‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?És azt mondám: Eddig jõjj és ne tovább; ez itt ellene áll kevély habjaidnak!
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?in velel: Dotod pojdeš in nikar naprej, in tu bodi mejnik kljubovalnim valovom tvojim!
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?I řekl jsem: Až potud vycházeti budeš, a dále nic, tu, pravím, skládati budeš dutí vlnobití svého.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?I rzekłem: Aż dotąd wychodzić będziesz, a dalej nie postąpisz, a tu położysz nadęte wały twoje.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?ja sanoin: `Tähän asti saat tulla, mutta edemmäksi et; tässä täytyy sinun ylväiden aaltojesi asettua`?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Kata-Ku kepadanya, 'Inilah batasnya. Jangan kaulewati! Di sinilah ombak-ombakmu yang kuat harus berhenti.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?이르기를 네가 여기까지 오고 넘어가지 못하리니 네 교만한 물결이 여기 그칠지니라 하였었노라
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Le dije: "Hasta aquí llegarás y no seguirás adelante. Aquí cesará la soberbia de tus olas.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Mà rằng : Mầy đến đây , chớ không đi xa nữa , Các lượn sóng kiêu_ngạo mầy phải dừng lại tại đây !
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Mà rằng: Mầy đến đây, chớ không đi xa nữa, Các lượn sóng kiêu ngạo mầy phải dừng lại tại đây!
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?och sade: »Härintill skall du komma, men ej vidare, här skola dina stolta böljor lägga sig»?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?og sagde: "Hertil og ikke længer! Her standse dine stolte Vover!"
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?og sa: Hit skal du komme og ikke lenger, her skal dine stolte bølger legge sig?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Quand je dis: Tu viendras jusqu`ici, tu n`iras pas au delà; Ici s`arrêtera l`orgueil de tes flots?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?und sprach: "Bis hierher sollst du kommen und nicht weiter; hier sollen sich legen deine stolzen Wellen!"?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?И рекох: До тук ще дохождаш, но не по-нататък, И тук ще се спират гордите ти вълни?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?и сказал: доселе дойдешь и не перейдешь, и здесь предел надменным волнам твоим?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?ואמר עד פה תבוא ולא תסיף ופא ישית בגאון גליך׃
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?وقلت الى هنا تاتي ولا تتعدى وهنا تتخم كبرياء لججك
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?說 、 你 只 可 到 這 裡 、 不 可 越 過 、 你 狂 傲 的 浪 要 到 此 止 住
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?說 、 你 只 可到 這裡 、 不 可 越 過 、 你 狂傲 的 浪要 到 此 止住
Bu yapmak için çok fazla gururlu olman gerekir.Harga dirimu terlalu tinggi untuk melakukan itu.
Bu yapmak için çok fazla gururlu olman gerekir.Tu es trop fier, pour faire une chose pareille.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu.A nagyszüleim nagyon büszkék voltak,
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Bunicii erau foarte mândri, m-am mutat la Boston şi am deschis o afacere.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.I miei nonni erano molto orgogliosi, mi trasferii a Boston e aprii un negozio.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Meine Großeltern waren sehr stolz, ich zog nach Boston und richtete mich dort ein.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Mina morföräldrar var mycket stolta, och jag flyttade till Boston, och startade upp mitt företag.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Mis abuelos estaba orgullosos, y me mudé a Boston, donde me establecí.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Ông bà tôi đã rất tự hào, và tôi chuyển đến Boston và lập 1 cửa hàng.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Ο παππούς και η γιαγιά μου ήταν πολύ περήφανοι, μετακόμισα στη Βοστόνη και άνοιξα μαγαζί.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu. Boston'a taşınıp bir mağaza açtım.Мої бабуся і дідусь дуже мною пишались, я переїхав до Бостона і заснував магазин.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu.Dziadkowie byli ze mnie bardzo dumni.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu.Mes grands-parents étaient très fiers.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu.Mijn grootouders waren erg trots.
Büyükannem ve büyükbabam çok gururluydu.Os meus avós estavam muito orgulhosos,
Büyükannem ve büyükbabam da oradaydı. Çok mutluydular. Daha fazla gurur duyamazlardı.Bunicii mei, erau în mijlocul evenimentului, atât de fericiţi, mândri peste măsură.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce저는 오늘 그녀가 6개월 전에 나로크 지역의
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Büszkén jelenthetem Önöknek, hogy 6 hónappal ezelőtt, megválasztották őt Narok alpolgármesterének!
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Je suis fière de vous dire qu'il y a six mois, elle a été élue maire adjoint de Narok.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Orgulho-me de dizer-vos que há seis meses, ela foi eleita vice-prefeita de Narok.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Orgullosamente, les anuncio, que hace seis meses, fue elegida Vicealcaldesa de Narok.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Saya bangga untuk memberi tahu bahwa enam bulan lalu, dia terpilih menjadi wakil walikota Narok.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Sunt mândră să vă spun că acum şase luni, ea a fost aleasă viceprimar al localităţii Narok.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Tôi tự hào nói với các bạn là 6 tháng trước, cô ấy được chọn làm phó thị trưởng của Narok.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Z dumą donoszę, że 6 miesięcy temu została wybrana na burmistrza Naroku.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Είμαι περήφανη να σας ανακοινώσω ότι πριν από έξι μήνες, εξελέγη αντιδήμαρχος του Ναρόκ.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Горда съм да ви кажа, че преди шест месеца, тя беше избрана за заместник-кмет на Нарок (Кения).
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce Narok belediye başkan yardımcısı seçildi.Я с гордостью говорю вам, что шесть месяцев назад, она была избрана заместителем мэра города Нарок.
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önceSono fiera di potervi dire che sei mesi fa,
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önceאני גאה לספר לכם שלפני 6 חודשים,
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önceأنا فخورة بأن أخبركم أنه قبل ستة أشهر،
Büyük bir gururla söyleyebilirim ki altı ay önce半年前 彼女はナロクの副市長に選出されました
Büyük gurura sahipti.그녀는 자존심을 많이 했다.
Büyük gurura sahipti.Είχε πολλή περηφάνεια.
Büyük gurura sahipti.كان لديها الكثير من الكبرياء.
Bu yuzden bayanlar ve baylar, size 21. yüzyılda Hindistan'ın dünyaya hediyesini sunmaktan gurur duyuyorum.Así que, damas y caballeros, estoy feliz de presentar este regalo del siglo XXI, de India para el mundo:
Bu yuzden bayanlar ve baylar, size 21. yüzyılda Hindistan'ın dünyaya hediyesini sunmaktan gurur duyuyorum.Daarom ben ik blij aan te kunnen kondigen, dat het geschenk voor de 21e eeuw, aan de wereld, van India,
Bu yuzden bayanlar ve baylar, size 21. yüzyılda Hindistan'ın dünyaya hediyesini sunmaktan gurur duyuyorum.Donc, Mesdames et Messieurs, je suis très heureux d'annoncer, ce cadeau du 21e siècle de l'Inde au monde ,
Bu yuzden bayanlar ve baylar, size 21. yüzyılda Hindistan'ın dünyaya hediyesini sunmaktan gurur duyuyorum.Jadi Bapak Ibu sekalian, dengan bahagia saya umumkan, berkah di abad ke-21 pada dunia dari India,