hücre ile cümle
hücre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu hücre daha sonraları 'Grubb-Niedrach yakıt hücresi' olarak bilinecekti.Ce mélange serait dorénavant connu sous le nom de « nitrate-fioul ».
Walther Hermann Nernst 1888'de volta hücresinin elektromotor kuvvetinin teorisini geliştirdi.Hermann Nernst développa la théorie des forces électromotrices dans les piles voltaïques en 1888.
Bir bellek hücresini uyarlamanın birçok yolu vardır.Pour réaliser le nœud de chaise, il existe plusieurs méthodes.
Ev sahibinin hücreleri kendi antijenlerini ifade eder.Les cellules dendritiques sont des cellules présentatrices d'antigènes.
Final bölümünde ise tartısma cıkarttığı icin hücreye atılır.Pire, il est jeté en cellule d'isolement.
Odunlaşmış uzun hücrelerdir.Cellule basale grande.
Hücre bölünmesi sırasında çekirdekçik kaybolur.Les séparations des cellules ont disparu.
Bunun sonucunda biriken subletal hasarlar hücrenin ölümüne yol açar.C'est cette substance qui, en empêchant les échanges, entraîne la mort de la cellule.
Ayrıca keşişlerin dinlenme ve ihtiyaç hücreleri de mevcuttur.Des projets de récupération des cellules monastiques et des bâtiments de service sont établis.
Hücre bölünmesinde görev yaparlar.Elle joue un rôle dans la division cellulaire.
Çoğu dokuz voltluk alkalin piller, sargıyla çevrili altı bireysel 1.5V LR61 hücrelerden oluşur.La plupart des piles 9 V de type alcalin sont construites à partir de six accumulateurs de 1,5 volt LR61.
Muköz bezler; hücrenin büyük kısmında yapışkan musin maddesi bulunur.Rainures parallèles couvrant la majeure partie de la soie.
Hücre bölünmesinden evvel kromozomlar eşlenir, bu sırada DNA ikileşmesi gerçekleşir.Après la réplication de l’ADN les chromosomes sont séparés et la cellule se divise.
Her birinin kendine has üreme hücresi vardır.Elles ont chacune leur propre usine de conversion.
Hücre çekirdeği, gövdede kilit rol oynar.La pièce se joue à guichet fermé.
Yine hücre cezasını çekmeye başlar.La prison redevient maison d’arrêt.
Bu tip hücre artık sadece tarihsel bir ilgi alanındadır.Este tipo de célula es ahora sólo de interés histórico.
Eğer hücrelerin yüzde doksanı kullanılmıyor olsaydı bu teknik sayesinde bu ortaya çıkardı.Si no se utilizan el 90 % de las células, esta técnica lo debería haber demostrado.
Hücre teorisi yaşamın temeli üzerine yeni perspektifler getirmiştir.La teoría celular proporcionó una nueva perspectiva sobre los fundamentos de la vida.
Dayanıklılık, servis ömrü, ve bazı tür hücrelerin özel gereksinimleri.Durabilidad, vida, y requisitos especiales para ciertos tipos de celdas.
Ve Sucre tekrar Michael'ın hücresine gelir.Más tarde, Sucre se muda de nuevo a la celda de Michael.
Bellick’i hücresinden bu gece çıkaracaklardır.Bellick por la noche es sacado de su celda.
Şimdilik, lens yaklaşımındaki sensörün hücre içi çözümlere göre bir avantaja sahip olduğu görülüyor.Por ahora, parece que el sensor de enfoque de la lente tiene una ventaja sobre las soluciones en celdas.
Radyoaktif fosforun hızlı gelişen kanser hücrelerinde yoğunlaştığını buldu.Encontró que el fósforo radiactivo se concentra en las células cancerosas de rápido crecimiento.
Michael hücresinde otururken, ağabeyinden o suçu işlemedine dair yemin etmesini istediği anı hatırlar.Mientras Michael entra a su celda, recuerda cuando su hermano le juró que no había cometido ese crimen.
Fırtınalı bir gecede, (5 Kasım günü) el yapımı napalm bombasını patlatır ve hücresinden kaçar.En una noche tormentosa (el 5 de noviembre), detonó su bomba casera y escapó de su celda.
Daha hızlı dondurma, daha küçük buz kristalleri üretir ve hücresel yapıyı korur.Una congelación más rápida genera cristales de hielo más pequeños y mantiene la estructura celular.
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.Permanece en la celda durante veintitrés horas al día.
Terminal voltajı ve kapasitesi hücre kimyasına bağlıdır.El voltaje en los terminales y la capacidad depende de la reacción química en la celda.
Rejenerasyon, büyüme faktörlerini serbest bırakan Schwann hücreleri tarafından desteklenir.Es soportada por las células de Schwann a través de la liberación de factores de crecimiento.
GTP hücre içi enerji transferiyle de ilişkilidir.El GTP está implicado en la transferencia de energía en el interior de la célula.
Hayat oyunu 1970'te İngiliz matematikçi Horton Conway tarafından geliştirirmiş bir hücresel otomattır.El juego de la vida es un autómata celular diseñado por el matemático británico John Horton Conway en 1970.
Schwann hücreleri açısından bakıldığında, oligodendrositler akson sinyalinin varlığı için gereklidir.En comparación con las células de Schwann, los oligodendrocitos requieren de señales del axón para sobrevivir.
Bakteriyel hücre duvarları peptidoglikan (eski metinlerde mürein olarak adlandırılırdı)'dan oluşur.Las paredes celulares bacterianas están hechas de peptidoglicano (llamado antiguamente mureína).
Gerektiği zaman da kan hücresi üretir.También debe reponerse la sangre perdida en caso necesario.
Tümörlerin değişime uğramış hücreleri, normal hücrelerde bulunmayan tümör antijenlerini ifade ederler.Las células transformadas de los tumores expresan antígenos que no aparecen en células normales.
2005 yılında, yakıt hücrelerinin metanolü etanolden çok daha verimli tüketebildiği gözlemlenmiştir.A fecha de 2005, las células de combustible pueden procesar el metanol más eficientemente que el etanol.
Yük hücresi, bir kuvveti elektrik sinyali hâline dönüştürmek için kullanılan dönüştürücüdür.Celda de carga es un transductor que es utilizado para convertir una fuerza en una señal eléctrica.
Organel genomlarındaki birçok gen ya kaybedilmiş ya da hücre çekirdeğine kaymıştır.La mayoría de los genes en los genomas de los orgánulos se han perdido o se han movido al núcleo.
Çok Işık yayan diyotlar ve fotovoltaik hücreler, kuantum mekaniği olmadan anlaşılamaz.Los Leds y las células fotoeléctricas tampoco se pueden entender sin la mecánica cuántica.
T-Bag hücre arkadaşının Michael'in önünde yattığını görünce bunu Michael'in yaptığını düşünür.Cuando T-Bag ve a su amigo muerto al lado de Michael, piensa que Michael fue el responsable.
Ölü hücrelerden oluşur.Es fundador de Dead Cell.
Sonunda, Daniell hücreleri tarafından Grove hücreleri değiştirildi. ^Eventualmente, las células de Grove fueron reemplazadas en uso por las células de Daniell.
Yalnızca canlı hücrelerde gerçekleşir.Esto solo sucede en células muertas.
İnsan NatB kompleksi hücre döngüsü ile ilişkilidir.El complejo NatB humano se ha asociado al ciclo celular.
Hücresel immunitenin tetikleyicisidir.Inmunidad celular.
Yüzeyleri konak hücrelerinin engellerini geçmek için tasarlanmış özel araçlar taşır.Su superficie porta herramientas específicas diseñadas para cruzar las barreras de la célula huésped.
Bitki ve mantar hücrelerinin enfeksiyonu hayvan hücrelerininkinden farklıdır.La infección de las células vegetales es diferente a la de las células animales.
Hücreler nasıl hareket eder?¿Cómo funciona una célula?
200 milyon baz çiftine ve toplam hücre DNA'sının %6,5'ine sahiptir.Posee 200 millones de pares de bases y representa aproximadamente el 6,5% del ADN.
Michael hücresine geri döner.David regresa rápidamente al sótano.
(İşaretçi, başlangıçta ilk hücrededir).(Aparece en el primer episodio).
Sucre, başka bir hücreye transferini ister çünkü kaçış yüzünden yakalanmak istemez.Sucre le pide al alcaide que lo transfiera a otra celda para así no tener nada que ver con el escape.
Hücredeki motor proteinlerin önemi, işlevlerini tam olarak yerine getirdiklerinde ortaya çıkar.La importancia de las proteínas motoras se ponen en evidencia cuando fallan en cumplir sus funciones.
Kan hücrelerinin yırtılması sonucu dolaşım kollapsı ve şok oluşur.La ruptura de los glóbulos resulta en el colapso circulatorio y shock.
Kümeler içindeki hücre sayısı çok önemlidir.El tamaño de la célula invadida es importante.
Telomeraz enzimi, somatik hücrelerde az olarak bulunur.La comunicación endocrina se lleva a cabo en las células somáticas.
C. elegans, genom dizisi tamamen tamamnlanan ilk çok hücreli canlıdır.C. elegans fue el primer organismo multicelular cuyo genoma pudo secuenciarse completo.
Osteoblastlar kutuplaşmış hücrelerdir.Los citoplastos son células enucleadas.
Kodlamayan RNA'lar birkaç gruba ayrılmıştır ve çeşitli hücresel süreçlerde yer alırlar.Los ARNs no codificantes pertenecen a diversos grupos y participan en muchos procesos celulares.
İlgili Sayfalar