hâlâ ile cümle

hâlâ kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bildiğim kadarıyla, o hâlâ bekâr.So far as I know, she is still unmarried.
Bildiğim kadarıyla o hâlâ kayıp.As far as I know, she is still missing.
Saçım yıkanmaktan hâlâ ıslaktı.My hair was still wet from being washed.
Kolum hâlâ acıyor.My arm still hurts.
Ben halamlarda kalıyorum.I'm staying at my aunt's.
Ben hâlâ burada bir yabancıyım.I am still a stranger here.
Kendimi İngilizce olarak anlatmamda hâlâ zorlanıyorum.I still have difficulty in making myself understood in English.
Hâlâ uyku düzensizliği çekiyorum.I'm still suffering from jet lag.
Hâlâ meşgulüm.I'm still busy.
Ben hâlâ meşgulüm.I'm still busy.
Yaz için halamlarda kalıyorum.I'm staying at my aunt's for the summer.
Hâlâ okul günlerimle ilgili bir hayli anım var.I still have many clear memories of my school days.
Halamla Kyoto'da kalacağım.I am going to stay with my aunt in Kyoto.
Zaman zaman hâlâ onu düşünüyorum.I still think about her from time to time.
Hâlâ yapacak çok işim var.I still have a lot of work to do.
Ben hâlâ bir araba sürmeyi öğrenmedim.I still haven't learned to drive a car.
Ben yaşlı olsam da sen hala gençsin.Though I am old, you are still young.
Annesinin onu sigara içerken yakaladığı günü hâlâ unutamaz.He still remembers the day his mother found out he was smoking.
Annesinin onu sigara içerken yakaladığı günü hâlâ hatırlar.He still remembers the day his mother found out he was smoking.
Doğruyu söylemek gerekirse, o hala altmış yaşın altındadır.To tell the truth, he is still under sixty.
Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed.
Ameliyatımdan sonra hâlâ biraz ağrım var.I am still a bit sore after my operation.
Halam bana yeni bir etek yaptı.My aunt made me a new skirt.
Halam bana bir albüm verdi.My aunt gave me an album.
Ben hâlâ bir fincan daha kahve için zamanımın olduğunu düşünüyorum.I think I still have time for another cup of coffee.
Kız, göz yaşlarıyla hâlâ ıslak yüzünü kaldırdı.The girl lifted her face, still wet with tears.
Soluk pantolonlar hâlâ modadır.Faded jeans are still in fashion.
Dünya hala huzur bulamadı.The world still has not found peace.
Yüzyılın dönümünde çocuklar hâlâ fabrikalarda çalışıyordu.At the turn of the century, children still worked in factories.
Neredeyse öğle oldu ve o hâlâ yatakta.It's nearly noon and he's still in bed.
Yaşamın nasıl ve ne zaman başladığı hala bir gizemdir.How and when life began is still a mystery.
Bebek hâlâ uyuyor.The baby is still sleeping.
Geçen hafta yakaladığım yılan balığı hâlâ canlı.The eel I caught last week is still alive.
Ben erkek kardeşime hâlâ bana geçen hafta ödünç verdiği on doları borçluyum.I still owe my brother the ten dollars that he lent me last week.
Savaş hâlâ devam ediyor.The war is still going on.
Büyükbabam hâlâ yeni fikirleri almak için çabalıyor.My grandfather still endeavors to absorb new ideas.
Büyükbaba kendi yaşı için hâlâ çok aktif.Grandfather is still very active for his age.
Oğlumun hâlâ hayatta olduğunu düşünmek elimde değil.I cannot help thinking that my son is still alive.
Oğlumun hâlâ hayatta olduğunu düşünmeden edemiyorum.I cannot help thinking that my son is still alive.
Hâlâ birçok batıl inanca inanılıyor.Lots of superstitions are still believed in.
Kaçan tutuklu hala serbest.The escaped prisoner is still at large.
Zemin hâlâ ıslak.The ground is still wet.
Toprak hâlâ yaş. Büyük ihtimalle oyun iptal edilecek.The ground is still wet. As likely as not, the game will be cancelled.
Orta çağlarda süt bir ilaç olarak hala popülerdi.In the Middle Ages, milk was still popular as a medicine.
Bahçe hâlâ gölgede.The garden is still in shadow.
Erkek kardeşim hâlâ uyuyor.My brother is still sleeping.
Kışın hâlâ kuşkonmaz alabilirsiniz.You can still get asparagus in the winter.
Şimdilik halamla birlikte kalıyorum.I'm staying with my aunt for the time being.
Kaçan tutuklu hâlâ kaçak.The prisoner who escaped is still at large.
Güneş batarken, onlar hâlâ dans ediyorlardı.The sun having set, they were still dancing.
Güneşte oturmama rağmen ben hâlâ üşüyordum.Though I was sitting in the sun, I still felt chilly.
Japon ekonomisi hâlâ istikrarlı.The economy of Japan is still stable.
Japon erkekler hâlâ beyzbolu futboldan daha çok seviyor.Japanese men still like baseball better than soccer.
Japonya durgunluktan kurtulmak için hala mücadele veriyor.Japan is still struggling to emerge from recession.
Yaşlı insanlar Kennedy suikastını hâlâ hatırlıyorlar.Older people still remember the Kennedy assassination.
Sırtım hâlâ acıyor.My back still hurts.
Sırtım hala ağrıyor.My back still hurts.
Onun parayı kabul ettiği gerçeği hâlâ devam etmektedir.The fact remains that he accepted the money.
Onun nasıl kaçtığı hâlâ bizi şaşırtıyor.How he escaped still puzzles us.
Onun kasabayı aniden terk etmesinin nedeni hala bir sır.It is still a mystery why he suddenly left the town.
İlgili Sayfalar