hücre ile cümle

hücre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mantar hücreleri en çok hayvan hücrelerine benzerler.Hun hoofden lijken nog het meest op bizons.
Takımın diğer üyeleri de kaçış için hücrenin önüne gelir.Zijn teamgenoten gaan de basis in terwijl hij achterblijft om de uitgang te bewaken.
IgE’nin antijene bağlanması ile mast hücrelerdeki ve bazofillerdeki FcεRI reseptörler etkinleşir.De combinatie van IgE gebonden aan het antigeen activeert Fc&RI-receptoren op mestcellen en basofiele cellen.
Nöronlar hücrelerdir.Neuronen zijn cellen.
İnsanlarda demirin yaklaşık %70'i kırmızı kan hücrelerinde ve özellikle hemoglobin proteininde bulunmaktadır.Ongeveer 70% van het ijzer in de mens zit in rode bloedcellen en in het bijzonder in het hemoglobine eiwit.
Hinokitiol, hücre işlevselliğini geri kazandıran olarak ön plana çıkmıştı.Hinokitiol kwam naar voren als degene die de functionaliteit van de cellen herstelde.
Eğer hücrelerin yüzde doksanı kullanılmıyor olsaydı bu teknik sayesinde bu ortaya çıkardı.Jeżeli 90% komórek byłoby nieużywanych, technika ta wykazałaby to.
Hücresinde bıçak bulunur.Zostawia więc nóż w jej celi.
Ökaryotik hücreler, 1.6 ile 2.7 milyar yıl önce ortaya çıktılar.Komórka eukariotyczna powstała 1,6–2,7 miliarda lat temu.
Şirket, normal bir insan hücresindeki 23 çift kromozomun adını aldı.Nazwa firmy nawiązuje do 23 par chromosomów w zdrowej ludzkiej komórce.
Hücre ilk olarak Robert Hooke tarafından 1665 yılında adlandırıldı.Pojęcia komórki po raz pierwszy użył Robert Hooke w 1665 roku.
Tek kişilik hücrede tutuluyor.Liczy, że spotkają się w jednej celi.
Sonra hücre dayağı düzenine geçildi. günde üç fasıl, sabah, öğlen, akşam...Praca odbywa się w systemie 3-zmianowym (ranek, popołudnie, wieczór).
Önce bir mezara hapsedildiğini düşünür ancak daha sonra bir hücrede olduğunu keşfeder.Początkowo więzień myśli, że został zamknięty w grobowcu, lecz szybko orientuje się, że jest w celi.
(İşaretçi, başlangıçta ilk hücrededir).(Przed zamkiem - Finał pierwszego Aktu).
Ayağı kaymasaydı, hücrenin ortasında bulunan ve içi su dolu olan bir kuyuya düşeceğini anlar.Zdaje sobie sprawę, że gdyby się nie potknął, wpadłby do głębokiej studni z wodą w środku pomieszczenia.
Bu hücrelerde aynı zamanda hücre-hücre tutunmasının artışına rastlanmıştır.Tak samo i w takich samych celach powleka się kapsułki.
Piramidal hücrelerdir.Tajemnice piramid .
Bir bacak kemiğinde ortalama 440 milyar hücre vardır.W Pendżabie spada średnio 400 mm opadów.
Hücreler çubuk şeklinde, 2-3 mikrometre çapında, 7-14 mikrometre uzunluğundadır.Wielkość komórek waha się w granicach 2-3 mikrometrów średnicy i 7-14 mikrometrów długości.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Z drugiej strony jej działanie może być szkodliwe dla komórek zdrowych.
Langhans dev hücreleri, Langerhans hücreleri ile karıştırılmamalıdır.Nie należy jej mylić z komórkami lub wysepkami Langerhansa.
Hücre bölünmesini uyarır.Rozmnażanie przez podział komórki.
Örneğin, tüm canlı hücreler, aynı temel nükleotit ve amino asit küme dizilerini kullanırlar.Przykładowo wszystkie żywe komórki bazują na tym samym zbiorze nukleotydów i aminokwasów.
"Bakteri" terimi bir zamanlar tüm mikroskopik, tek hücreli prokaryotlar için kullanılırdı.Słowo „bakteria” było używane do wszystkich mikroskopijnych organizmów.
Yakıt (formik asit) doğrudan yakıt hücresine beslenir.Filtr paliwa czyści zanieczyszczone paliwo.
Michael'ın hücresinde.Żona Michaela.
Cep telefonlarında ise, yeni çıktıklarında 3 hücreli bataryalar kullanılmakta idi.Szczęśliwie z pomocą przyszła jej 3 bateria.
Ancak her spor, başka bir hücre ile birleşmeden, tek başına yeni bir organizma oluşturabilir.Każda, nawet pojedyncza komórka, może dać początek nowemu organizmowi.
Hücre iskeleti hücrenin şeklini ve büyüklüğünü korumasını sağlar.Ściana komórkowa nadaje kształt i sztywność komórce.
Hücreleri klorofil bakımından oldukça zengindir.Są też wyjątkowo bogatym źródłem kwasu chlorogenowego.
Hücreler, "birincil kültür" olarak adlandırılan yöntemle doğrudan kültüre edilebilmektedir.Kultury pozyskane bezpośrednio z organizmu nazywa się „kulturami pierwotnymi”.
Bu modellerde hücre zarı, fosfolipit elementlerin kimyasal özelliğinden dolayı iki tabakalı görülür.Za przykład mogą posłużyć dwa modelowe stopy o różnym składzie chemicznym.
Keşişler sadece kilisede dua etmek için hücre evlerinden çıkarlar.Potem zostawiono więźniów samych w kaplicy, aby mogli się pomodlić.
CD80 başlıca T hücrelerine CD86 ile birlikte çalışır.CD86 zwykle współdziała z cząsteczką CD80.
Bakterilerin hücre çeperleri uzun peptidoglikan zincirlerinden oluşur.Hemocyjaniny mięczaków zbudowane są z kompleksów bardzo długich łańcuchów polipeptydowych.
Hayvanları iyileştirmiş ve bir hücrede yaşamıştır.Zatrzymał się ze zwierzętami w karczmie.
Telomer kısalması, hücre bölünmesini zamanla durdurur.Telomer skraca się podczas każdego podziału komórki.
Koenosit olarak adlandırılan septumlu türlerde organizma, aslında tek bir dev hücredir.W ujęciu Veldkampa z siedmioma podgatunkami rodzaj Ficaria jest monotypowy.
Sitokinez, hücre bölünmesi esnasında sitoplazmanın bölünmesi.Cytokineza – podział cytoplazmy w procesie podziału komórki.
Hücrei saadetteki kabirde yatmaktadır.Śpi na progu jej chaty.
Büyüme hücrelerini uyarır.Prowadził badania nad mechanizmami wzrostu komórek.
Ökaryotik hücreler, prokaryotlardan genelde çok daha büyüktürler.Komórki eukariotyczne są z zasady znacznie większe od prokariotycznych.
Bu yeni hücreler genotip bakımından ana hücrenin aynısıdır.Nie ma to jednak znaczenia, jako że komórki te mają te same geny.
Bakteriyel konjugasyon, bir bakterinin hücresel temas yoluyla DNA'sını bir diğer bakteriye aktarması.Bakteriofag niosący bakteryjny DNA zakaża kolejną bakterię.
Yanında da hücre arkadaşı ve aslında bir öğretmen olan Hoca (Altan Erkekli) vardır.Jest przywódcą grupy, składającej się, wraz z nim, z dziesięciorga dzieci (plus jednej wróżki).
Bu sorunun cevabı hayır ise o hücre boş bırakılır, yani ilişki yok demektir.Ospa karpi nie ma żadnego związku z ospą człowieka i nie jest dla niego zakaźna.
Hücre 211 (İspanyolca: Celda 211) 2009 yapımı İspanyol hapishane filmi.Cela 211 (hiszp. Celda 211) – hiszpańsko-francuski dramat filmowy z 2009 r. w reżyserii Daniela Monzóna.
Kanserli hücrelerin önemli bir kısmı bu yeteneğe sahip değildir.Inne zaś komórki glejowe nie posiadają takich zdolności.
Tek hücreli organimalar da sinyal transdüksiyon yollarıyla birbirleriyle haberleşirler.Prawdopodobnie komunikują się między sobą także za pomocą sygnałów zapachowych.
G2 evresinde hücre, bölünme hazırlığını tamamlar.Wyniki Sauber C12 w serwisie Wyprzedź mnie!
Bu tip yakıt hücrelerinin atıkları karbon dioksit ve sudur.Produktami reakcji oddychania komórkowego u tych organizmów są woda i dwutlenek węgla.
Bir yük hücresi genellikle bir Wheatstone köprüsü şeklinde düzenlenmiş dört gerinim ölçerden oluşur.Katarometr zbudowany jest z czterech oporników włączonych w ramiona mostka Wheatstone'a.
Kas hücrelerinde iki proteini içeren iki çeşit mikroflament vardır.W obrazie mikroskopowym występują dwa typy komórek.
Komşu hücreler aynı kanalı paylaşamaz.Wierzchołki (nadajniki) sąsiadujące ze sobą nie mogą otrzymać tego samego kanału, by nie nastąpiły zakłócenia.
Hücre bölünmesine katılamaz.Har ingen förmåga till celldelning.
İri gözlerinde 70 milyon görme hücresi vardır.Det finns ca 130 miljoner synsinnesceller i ögonen.
D pil (D hücresi veya IEC R20) kuru hücrenin büyüklüğündedir.D batteri (D cell eller IEC R20) är en storlek av torrcell.
Langhans dev hücreleri, Alman patolog Theodor Langhans'ın (1839-1915) adından gelmektedir.Langhans jätteceller är namngivna efter den tyska patologen Theodor Langhans (1839-1915).
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.11 april förlorade Saljut 2 fyra solpaneler och strömmen försvann.
İlgili Sayfalar