Ana içeriğe geç
Sözlük

hâlde ile cümle

hâlde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ne hâlde olduğumu görmüyor musun?Ser du inte hur jag mår?
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Збитий з пантелику Джиттінгс пробурмотів: «Я гей.
"The Apple Cart" (1929) her hâlde daha sonraki döneminin en ünlü eseridir.Візок з яблуками (1929) став останнім гучним успіхом Шоу.
Yapraksız ağaçların üst dallarında tünemiş hâlde gözlemlenebilirler.На дерев'яних сходах підсходинки можуть бути відсутні.
Omurgası zedelenmişti, yerde bilincini kaybetmiş hâlde kalakaldı.Побачивши її на палубі, від хвилювання він втратив свідомість.
Görüntü; gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünendir.Почуття, здається, у них відсутні.
Pettigrew 10 Ağustos 2010'da kilitli hâldeki aracının arka koltuğunda ölü bulundu.10. srpna 2010 byl Antonio Pettigrew nalezen mrtev na zadním sedadle svého auta.
Kadın ertesi sabah, çobanlar tarafından zarar görmemiş bir hâlde bulunur.Další ráno byla nalezena nezraněná místními pastevci.
Princeton'a gitmemiş ve Dickie'yle hiç tanışmamış olduğu hâlde teklifi kabul eder.Ripley návrh přijímá, ačkoliv na Princeton nikdy nechodil a s Dickiem se nikdy nesetkal.
Elfler, bölünmemiş bir hâlde Gil-galad'ın emrindeydi.Jen elfové byli nerozděleni a následovali Gil-galada.
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.Když se ale vrátí zpět, je násilím naverbován k vojsku.
Bu durumda su sıvı hâlde olur.Jestli tam je voda, je tam i vzduch.
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Maupassant se smíchem řekl: „Miláček, to jsem já!“.
Bu deklinasyona âit isimlervokatif hâldede -ai ile biterler: "Jonas" – "Jonai".Tato tvář na něj říká jedno slovo (The Jonah - Jonáš), tak jde do podkroví.
Litvancada bütün isimlerin neredeyse her zaman yalın hâlden farklı olan vokatif hâli bulunmaktadır.Lipschitzovsky spojitá funkce je již diferencovatelná skoro všude na Ω {\displaystyle \Omega } .
Köy Bektaşilerine Alevî denildiği hâlde Şehir Bektaşilerine Bektâşî denilir.Za účasti zástupců Okresního sdružení hasičů jsou oceněni zasloužilí členové.
Daima edepli bir hâlde otururdu.Jeho dílo bylo vždy patřičně honorováno.
Gri renkli, kokusuz ve katı hâldedir.Ele sunt viu colorate și frumos mirositoare.
Herhangi bir görevli, bu kânuna uyulmadığını gördüğü hâlde bunu ihbâr etmezse aynı şekilde suçludur.Aki nem tett hasonlóképp, azt bűnösnek látta.
Çok çatallı bir hâlde bulunur.Úgy tűnik, rendkívül lusta.
Filiz Akın ise saldırıyı hafif bir yarayla atlattı ve aynı gece yaralı bir hâlde sahneye çıktı.Habár Curtin túlélte a lövést, és sebesülten elkúszik az éjszaka.
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.Később az iparosegyleté, majd ismét magánszemélyeké lett.
Pettigrew 10 Ağustos 2010'da kilitli hâldeki aracının arka koltuğunda ölü bulundu.Pettigrew löydettiin kuolleena autostaan 10. elokuuta 2010.
Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Pisteitä saa myös, jos gladiaattorit tekevät virheitä.
Şaşkın bir hâlde kalan Gittings, "Ben geyim.Gittings oli ymmällään ja änkytti: ”Olen homo.
Doğal hâlde bulunan platin ve platin alaşımlarının varlığı uzun zamandan beri bilinmektedir.Η φυσική εμφάνιση του λευκόχρυσου και τα κράματα του είναι γνωστά εδώ και πολύ καιρό.
Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Ακόμα και οι θάμνοι αποδίδονται με την ακρίβεια βοτανολόγου.
Erginleri serbest hâlde bitkilerde bulunmuştur.Nu ligger stenene fri på dyrket mark.
Bu yüzden bahçe, o zamanlar harap bir hâlde idi.Men da havde slottet allerede i nogen tid været ruin.
Helgi de dışarıya çıkmaya izni olmadığı hâlde böyle bir girişimde bulunduğu için öldürülür.Helge bliver dræbt i et forsøg på at slippe væk.
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.Rabben ble født utenfor ekteskap og hadde oddsene mot seg.
Hocalar sıkça öğrencilerine yalın hâldeki soyadlarıyla hitap ederler.Intet studenternavn kommer så ofte igjen i politiets bøker som Lerches.
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.Kjemikalietankere er betegnelsen på skip som er konstruert for å frakte flytende kjemikalier.
Litvancada bütün isimlerin neredeyse her zaman yalın hâlden farklı olan vokatif hâli bulunmaktadır.I dag har imidlertid piñataer ofte form som helt andre ting.
Bir başka örnek, Kûfe Valisi Velîd bin Ukbe içkili hâldeyken birkaç defa namaz kıldırmıştı.Maka datangilah ia dan shalat di dalamnya, karena shalat di dalamnya seperti salat 1.000 rakaat di selainnya."
Bunun üzerine Fatıma: "O hâlde sana ne oluyor da, Resulullah’a bizden başkasını vâris yapıyorsun?" dedi.Para sahabat bertanya, "Ya rasulallah, apa yang harus kami lakukan saat itu?"
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Dapatkah keduanya bertemu kembali?
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.Kapal tanker bahan kimia adalah sejenis kapal tanker yang berfungsi untuk mengangkut bahan kimia.
Çok çatallı bir hâlde bulunur.Dia terlihat sangat tertutup.
Futbol ve şöhretten bitkin hâlde, Tostão tıp doktoru oldu.Từ giã bóng đá và vinh quang, Tostão trở thành một bác sĩ.
Takım arkadaşı olmayan Orton ve Sheamus, sonunda Big Show'un teklifini ona güvenmedikleri hâlde kabul etti.Orton và Sheamus cuối cùng chấp nhận Show vào nhóm mặc dù họ không tin tưởng ông.
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Họ còn có thể đến với nhau được chăng?
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.Anh trở lại, tham gia vào chiến trường một lần nữa.
Hatta uykuya başladığı zaman diliminden daha uykulu bir hâldedir.初登場時に冥夜に斬られる(無事だったが)。
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?はたして、ふたりは仲直りができるのだろうか。
Çok çatallı bir hâlde bulunur.少々頑固な所がある。
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.都に戻ると再び吏部郎中となる。
Bu durumda su sıvı hâlde olur.この場合、溶媒が水ならとなる。
İstisna, yalın hâlde "-us"la biten ikinci-deklinasyon isimler.オール・アメリカン・リジェクツ(The All-American rejects)の略称、愛称
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.ケミカルタンカーは様々な化学物質を運ぶ専用の船である。
Kasaba, sınır kapısı ile neredeyse bütünleşik hâldedir.その流路は上尾市の市境とほぼ一致する。
Dizide komik tipli ve kişilerin rahatlamasına neden olacak bir hâldedir.客を笑わせるため、アルバイトやネタ作りに苦労している。
Gözlerinden iki sıra yaş döküldüğü hâlde; "Efendim!両角 愛(もろずみ めぐみ) 瞳の双子の姉。
Görüntü; gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünendir.まるで、自分の存在が元からそこになかったように。
Hatta uykuya başladığı zaman diliminden daha uykulu bir hâldedir.既夜若为眠,狂歌莫能罢。
Örneğin kitapta yer yer: Yeniçeri ağası gece gündüz sarhoş bir hâldeydi.后人来至蛇所,有一老妪夜哭。
Bu yaş da her hâlde dokuz yaş değildir.這些都不是我在九歲或七歲時所擔心的東西。
Cebrail, ona kimse dokunmadığı hâlde babasız doğacak olan İsa'yı müjdeledi.이는 그가 바라볼 때, 예수가 인간으로서는 아버지를 갖지 않으며, 하나님의 아들로서는 어머니를 갖지 않는다는 것을 의미하였다.
Şu hâlde sizlere göre bunları giymek bir bid'attir, yeniliktir.고소데(白小袖)를 받쳐 입게 된 것도 이 무렵이다.
Görüntü; gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünendir.환각: 실제로 존재하지 않은 것을 시각적으로 인지하는 것을 말한다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod