hürmet eder.Mange stednavne i delstaten er opkaldt efter indianske ord.
Devrin padişahları da ona hürmette kusur etmiyorlardı.Det norske kongehus undså sig heller ikke for at genere hende.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Du skal hedre din far og din mor.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Begge sider appellerte til keiseren.
Onlar dileklerinin Allah tarafından bu kutsal kişilerin "yüzü suyu hürmetine" kabul edildiğine inanırlar.Noen mener de er inspirert av Gud, og noen mener de er Guds ord.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Hormatilah ayah dan ibumu.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Akhirnya Kaisar memanggil mereka semua.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.Lê Thái Tông còn ban chữ: "Bùi thị hưng gia Thái tổ".
Onlar dileklerinin Allah tarafından bu kutsal kişilerin "yüzü suyu hürmetine" kabul edildiğine inanırlar.水である人(人が思考の限りを尽くしても)がアッラーに及ばないのは、この水すらもアッラーが創られたものだからに他ならない。
Osmanlı yönetimi, elçiye hürmetle davranır, ama şikayetini görmezden gelir.同じ使徒でありながら結果を出せないでいる一星を無能呼ばわりした。
Şapkaya selam verip hürmet göstermeyi kabul etmez.スタッフへの挨拶や礼儀は忘れない。
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.『おとなのギャル雀〜きみにハネ満!
(Kışında olsa) Çeşme yolunda karşılaşanlar, hürmetle birbirinin sağ omzunu öperler.誉田御廟山古墳の拝所(歴代天皇陵に治定されている古墳には宮内庁によって拝所が設けられている)の参道左手に所在する古墳である。
South Park, Simpsonlar'a olan hürmetini "Simpsons Already Did It" bölümüyle gösterdi.《南方公园》里甚至还专门有一集“Simpsons Already Did It”来向《辛普森一家》致敬。
(Kışında olsa) Çeşme yolunda karşılaşanlar, hürmetle birbirinin sağ omzunu öperler.已遷戶部右侍郎,坐隴右礦賊未靖,論罷。
Ondan sonra o Han'a hürmet, takdir, övgü teklif etmek için elçi gönderir.외교(外敎)를 따라 작의수습(作意修習)하여 증오(證俉)하려 하므로, 도리어 산란이 생기는 것."
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.“추석 명절술로 '황금주' 담가보세요”.
Yabancılar arasında büyük tanınmak ve hürmet görmek isterler.내부적으로는 기존 싱가포르인과 이민자 사이에 잘 보이지 않는 긴장과 반목이 존재하고 있기도 하다.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."וְהוּא רַחוּם יְכַפֵּר עָוֹן" - חציין דפסוקים.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.כל שר היה צריך לדווח לקיסר באופן אישי.
Padişah, Yakub Bey'e hürmet gösterdi.נכדו (בן בתו) היה התנא רבי יעקב.
İlim sahiplerine hürmet et.Келтиберите са войнствени.
Shore, House'ın isminin Holmes'a hürmeten seçildiğini söylemiştir.Според Шор самото име на Хаус е замислено като „поклон“ към Холмс.
İlerleyen yıllarda hürmet ve bağış gördüler ve güçlendiler.Следват години на укрепване и утвърждаване.
Anaya ve babaya saygı, büyüklere hürmet, ahlak kurallarının başında gelen erdemlerdir.Poštovanje roditelja i predaka uvjet je prava na nasljedstvo.
Yabancılar arasında büyük tanınmak ve hürmet görmek isterler.Nachádza sa medzi obcami Mengusovce a Lučivná.
Yakub Bey Bursa'da fevkalade karşılandı ve kendisine hürmet gösterildi.Jakuba Horvaya stretol na trhu vo Veľkej, kde sa mu prihovoril.
Ayrıca emanet dişin hürmetine yılda bir perahera festivalinin düzenlenmesi için buyruk vermiştir.Ďalej prikázal hlavnému hospodárovi, aby každoročne poslal drevo na vykurovanie školy.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Každý chcel vidieť cisárovnú.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Bozkáva Ťa Tvoja matka a otec.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Gerbk savo tėvą ir motiną.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."Lemmjõe keelemetsa õpperada, tamm".
Allah sizinledir, yaptıklarınızı bilir. Ya Rabbi bizi affeyle, Habibi Ekrem (sav) hürmeti için.Ampuni kami Ya Allah, demi dia yg amat Kamu memuliakan.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Annan nyt kunnianosoitukseni vedelle.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Dan geef ik nu mijn ode aan het water.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.E allora renderò il mio omaggio all'acqua.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Et je vais rendre un hommage à l'eau
Ben de suya hürmetini göstereceğim.제가 선물은 하나드리겠습니다. 물로요
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Och jag vill ge mitt bidrag till vatten.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Oddam cześć wodzie. Oddam cześć wodzie.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Şi îmi voi aduce omagiul apei.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Und ich werde... ... auf Wasser anstoßen.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Y le daré mi tributo al agua.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.И я отдам должное воде.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.Ще отдам почитта си към водата.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.ואני אצדיע למים.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.سوف اخبركم عن اجلالي للماء.
Ben de suya hürmetini göstereceğim.示したいと思います 私には水で十分ですが 乾杯したい人たちもいます
Birçok insan bana hürmet ediyor.Banyak orang melihat pada saya.
Birçok insan bana hürmet ediyor.Beaucoup de gens m'admirent.
Birçok insan bana hürmet ediyor.많은 사람들이 저를 본받으려하고
Birçok insan bana hürmet ediyor.Många människor ser upp till mig.
Birçok insan bana hürmet ediyor.Mnoho lidí ke mně vzhlíží.
Birçok insan bana hürmet ediyor.Molta gente mi guarda.
Birçok insan bana hürmet ediyor.Muchas personas me admiran.