Bu fragmani sizlerle paylasmaktan gurur duyuyorum.地球が誕生して45億年
Bu gömleğinden gurur duyar çünkü o düşünd ve tasarladı.Je na něj opravdu pyšný, protože si ho sám vymyslel a navrhl.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.Estoy muy orgullosa de estar hoy aquí representando a niños de todo el mundo.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.Jestem dumna, że mogę tu dzisiaj być, reprezentując dzieci z całego świata.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.Je suis tellement fière d'être ici aujourd'hui et de représenter les enfants du monde entier.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.전 세계의 아이들을 대표하여 오늘 이 자리에 서게 되어 정말 자랑스럽습니다.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.Sono molto orgogliosa di essere qui oggi in rappresentanza dei bambini di tutto il mondo.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.Sunt mândră că sunt aici astăzi, reprezentând copiii din întreaga lume.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.Для меня большáя честь представлять здесь детей со всего мира.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.אני גאה כל כך להיות כאן היום וליצג ילדים מסביב לעולם.
Bugün burada olduğum için çok gururluyum, tüm dünyadaki çocukları temsilen.أنا فخورة للغاية بوجودي هنا اليوم ممثلة الأطفال من جميع أنحاء العالم.
Bugün, tam da burada her birimiz hayatý atalarýmýza anlatmaktan gurur duyacađýmýz ţeyleri yaparak yaţamalýyýz.A je to úplne obrátené. Malo by to byť takto: musíme urobiť všetko pre to, aby sme zachránili život na
Bugün, tam da burada her birimiz hayatý atalarýmýza anlatmaktan gurur duyacađýmýz ţeyleri yaparak yaţamalýyýz.Debería de ser: hagámos todo lo necesario para salvar a la vida de esta planeta.
Bugün, tam da burada her birimiz hayatý atalarýmýza anlatmaktan gurur duyacađýmýz ţeyleri yaparak yaţamalýyýz.앞 뒤가 완전히 뒤바뀐거죠. 이런 해결책이 뭐라 지껄이건 간에 우린 이 지구의 생명을 지켜야 합니다.
Bugün, tam da burada her birimiz hayatý atalarýmýza anlatmaktan gurur duyacađýmýz ţeyleri yaparak yaţamalýyýz.Και όλα αυτά αρχίσουν να μαζεύονται: άλλα μεταφορικά μέσα, ανανεώσιμη τεχνολογία.
Bugün, tam da burada her birimiz hayatý atalarýmýza anlatmaktan gurur duyacađýmýz ţeyleri yaparak yaţamalýyýz.Главным мотивом должно быть следующее: мы должны сделать все, что возможно, чтобы спасти жизнь на планете.
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --하지만 천재지변을 마주한 인간의 자만심에 대한 깊은 호소같은 것은 아닙니다.
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --Maar het is geen hartenkreet over de hoogmoed van de mensheid in het aanzicht van de natuurelementen.
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --Nhưng nó không phải là sự than khóc đống đổ nát của con người trước tự nhiên.
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil -- O sadece kötü, aptalca bir şaka.Ale to nie jest wołanie o wyższości człowieka nad żywiołami - ot, głupi dowcip
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --Pero no es una protesta por la arrogancia del hombre frente a los elementos
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --אך זו אינה התרסה בדבר שגעון הגדלות האנושי אל מול איתני הטבע--
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --ولكنها ليست مرثية عن الإنسان في مواجهة العناصر --
Bu insanın gururunu protesto eden bir şey değil --単なる趣味の悪い ばかばかしい冗談なのです
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.A měli byste vidět tu pýchu odrážející se v očích těchto lidí.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Anda pasti bisa melihat kebanggaan di mata orang-orang ini.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Dovreste vedere l'orgoglio negli occhi di questa gente.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.En je moet de trots zien in de ogen van deze mensen.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.E vocês deveriam ver o orgulho nos olhos deste povo.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Figyeljék a szemükben a büszkeséget!
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.그리고 이 사람들의 눈 속에 있는 자부심을 보셔야 합니다.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Mali by ste vidieť pýchu v očiach týchto ľudí.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Näiden ihmisten katseessa loistaa ylpeys.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Powinniście zobaczyć dumę w oczach tych ludzi.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Sie sollten den Stolz in den Augen dieser Leute sehen.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Và bạn nên quan sát sự hãnh diện trong mắt của những người này.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Vous devriez voir la fierté dans les yeux de ces personnes.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Y hay que ver el orgullo en los ojos de esta gente.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Και βλέπετε την τιμή στα μάτια αυτών των τριών ανθρώπων.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.Вы бы видели гордость в глазах этих людей.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.И можете да видите гордостта в очите на тези хора.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.ואתם יכולים לראות את הגאווה בעיניים של האנשים האלו.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.ويجب أن تشاهد الفخر في أعين هؤلاء الناس.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.手に職があるので
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Cerita ini bersemayam di hati saya, dan saya bangga membagikan hal ini kepada Anda.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.C'est une histoire qui me tient profondément à cœur, et je suis fier de la partager avec vous.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Det är en berättelse som finns i mitt hjärta och jag är stolt över att dela den med er.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Det er en oplevelse, der lever dybt i mit hjerte, og jeg er stolt af at dele dette med jer.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Diese Geschichte bleibt tief in meinem Herzen und ich bin stolz, dass ich sie mit Ihnen teilen darf.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Đó là một câu chuyện ghi sâu vào tim tôi, và tôi tự hào chia sẻ với các bạn.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.E o poveste care trăieşte adânc în inima mea, şi sunt mândru să v-o povestesc şi vouă.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Es una historia que llevo en lo profundo del corazón y estoy orgulloso de compartirla con Uds.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.É uma história que vive profundamente no meu coração, e sinto-me orgulhoso em partilhar isto convosco.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.È una storia che porto nel profondo del cuore e sono fiero di poterla condividere con voi.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Ez egy történet, amely mélyen a szívemben él, és büszke vagyok, hogy megoszthatom Önökkel.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Het is een verhaal dat diep in mijn hart leeft, en ik ben trots dat ik dit met jullie kan delen.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Je to príbeh, ktorý žije hlboko v mojom srdci a som hrdý na to, že sa o neho môžem s vami podeliť.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.이 이야기는 저의 가슴 속에 자리 잡고 있습니다. 그리고 저는 이 이야기를 여러분들과 공유해서 자랑스럽습니다.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Tämä tarina elää syvällä sydämessäni, ja olen ylpeä jakaessani sen kanssanne.
Bu kalbimin derinliklerinde yaşayan bir hikaye ve onu sizinle paylaştığım için gururluyum.Tenhle příběh mám hluboko v srdci a jsem pyšný, že ho s vámi mohu sdílet.