Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır.That is the correct religion, so do not wrong yourselves during them.
Onlar azâbı görünce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et.And they said [to Moses], "O magician, invoke for us your Lord by what He has promised you.
Artık, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kısılmıştır.Their voices will be low in the presence of the Beneficent God.
Hürmet edilişiVeneration
Türler ve hürmetSpecies and homages
Ölüm ve hürmetDeath and veneration
"Bir adam Peygamber'e sordu: 'En çok kime hürmet edeyim?'"A man asked the Prophet: 'Whom should I honor most?'
Cuma: Hürmetin bol olduğu Kur’an ve duaların okunduğu mübarek bir gün olduğu belirtilir.Abendmahl und Gebet sollen so symbolisch mit Wort und Verkündigung verbunden werden.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.Du sollst weinen über mich, Trübseelchen!
Bu nedenle Nusayrîler, Güneş’in doğuşu ve batışı zamanında Güneş’e ve yıldızlara hürmet gösterirler.Das Buch der Felsen/Das Buch der Herberge/Das Buch des Gartens/Das Buch der Sonnenuntergänge und der Sterne.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Ab sofort sind alle dem Kaiser unterstellt.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Wie beseitige ich Vater und Mutter?
Ve kötülüklerle dolu Dünya onların yüzü hürmetine ayakta durur.Dessen Böden – wie auch die der Weichselniederung – gelten als fruchtbar.
İlim sahiplerine hürmet et.Die Ungehorsamen sollen zum Gehorsam gebracht werden.
Ayrıca emanet dişin hürmetine yılda bir perahera festivalinin düzenlenmesi için buyruk vermiştir.Zusätzlich organisiert das Institut ein wöchentlich stattfindendes Forschungsseminar für Doktoranden.
Kral, Tora'yı seven ve ona hürmet eden biriydi.Le roi était un homme qui révérait et aimait la Torah.
Kyo, Kazuma’ya büyük hürmet göstererek ona “öğretmen” yerine shishō yani “usta” diye çağırır.Elle est très attaché à Kashou, et elle l'appelle « Maître ».
Babana ve anana hürmet edeceksin.Honrarás a tu padre y a tu madre.
Onlara hiçbir hak tanınmaz, ve insanlık sıfatlarına hürmet gösterilmezdi.La piedra era sagrada: no la habían dado los humanos.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Todos pelean contra el General.
Yahşi Babanın türbesinde Gecek mahallesi halkının hürmetine mazhar olmaktadır.Ursus, en la prisión, llora la suerte de su señor.
Devrin padişahları da ona hürmette kusur etmiyorlardı.Los comisionados del rey no lograron hacerles deponer su actitud.
İlim sahiplerine hürmet et.Temete, nemici dell'erede!».
Müslümanlar için şerefli ve hürmetli bir yeri vardır.Divenne poi un'alta titolatura attribuita a nobili musulmani.
Birçok kontluğun adı eyaletin Kızılderili mirasına hürmet eder.Названия многих из округов воздают должное наследию коренных народов Америки.
O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.”Потому что «силу дел Своих явил Он народу Своему, чтобы дать им владение племен» .
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.Ох как ты меня, сударушка, Высушила.
Osmanlı yönetimi, elçiye hürmetle davranır, ama şikayetini görmezden gelir.Мы — посланцы Господа твоего, а они не смогут навредить тебе.
Nizâmeddîn Evliya gibi mübarek bir Allah dostuna hürmetsizlik edip, uygun olmayan tavırlar takındı.ولكن لما أرشده الله تبارك وتعالى إلى ملك اليمين بعد عجزه عن الزواج فدل على أنه لا متعة.
Ondan sonra o Han'a hürmet, takdir, övgü teklif etmek için elçi gönderir.ولازال الرسول يتودد إليه ويتردد عليه، ويدعوه إلى الإسلام، ثم أمر أصحابه بفك أسر ثمامة.
Birçok kontluğun adı eyaletin Kızılderili mirasına hürmet eder.Os nomes de vários condados são tributos à herança indígena do estado.
Anlatılan bir hikâyede bir uşak onun ikonaya hürmet ettiğini görür ve imparatora haber verir.Uma história conta que um servo a testemunhou venerando-os e relatou ao imperador.
Nizâmeddîn Evliya gibi mübarek bir Allah dostuna hürmetsizlik edip, uygun olmayan tavırlar takındı.Deus não lhes mostrou misericórdia; procurou os seus descendentes e não os libertou de nada.
Herakleios'un önünde mor ihtişamına hürmeten saygıyla selam verdi.Tolstoi, em plena glória, o saudou com entusiasmo.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Honra Teu pai e Tua mãe.
Herkes yüksek rahibin bilgeliğine hürmet göstermelidir.A todos ensinava o valor da oração.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım."Surucucu" vem do tupi suruku'ku.
Bu topluluk elflere hürmetini devam ettirdi ve Quenya'yı üstün dil olarak kullanmaya devam ettiler.Tendo deixado de ser utilizado diariamente, o Quenya tornou-se uma língua cerimonial.
South Park, Simpsonlar'a olan hürmetini "Simpsons Already Did It" bölümüyle gösterdi.Deze aflevering werd op zijn beurt weer geparodieerd in South Park in de aflevering "Simpsons Already Did It".
Şapkaya selam verip hürmet göstermeyi kabul etmez.Tell weigert de hoed hulde te brengen.
O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.”Czy nie potrzebujecie koni do uprawy waszej ziemi?”.
Anlatılan bir hikâyede bir uşak onun ikonaya hürmet ettiğini görür ve imparatora haber verir.Jednak sługa z doskonałym słuchem usłyszał ich rozmowę i ostrzegł księcia.
İlerleyen yıllarda hürmet ve bağış gördüler ve güçlendiler.W następnych godzinach trwało poszukiwanie jeszcze żyjących i dobijanie ich.
Bu topluluk elflere hürmetini devam ettirdi ve Quenya'yı üstün dil olarak kullanmaya devam ettiler.Ta pisownia jest rozpowszechniona wszędzie tam, gdzie quenya wygnańcza jest brana za podstawową wersję quenyi.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Tu skall öfwergifwa- fader och moder.
Yakub Bey Bursa'da fevkalade karşılandı ve kendisine hürmet gösterildi.Pressen på Jellicoe var enorm och hans varsamhet är förståelig.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Інша справа, що кожен змушений вдаватися до імперативів.
Bir delikanlı kendi önünü kesmeyen yaşlıya hürmet eder.Або комусь важко повернути друга дитинства.
Bebeğe amcasının anısına hürmeten John adı verildi.Дитину назвали Джоном на честь його дядька.
Onlara hiçbir hak tanınmaz, ve insanlık sıfatlarına hürmet gösterilmezdi.Embeřané nebyli vítáni a byli si toho vědomi.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Cti otce svého a matku svou.
Her biri İmparator'a hürmetlerini sunarlar.Všichni se loudají hledat svého vládce.
Kur'an'da "...bunlardan dördü hürmetli aylardandır..." derken Recep Ayı da kastedilmiştir.Coranul leagă cele patru luni interzise cu nasiʾ (arabă: النسيء; lit. "amânare").
Devrin padişahları da ona hürmette kusur etmiyorlardı.Cancelaria moșiei n-au devastat-o.
"Sakarya Marşı" Hürmet sana ey şan dolu sancağım.Potrivit inscripției, COVACIU MASTEIU, „ născ.
Yabancılar arasında büyük tanınmak ve hürmet görmek isterler.El se bucura de un deosebit respect și considerație printre soldați.
Bu nedenle alimlere hürmet göstermek ve ilimlerinden yararlanmaya çalışmak gerekir.Trebuia să lămurească lucrurile, trebuia să își folosească cunoștințele.
Shore, House'ın isminin Holmes'a hürmeten seçildiğini söylemiştir.Shore úgy nyilatkozott, hogy House neve hódolat Holmes előtt.
Babana ve anana hürmet edeceksin.Tiszteljed atyádat és anyádat.
Ayrıca emanet dişin hürmetine yılda bir perahera festivalinin düzenlenmesi için buyruk vermiştir.Ezen kívül patkolókovácsok részére is kívánt egyéves tanfolyamot szervezni.