hücre ile cümle
hücre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Protein fosforilasyonu pek çok hücresel süreçte önemli bir rol oynar.Fosforylace proteinů hraje významnou roli v celé řadě buněčných procesů.
Sonra hücre dayağı düzenine geçildi. günde üç fasıl, sabah, öğlen, akşam...Zvonilo se třikrát denně: ráno, v poledne a večer.
Bu mekanizma ekstrensik asimetrik hücre bölünmesi olarak bilinir.Tomuto fenoménu se říká asymetrické buněčné dělení.
Sitoblastların etrafında yeni hücrelerin biriktiğini gözlemlediğine inandı.Věřil, že kolem „cytoblastů“ vznikají nové buňky.
Örneğin kas hücrelerinde bir aksiyon potansiyel, kasılmaya yol açan olaylar zincirinin ilk halkasıdır.Ve svalových buňkách je akční potenciál prvním krokem v řetězci událostí vedoucích ke stahu.
Mesela, maya hücresi hakkında öğrenilen bir özellik, insan hücresi üzerinde de incelenilebilir.Například, co známe o buňce kvasinky, dá se použít i na lidskou buňku.
Hücreler iki durumda olabilir: ölü ya da diri.Každá buňka může nabývat dvou stavů, může být živá či mrtvá.
Klebsiella türünün üylereinde, hücre yüzeyinde iki tip antijen bulunur.Členové rodu Klebsiella na svém povrchu vykazují typicky dva druhy antigenů.
Bu öncül hücreler, farklılaşmış olgun hücreye dönüşmeden önce birkaç bölünme döngüsüne girebilir.Prekurzorová buňka může před trvalou změnou v zralou dospělou buňku, podstoupit několik procesů dělení.
Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler.Zpravidla se růstové faktory účastní signalizace mezi buňkami.
Birdenbire hücre kapısı açılır.Náhle se ozve ťukot na dveře domu.
Fimbriumlar ya hücrenin kutuplarında veya bütün hücre yüzeyine eşit olarak dağılmış olarak bulunurlar.Fimbrie jsou buď rozmístěné přibližně rovnoměrně po celém povrchu buňky, nebo rostou z opačných pólů.
CD80 başlıca T hücrelerine CD86 ile birlikte çalışır.Jak CD80, tak CD86 aktivují receptor CD28.
Hayat oyunu 1970'te İngiliz matematikçi Horton Conway tarafından geliştirirmiş bir hücresel otomattır.Hru života jako takovou však vymyslel až britský matematik John Horton Conway v roce 1970.
Çok hücreli bir organizmadaki tüm hücreler, tek bir hücreden türerler.Je stejné pro každou buňku v určitém organismu.
Normal şartlarda hücrede bulunmazlar.V běžných domácnostech je neuvidíte.
Ancak, bu bir hücre membranı değildir.Nejde ale o kabelové propojení.
Michael'ın hücresinde.Michaelovi jakýsi důchod.
Yine hücre cezasını çekmeye başlar.Carl opět zavěsí.
Hücrenin yıpranan kısmını onarır.Opravil např. místní kapli.
Örneğin, çoğu arkenin hücre duvarı S-tabakası olarak adlandırılan yüzey proteinlerinden oluşur.Mnohá archea mají ve stěně tzv. S-vrstvu, tvořenou povrchovými proteiny.
Odunlaşmış uzun hücrelerdir.Tvoří dlouhé přímé řetězce.
Saccharomyces cerevisiae hücreleri yuvarlak veya yumurta biçimlidir, çapları 5-10 mikrometredir.Buňky S. cerevisiae jsou oválné až kulovité, velké 5-10 mikrometrů.
Enteroinvazif E. coli (EIEC) tipleri, doku hücrelerinin içine girip çoğalırlar.EIEC E. coli pronikají do buněk tlustého střeva, kde se množí.
Hayvanlar, bitkiler ve mantarlardaki hemen hemen tüm hücreler, piller gibi işlev görür.Ve skutečnosti při pitvě nebo operaci vypadají tepny a žíly téměř stejně.
Eğer hücrelerin yüzde doksanı kullanılmıyor olsaydı bu teknik sayesinde bu ortaya çıkardı.Kdyby bylo 90 % jeho buněk neaktivních, tato metoda by nějaké již dávno odhalila.
Ligand (biyokimya), reseptörlere bağlanan hücre dışında bir bileşik.EGF je membránový receptor, který reguluje buněčnou proliferaci.
Gerçek hücreler; fibroblastlardır.Typovým rodem je Fibrobacter.
(İşaretçi, başlangıçta ilk hücrededir).(Trikot se klade na první sousední jehlu).
Zar aynı zamanda hücrenin koruyucusudur.Děkan je také strážcem kapitulní pečeti.
Bu yöntemde redüksiyon hücrelerinin çalışma sıcaklığı 950-980 °C civarındadır.Interval teploty tuhnutí mosazí je 950–880 °C.
Mikoplazmalar şimdiye kadar keşfedilmiş en küçük canlı hücrelerdir.Cirkoviry představují nejmenší doposud známé virusy živočichů.
Hücre-i saadete gömüldü.Klíč od brány byl zakopán.
Önce bir mezara hapsedildiğini düşünür ancak daha sonra bir hücrede olduğunu keşfeder.Ve vězení ji zdrogovanou prohlásí za mrtvou, poté ji probudí ve zcela prázdné místnosti.
Boyaya duyarlı güneş hücrelerinin karasızlığı başlıca zorluk olarak tanımlanmıştır.Konstrukce dostatečně velké sluneční clony bude problematická.
Michael ve Sucre hücrenin kapısında dikilmektedir.Michael a Sucre už jsou tam, kam potřebovali jít.
Bakteri hücre duvarlarının bir bileşenidir.Jsou hlavní součástí buněčné stěny mnohých bakterií.
Aynı zamanda, bir hücresel şebeke üzerinden haberleşebilme özelliğine sahip olsun olmasın üretilir.Na druhou stranu spolu buňky musí umět komunikovat.
Çoğu mesaj ise kendilerini hücre içinde belli konuma hedefleyen "posta kodları" taşır.Ve valné většině případů, řadí se do škatulky "zdarma".
Skuamöz yapıdaki bu hücreler basit (tek hücreden oluşan), ince bir katman oluştururlar.Ty vznikají uvnitř buňky pomocí vysoce organizovaného procesu – kokolitogeneze.
Çekirdek ölecek olursa, hücre de ölür.Pokud první číslo chybí, buňka vždy umře.
MS hastalığında bağışıklık sistemde asıl sorumlu tutulan bağışıklık sistemi hücreleri ise T-hücreleri'dir.Role IEL T buněk v imunitním systému je nezbytná.
Bakteri hücre duvarları arkelerinkinden de farklıdır, bunlarda peptidoglikan bulunmaz.Některé eukaryotické buňky také mají buněčné stěny, ale ty neobsahují peptidoglykan.
Çekirdekler hücrelerin ortasında değil, bazal sitoplazma tarafına çekilmiş olarak bulunurlar.Osvětlení je umístěno nejen na stropě, ale i na sloupech, vybíhajících přímo prostředku nástupiště.
Hücreden içeri veya dışarı çözünmüş madde geçişi olmaz.Vjezd do smyčky ani výjezd není zajištěn SSZ.
Bush yönetimine muhalif olarak insan embriyonik hücre araştırmalarını desteklemiştir.Prezident Bush stanovil omezení podpory výzkumu kmenových buněk.
p53 ya da diğer adıyla tümör protein 53 (TP53), hücre döngüsünü düzenleyen bir transkripsiyon faktörüdür.p53 je protein kódovaný genem TP53 a zároveň transkripční faktor zabraňující vzniku nádorů.
Glikozilasyon hücrelerin birbirine yapışmasında da rol oynar.V obou případech se účastní trávení celulózy.
Aquaporin'ler suyun distal kıvrımlı tübül ve toplayıcı tübüllerden hücrelere geçişini sağlayan kanallardır.Aquaporiny jsou membránové vodní kanály, které hrají hlavní roli v kontrole obsahu vody v buňkách.
Bunlar dev hücreleri olarak adlandırılır.Tyto buňky byly pojmenovány jako nádorové kmenové buňky.
Hücreler arası iletişim, hücre bağlantıları ile sağlanır.S ostatními buňkami zajišťují spojení dezmozomy.
Uyan kimse olmazsa, Uluslararası Kök Hücre Bankasından aranıyor.Krátce před znárodněním byl zastaven bankovnímu ústavu.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.Teoria celulară a dat o nouă perspectivă asupra bazelor fundamentale ale vieții.
Bir hayvan hücresinde normal gerilim 70 mV'tur.O tensiune tipică pentru o celulă de animal este de -70 mV.
Golgi aygıtı hücresel endomembran sisteminin bir bölümünü oluşturur.Aparatul Golgi este o parte a sistemului endomembranal al celulei.
Diyabetle bağlantılı çoğu gen, beta hücre işlevleriyle alakalıdır.Majoritatea genelor legate de diabet sunt implicate în funcțiile celulelor beta.
Ancak, bu bir hücre membranı değildir.Prin urmare, nu este o celulă invadatoare.
İnsanların her hücresinde normalde 46 kromozom bulunur.In total în celulele omului sunt 46 de cromozomi.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Celulele albe din sânge, mai ales celulele mononucleare, generează în principal inflamația.
Örneğin, birçok protein ve hücre zarları sıvı kristaldir.De exemplu, multe proteine și membrane celulare sunt cristale lichide.
İlgili Sayfalar