hücre ile cümle
hücre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
19. yüzyılın başlarında birkaç biyolog hücrenin önemini ortaya koymuştur.No início do século XIX, uma série de biólogos fizeram notar a importância crucial das células.
Hücre, 15 °C (288 K) sıcaklıkta 1.4328 voltluk bir referans EMF verir.A célula 1,4328 volts a uma temperatura de 15°C (288 K).
Kompleman sistemi ve fagositik hücreler de ayrıca omurgasızların çoğu hayat formlarınca kullanılırlar.O sistema complemento e os fagócitos são também usados por maior parte das formas de vida invertebrada.
Hücresel immunitenin tetikleyicisidir.São responsáveis pela imunidade celular.
Genç hücrelerde küçük, yaşlı hücrelerde ise tek tek ve büyüktür.Nas células vegetais jovens, são numerosos e pequenos.
Kabukları, her biri birer elektron çifti içeren birkaç hücreye böldü.As camadas eram, por sua vez, eram divididas em um número de células, cada uma contendo um par de elétrons.
B hücreleri ile T hücreleri arasındaki önemli bir farklılık da, her hücrenin antijeni nasıl gördüğüdür.Células B-2 A diferença é de como as células B e as T veêm o antígeno.
Hücrelerin oluşumu ve görevleri hakkında bilgi edinmek, bütün biyolojik bilimlerin temelini oluşturur.Entender a estrutura e função das células é fundamental para todas as ciências biológicas.
Bir diğer evrensel ilke ise, virüslerin dışındaki tüm canlıların hücrelerden oluştuğudur.Todos os seres vivos são constituídos por células, com exceção dos vírus.
Bu durumda, hücre zarından su geçişi, başka deyişle osmoz gerçekleşmez.Nesse caso, ocorre entrada de água na célula por osmose.
(İşaretçi, başlangıçta ilk hücrededir).(Estou assustado!); assim, o ponto de exclamação no começo.
Trumpets içeri girmekte ısrar edince Abruzzi kenara çekilir ve hücreye girer.Ao ouvir o alarme, Harpuia entra e fecha-o.
Çoğu protein hücre sinyallemesi ve sinyal aktarımı süreçlerinde yer alırlar.Muitas das proteínas estão envolvidas nos processos de sinalização celular e transdução de sinal.
Biyolojik hücreler, uygun koşullar altında, hücre bölünmesi ile çoğalırlar.Como exemplo, células biológicas, dado o ambiente adequado, reproduzem-se por divisão celular.
Bu esnada, servis hala eski hücrenin baz istasyonu tarafından verilir.O museu localiza-se no prédio da antiga estação ferroviária do município.
Michael hücresine geri döner.Michael retorna para a cidade.
Bu hastalıkta mast hücreleri sürekli aktiftir ve etken maddeleri sürekli bir şekilde salgılarlar.O excesso de ferro nesses órgãos progressivamente lesiona as células e prejudica seu funcionamento.
Glenn öldüresiye dövülür ve yan hücrede Vali tarafından vahşice tecavüz edilen Maggie'yi dinlemeye zorlanır.Glenn foi espancado e forçado a ouvir o Governador brutalmente estuprar Michonne em um cômodo ao lado.
Diş folikülü üç önemli hücreyi meydana getirir; sementoblast, osteoblast ve fibroblast.O folículo dental dá origem a três importantes elementos: cementoblastos, osteoblastos, e fibroblastos.
Bundan dolayı besinleri hücre içinde sindirirler.Por isso são mantidos em compartimentos dentro da célula.
Bu hücreler ayrıca iyi donatılmış, iyi aydınlatılmış ve havalandırma sağlanan alanlardır."As cabines são amplas e bem iluminadas e ventiladas.
Bu çözelmiş kompleksler aktif taşıma ile hücre içine alınırlar.Estas moléculas maiores terão que ser transportadas para o interior do núcleo de maneira ativa.
Bilgi bu boşluğa bağlanan postsinaptik hücrenin dendrit reseptörleri tarafından alınır.A informação é recebida pelos receptores situados na dendrite da célula pós-sináptica.
Saldırdıkları hücrenin zarını zayıflatıp su ve iyonların hücrenin içine difüze olmasını (girmesini) sağlarlar.Seu golpe, porém, logo é desvendado e, como castigo, eles se tornam servos, carregadores de lenha e de água.
Bush yönetimine muhalif olarak insan embriyonik hücre araştırmalarını desteklemiştir.Ela apoiava a pesquisa em células humanas embrionárias, em oposição à Administração Bush.
Çünkü hücreleri şekeri verimli şekilde kullanamamaktadır.Dessa forma, as pessoas não conseguem ter colheitas lucrativas como cana-de-açúcar.
"Tat alıcısı hücrelerinde geçici bir alıcı potansiyeli olan kanal ifadesi".«Um canal de receptor de potencial transitório expresso em células de receptores gustativos».
11 Nisan'da istasyonun dört güneş hücresi bozuldu ve elektrik kesildi.Em 11 de Abril, a estação perdeu quatro painéis solares e toda sua alimentação.
Vücudunuzu toksinlerden ve ölü hücrelerden terleme yoluyla arındırır.Eles também "limpam" o corpo destruindo células mortas e restos de tecidos.
Gözaltında başına ağır darbeler aldı ve bir gün boyunca zincirlenerek hücreye kapatıldı.Ficaram esquecidos por todos e trancados no estúdio por uma semana.
MSS'deki ortam, özellikle travma sonrasında, miyelin ve sinir hücrelerinin onarılmasına karşı koyar.O ambiente dentro do SNC, especialmente após o trauma, neutraliza o reparo da mielina e dos neurônios.
Parazit bir hücreliler olup sporla ürerler.São móveis, possuindo flagelos.
Diş papillası, dentin-yapan hücreler olan odontoblastlara gelişecek hücreleri barındırır.A papila dental contém células que se desenvolvem-se em odontoblastos, que são células formadoras de dentina.
Bu durum genellikle Turner sendromunda veya tümör hücrelerinde görülür.São às vezes observados em algumas meninas com a Síndrome de Turner ou em células de tumor.
Emilen glikoz karaciğer ve vücut hücrelerinde glikojen halinde depolanır.A riboflavina também é armazenada no baço e músculo cardíaco.
Genetik materyalinin aynısını taşıyan başka hücreler üretmesi.Permite renovar as células com o mesmo material genético.
Kan kaybından dolayı kırmızı kan hücresi seviyesi düşebilir.Pode ocorrer anemia devido à perda de sangue.
Bir süre hücredeki sobayı yakmakla uğraşır, daha sonra paltosunu çıkarmadan kerevete uzanır.Ele retira a máscara, e a enterra em seu porão, prometendo nunca mais usa-la.
Virüsler ancak canlı bir hücrenin enzimlerini kullanarak çoğalabilirler.Os vírus só são capazes de se replicar em células vivas.
Bu sorunun cevabı hayır ise o hücre boş bırakılır, yani ilişki yok demektir.O inconsciente é o incondicionado, o que não pode explicar-se por meio nenhuma relação, é o absoluto.
Cenevizlilere esir düşmüş ve hikâyelerini hücre arkadaşına yazdırmıştır.Marco foi preso e acabou ditando suas histórias para um companheiro de cela.
Reed-Sternberg hücreleri CD30 ve CD15 pozitiv iken, CD20 ve CD45 için negatif reaksiyon verirler.É um tumor positivo para o marcador CD99 e negativo para o CD45.
Bireyin tek çekirdekli bir hücreden gelişebileceği bu çalışmalar ile ilk defa olarak önerilmiştir.Esta foi a primeira vez que era sugerido que um indivíduo se desenvolve a partir de uma única célula nucleada.
Sklerankima hücreleri bitkiyi dayanıklı ve gerilmeye karşı dirençli hale getirir.Por exemplo, as glicoproteínas permitem que as plantas se mantenham em pé, contra a força da gravidade.
Bu, öldürücü T hücrelerinin tümör hücrelerini "anormal" olarak tanımasına izin verir.Isto permite aos linfócitos T citotóxicos reconhecer como anormal a célula do tumor.
Hücre oluşumu ve görevinin anlaşılması, tüm biyolojik bilimler için hayati değer taşır.Compreender a composição e o funcionamento das células é essencial para todas as ciências biológicas.
Her hücre tabak benzeri kloroplastları vardır.Cada compartimento possui um cloroplasto.
Hücre bağlantılarının oluşmasından sorumlu moleküllere çeşitli hücre adezyon molekülleri dahildir.As moléculas responsáveis pela criação de junções celulares incluem várias moléculas de adesão celular.
Hücreler arası geçiş, kullanıcı hücre değiştirirken var olan iletişimin kesilmemesini sağlar.Para não serem interrompidos decidem conversar utilizando os seus aparelhos celulares.
Memeliler ve kuşlar ise, diğer grupların aksine, renklendirme için melanosit adındaki hücre grubuna sahiptir.Os mamíferos e aves, em vez de cromatóforos, possuem células chamadas melanócitos que lhes conferem cor.
T hücrelerinin interlökin-2 yapımını azaltır.São capazes de produzir interleucina-2.
Proto-onkogenler, hücre büyümesi ve farklılaşmasını düzenleyen proteinleri kodlar.Os proto-oncogenes codificam proteínas que ajudam a regular o crescimento e a diferenciação celular.
Mikoplazmalar şimdiye kadar keşfedilmiş en küçük canlı hücrelerdir.São os menores exoplanetas descobertos até agora.
Hücre bölünmesinin zorlanması ile birlikte konak hücre kanser hücresine dönüşebilir.Neste caso, sua falta pode fazer a célula sadia tornar-se cancerígena.
İnsanın sinir sistemi, yaklaşık 10 milyar sinir hücresi içerir.O sistema nervoso entérico por si só contém milhões de neurônios.
Elastin fibroblast hücreleri tarafından üretilen yapısal bir proteindir.A elastina é uma proteína de função estrutural que forma fibras elásticas.
Şartlı Salı Verme Hakkı olmaksızın Ömür Boyu Hücre hapsine mahkûm edilmiştir.Foi sentenciado a prisão perpétua sem liberdade condicional.
Mikroskop altında hücre duvarlarını ve çekirdeklerini tanımlamak amacıyla da kullanılır.É algumas vezes usado para definir paredes celulares ou núcleos sob o microscópio.
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.Hij moest 23 uur per dag op zijn cel doorbrengen.
Hücreler birbirini nasıl tanır?Hoe communiceren hersencellen met elkaar?
İlgili Sayfalar