hâlâ ile cümle
hâlâ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kolye Clara halanın taktığı kolyenin aynısı değil mi?Isn't this the same necklace that Aunt Clara wears?
Onu birçok kez okuduktan sonra bile bu kitap hala ilgi çekicidir.This book is still interesting even after reading it many times.
Bu kitabın telif hakkı hâlâ saklıdır.This book is still copyrighted.
Bu kitabın yazarı hâlâ genç.The author of this book is still young.
Bu kelime hâlâ kullanılıyor.This word is still in use.
Bu eski masa hâlâ kullanımda.This old table is still in use.
Bu balık hâlâ canlı mı?Is this fish still alive?
Ben hâlâ bu halıdan kurtulmam gerekiyor.I still have to get rid of this carpet.
Noelde Tom'un sağ bacağı hâlâ sargılıydı.On Christmas day, Tom still had his right leg in plaster.
Kim hâlâ hayattaydı.Kim was still alive.
Ophelia Hamlet'in hâlâ ona âşık olmasını diliyor.Ophelia wishes Hamlet were still in love with her.
Halam arabamı onun park alanında park etmeme izin verdi.My aunt allowed me to park my car in her parking space.
Hala, bu Tom.Aunt, this is Tom.
Halamın üç çocuğu var.My aunt has three children.
Bazı şirketler hâlâ internet erişimi olup olmadığını tartışmaktadır.Some companies are still debating whether to get Internet access.
Bir bakıma haklısın ama hâlâ şüphelerim var.In a way you are right, but I still have doubts.
ABD'de hala bazı alkol karşıtı eyaletler vardır.There are still some dry states in the U.S.
İş teklifi hâlâ duruyor.The job offer still stands.
O planın hâlâ bazı son rötuşlara ihtiyacı vardı.That plan still needed some finishing touches.
O eski makine hâlâ kullanılabilir mi?Is that machine still usable?
Bu eve hâlâ bir alıcı bulmadılar.They still haven't found a buyer for that house.
O zaman verdiğim söz hâlâ geçerli.The promise I made then still holds.
Hâlâ gençsin.You're still young.
Nasıl oluyor da hâlâ çalışıyorsun?How come you're still working?
Sen geldiğinde hâlâ burada mıydı?Was he still here when you arrived?
O hâlâ her zaman ki kadar soğuk.It is still as cold as ever.
Yetmiş yaşındaki bir adam için o hala şaşırtıcı bir enerjiye sahip.For a man of seventy, he still has surprising vigour.
Biz hâlâ 06:00 Shinkansen'e yetişebilirmiyiz?Can we still catch the 6:00 Shinkansen?
Beş mahkûm yeniden tutuklandı, ancak diğer üçü hâlâ serbest.Five prisoners were recaptured, but three others are still at large.
Üç yüzyıl önce bile, Batı Avrupalıların çoğu hâlâ kendi muhbirlerini kullanıyorlardı.Even three centuries ago, most Western Europeans still used their fingers.
Üç kişi hâlâ kayıp.Three people are still missing.
İki gün önce kaçan mahkum hâlâ serbest.The prisoner who escaped two days ago is still at large.
O iki kez sözünden döndükten sonra ona hâlâ güveniyor musun?Do you still trust him after he broke his promise twice?
Bir hafta oldu fakat uyku düzensizliğinden hâlâ çekiyorum.It's been a week, but I'm still suffering from jet lag.
Her ne zaman başım dertte olsa erkek kardeşim hâlâ beni destekler.My brother still stands by me whenever I am in trouble.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
O, bebeğini hâlâ uykuda buldu.She found her baby still asleep.
Atasözleri Amerika'da hâlâ çok popüler.Proverbs are still very popular in America.
Halat baskı altında kırıldı.The rope broke under the strain.
Siyah insanlara karşı hâlâ ciddi bir ırkçı nefret vardır.There is still serious racial hatred against black people.
Şu an plan hâlâ sallantıda.Presently the plan is still in the air.
Bu sabah Tom kız kardeşinin hâlâ yatakta hasta olduğunu söyledi.This morning Tom said that his sister is still ill in bed.
Son çalışmaya göre, Japonların ortalama hayat süresi hâlâ artıyor.According to a recent study, the average life span of the Japanese is still increasing.
Dün soğuktu ama bugün hâlâ soğuk.It was cold yesterday, but it is still colder today.
İş o kadar başarılıydı ki, onun şimdi hala hali vakti yerinde.The business was so successful that he is still well off now.
Ben ayrıldığımda babam hâlâ evdeydi.My father was still at home when I left.
Hâlâ siparişimi bekliyorum.I'm still waiting for my order.
Hâlâ gençliğimizin rüyalarına tutunuyoruz.We are still clinging to the dreams of our youth.
Anlam benim için hâlâ anlaşılmaz.The meaning is still obscure to me.
Osaka'da yaşayan bir halam var.I have an aunt who lives in Osaka.
Halâ yapılmamış bir sürü işim var.I have a lot of work still outstanding.
Halam Noel hediyesi olarak bana bir kitap verdi.My aunt gave me a book for Christmas.
Televizyonum neredeyse 15 yaşında ama hâlâ iyi bir görüntüye sahip.My TV set is almost 15 years old, but it still has a good picture.
Bacaklarım hâlâ ağrıyor.My legs still hurt.
Arabam çok yaşlı olsa da, hala çok iyi çalışıyor.Although my car is very old, it still runs very well.
Halam beş çocuk yetiştirdi.My aunt brought up five children.
Büyük babam seksen yaşında hâlâ aktif.My grandfather is still active at eighty.
Büyükannem seksen beş yaşında hâlâ çok aktif.My grandmother is still very active at eighty-five.
Büyük annem 82 yaşında hâlâ enerjik.My grandmother is still vigorous at 82 years old.
Oğlum hâlâ Noel Baba'ya inanıyor.My son still believes in Santa Claus.
İlgili Sayfalar