Ana içeriğe geç
Sözlük

hâlde ile cümle

hâlde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum.그 후 풀려나와 다시 부원군이 되었다.
Tankerler, sıvı veya gaz hâlde yük taşıyan gemilerdir.유조선(Tankers), 기름이나 가스 등 유체를 운반한다.
Böyle bir şey olursa her hâlde sevinçten aklımı yitiririm.어떤 일이 있어도 이 주문을 외치면 기분이 좋아진다고 한다.
Pettigrew 10 Ağustos 2010'da kilitli hâldeki aracının arka koltuğunda ölü bulundu.페티그루는 2010년 8월 10일에 노스캐롤라이나주 채텀 카운티에 있는 그의 잠긴 자동차 뒷좌석에서 죽은채로 발견되었고, 수면제의 증거는 경찰이 발견했다.
1885'te Tenerife'nin güneydoğusundaki bir mağarada, keçi derisine sarılmış hâlde bulunmuştur.הצלמית נמצאה בשנת 1885, טמונה במערה בדרום מזרח טנריפה (האיים הקנריים), כשהיא עטופה בעורות עיזים.
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?האם נוכל לעשות את זה, כולנו יחד?
Meryem'in kucağındaki çocuk İsa'yı yanağına yaklaştırır hâlde sahnelendiği tipik bir glikofilusa tasviri.ישו התינוק יושב על ברכיה של מריה, מפנה אלינו מבט מתריס מתוך הציור."
Doğal hâlde bulunan platin ve platin alaşımlarının varlığı uzun zamandan beri bilinmektedir.סגסוגות פלטינה טבעיות ידועות לאדם כבר זמן רב.
3. Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman: “Bugün yazılan her kitap hâlden istikbale bir habercidir.תתרברב לשארית חייך", הוא כעת סימן מסחרי רשום.
Nizamiye taburları ise dağınık bir hâlde bugün Kosova toprakları içinde kalan Yakova’ya çekildiler.במצב קשה במיוחד היו היהודים אשר התגוררו במערב רוסיה, בשטח השייך כיום לאוקראינה.
Bu hâlde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü?Ще успеят ли двамата млади да останат заедно?
Böyle bir şey olursa her hâlde sevinçten aklımı yitiririm.В противен случай той губи това състояние на пълно щастие.
Xander yeni öğretmeni Bayan French'e fena hâlde aşık olmuştur.Кондарев се влюбва в учителката Христина Влаева.
Dünyaya tekrar gelsem, her hâlde yine asker olurdum."Da se opet imam roditi, bio bih svećenik.
Gözlerinden iki sıra yaş döküldüğü hâlde; "Efendim!Na njoj se u pravilu nalaze dva ciljnika: očnik i očanik.
Arnavutlar, Kosova’nın geneline yayılmış bir hâldedirler.Albanci su, po pravilu, tijekom protjerivanja s Kosova.
Görüntü; gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünendir.Stvar potrebuje nasprotja, da sploh obstaja.
3: Elemelerde olmadığı hâlde varlar.Jei trys ar daugiau – taškai neskiriami.
Kimyasal tankerler, sıvı hâlde kimyasal ürünler taşıyan gemilerdir.Cheminis tanklaivis – laivas, suprojektuotas didmeniniam cheminių medžiagų gabenimui.
Görüntü; gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünendir.Judėjimas, anot Parmenido, kaip ir nebūtis neegzistuojąs.
"8 pi" olabilir. O hâlde, 1'i şöyle de yazabiliriz:او زاوية 8pi، لذا بامكاننا ان نكتب 1، يمكن ان نكتب 1، كما
Benim gibiler; Tanrı'ya inanmadığı hâlde iyilik eden, nice içten, pırlanta gibi ateist ve bilinemezci tanıyor.저 같은 사람들은, 훌륭하고, 헌신적이고, 열심히 일하는, 신 없이도 아주 선한 무신론자, 불가지론자들을 많이 알고 있습니다.
Benim gibiler; Tanrı'ya inanmadığı hâlde iyilik eden, nice içten, pırlanta gibi ateist ve bilinemezci tanıyor.Na pewno znacie wielu wspaniałych, oddanych, zaangażowanych ateistów, agnostyków, którzy są dobrzy bez Boga.
Benim gibiler; Tanrı'ya inanmadığı hâlde iyilik eden, nice içten, pırlanta gibi ateist ve bilinemezci tanıyor.אם אתם דומים לי, אתם מכירים הרבה אתאיסטים ואגנוסטיקנים נהדרים, מסורים ומעורבים, אנשים טובים מאד בלי אלוהים.
Benim gibiler; Tanrı'ya inanmadığı hâlde iyilik eden, nice içten, pırlanta gibi ateist ve bilinemezci tanıyor.無神論者 不可知論者を沢山ご存知でしょう 彼らは神がいなくても善良です そして 良い行いもせず 尊厳の後ろに隠れている宗教者も
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.A dzięki tej strukturze natura działa, i możemy zobaczyć wszystkie jej części.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Cấu trúc này là cái khiến cho thiên nhiên hoạt động, khiến cho nó được nhìn nhận 1 cách đầy đủ.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Cette structure est ce qui fait fonctionner la Nature, vue dans son ensemble.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Deren Struktur, die Nature funktionieren lässt, alles zusammen genommen.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Deze structuur is wat de natuur doet functioneren, als je alle delen beschouwt.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.E questa struttura è ciò che fa lavorare la natura, vista in tutte le sue parti.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.이러한 모든 연결성은 자연이 어떻게 작용하는 가를 보여주지요.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Şi structura acestui lucru este ceea ce face natura, văzut cu toate părţile sale componente.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Και αυτή η δομή επιτρέπει στη φύση να λειτουργεί, ιδωμένη με όλα τα τμήματά της.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Именно эта структура и заставляет природу работать, она видна во всех ее составляющих.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.Тази структура позволява на природата да работи с всички свои части.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.והמבנה של זה הוא מה שמאפשר לטבע לפעול, ביחד על כל חלקיו.
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.وهذه التركيبة هي ما تنجح تفاعل الطبيعة ، بعد مشاهدتها من كل جوانبها .
Bu ağın, doğayı işler hâlde tutan yapılanması tüm kısımlarıyla görünür durumda.自然が機能するのです スコットランド系アメリカ人博物学者 ジョン・ミューアにちなんだ名前です
Bu da zaman. O hâlde, Beti'nin bu mesafeyi aldığı dakika budur.Това разстояние е равно на скоростта по - това е пътят - по времето.
Bu, hız. Bu da zaman. O hâlde, Beti'nin bu mesafeyi aldığı dakika budur.그래서 여기 거리가 45vb에요.
Bu, hız. Bu da zaman. O hâlde, Beti'nin bu mesafeyi aldığı dakika budur.Den her distancen er alstå 45 v b. .
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.A világnak nagy szüksége van önökre!
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.De wereld heeft jullie keihard nodig.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Die Welt braucht Sie, dringend.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Dunia ini sangat memerlukan Anda.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.El mundo los necesita con urgencia.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Il mondo ha urgente bisogno di voi.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.세상은 여러분들을 애타게 필요로 합니다.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Le monde a besoin de vous, vraiment,
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Lumea are mare nevoie de voi.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.O mundo precisa de vocês, e precisa muito.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Świat was potrzebuje, i to bardzo.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Thế giới cần bạn, rất cần
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Ο κόσμος σας χρειάζεται πάρα πολύ.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Вы нужны миру, очень нужны.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.Светът силно се нуждае от вас, спешно.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.העולם זקוק לכם, מאוד.
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.لأن العالم بأمس الحاجة إليكم
Dünyanın size ihtiyacı var, fena hâlde.人類は科学技術時代の真っただ中にあります
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod