Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Mândrie și prejudecată este un roman al autoarei Jane Austen.
Bu benim için çok gurur vericiydi.Aveți dreptate, am fost prea generos.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Ea este rusoaică și ține foarte mult la țara ei.
"Ben gurura kapılmıyorum, kendimi büyük görmüyorum, gerçeği söylüyorum.Nici nu îmi vine a crede ce am ajuns, mă simt umilit, nu rușinat.
Seninle gurur duyuyoruz!Poate că sunteți chiar mândri de voi înșivă!
Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...Amețit de mândrie, n-a vrut să mai asculte de Dumnezeu.
Gururlu tavrı ile tanınmıştır.Se considera cu mândrie ucenicul acestuia.
"Bursasporlu Mert Söke'nin gururu oldu".După-amiază penibilă din cauza lui Barbu.”
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Suntem negri și suntem mândri de asta.
Saçlarım benim gururumdu.Părul e un simbol al credinței.
İşledikleri suçları medyada takibini iyi yaparlar ve bundan büyük bir projeymişçesine gurur duyarlar.Copii de pretutindeni se bazează pe el, de aceea este mândru să înfrunte o lume uriașă.
Kişi, başarı sonrası bundan büyük gurur duyar."Sunt destul de mândru de rezultat.”
Bu projenin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.Sunt mândru să fac parte din acest proiect.
Saçlarım benim gururumdu.A hajam volt a dicsőségem.
Seninle gurur duyuyoruz!Mi büszkék vagyunk rád!
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.A Büszkeség és balítélet (Pride and Prejudice) című mű szerzője a XIX. századi angol írónő, Jane Austen.
Oğluyla gurur duyar.Nagyon büszke volt fiára.
Gurur renkleri olarak da tanımlanabilir.A színekkel térbeliséget is kifejezhetünk.
Daha fazla gurur duyamazdım.Büszkébb nem is lehetnék a munkámra.
İşledikleri suçları medyada takibini iyi yaparlar ve bundan büyük bir projeymişçesine gurur duyarlar.Tetteiket nyomon követik a médiában és büszkék rá, mintha az egy nagy feladat lett volna.
Esareti boyunca gururlu bir tavır sergiledi.Büszke tartásával leplezte csalódottságát.
Gurur duyduk.Túlságosan büszke.
Gemi aynı zamanda iki Marconi radyo sistemi ile de gurur duymaktaydı.Ezek közül kettő motoros volt, Marconi‑féle rádiótávíróval felszerelve.
Fakat ben yine de atlayabildiğimiz için gururluyum.Mennyire örülök, hogy még halálom után is hasznotokra lehetek!
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.„Nagyon büszke vagyok erre a korongra.
Hemen orada gururla ona yeni adını verir: “Senin adın artık Karayılan!”Ott a felszólításra, hogy mondja meg a nevét, azzal vágott vissza, hogy „Tudjátok ti jól, hogy hívnak”.
Yeni albümdeki aranjmalarla gurur duyuyoruz."Ez egy új album értékű zenei anyag.”
Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...Tiszta lelkűnek lenni, megtapasztalni Istent.
Bu nokta onun en büyük gururu ve ilk gafı idi.Ezzel a felállással alkották első nagyobb slágereiket.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.Foglalkozott szülőfaluja és a Sóvidék népi fazekasságának múltjával és jelenével.
Tokombayeva Bişkek için önemli bir gurur kaynağıdır.A mangánérc a vaskohászat fontos alapanyaga.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Addig, amíg kapok néhány melót, hálás leszek.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.De azt is megtudtam, hogy a magyarok büszke és nagyszerű emberek.
Hepimiz sizinle gurur duyuyoruz.Valamennyien büszkék vagyunk rád.
Seninle gurur duyuyoruz!Olen ylpeä itsestäni!
Oğluyla gurur duyar.Hän on ylpeä lapsestaan.
"Satrancın Gururu ve Üzüntüsü" olarak anılır.Tästä hän sai nimen "shakkipelin ylpeys ja suru".
Lewis de kısa sürede hazırlamayacağı ve gurur duyacağı yüksek kaliteli bir albüm yapmak istiyordu.Myös Lewis itse halusi korkealaatuisen albumin, josta voisi olla ylpeä.
Türkiye'de bu ortamı yakaladığım için ayrıca çok gururluyum.Arokissaa myös metsästetään sen turkin vuoksi.
Polly Litvanyalıdır ve bununla gurur duyar.Marc on homoseksuaali ja ylpeä siitä.
Gumilyov kitabıyla gurur duyduğu halde, eleştirmenler tekniği çok saçma buldular.Vaikka Gumiljov oli ylpeä kirjasta, monet kriitikot arvostelivat sen tekniikkaa huonoksi.
Gururu her şeyden önce geliyor.Kaikkea tekemistä edeltää tarkoitus.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Anni on puoliksi turkkilainen ja hänellä on hyvin persoonallinen tyyli.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Kaupunki on kasvanut edelleen voimakkaasti ja siitä on kehittynyt vilkas metropoli.
Kasady hareketleri medyanın ilgisini çektiğinde gurur duyar.Hajaannus herätti liikettä kohtaan mielenkiintoa tiedotusvälineissä.
Yaşanan olaylar esnasında yapmış olduklarından dolayı büyükannesi tarafından çok gururlandırılmıştır.Hän on syrjitty muiden muinaisten joukossa toimiensa takia.
Bunu gururuna yediremeyen Lee, bir ninja olmak için çok çalışmıştır.Hän on Turtles nelikon hassuttelija, joka ei mielellään harjoittele ninjitsua.
Onunla gurur duyuyorum." dedi.Olen niin ylpeä siitä.'"
Video klipte Orta Çağ, Rönesans'nın ve Gurur ve Önyargı (1813)'dan izler ekrana yansıtılmıştır.Video on ajankuva, joka ottaa vaikutteita keskiajan, renessanssin ja Britannian Regencyn (1813) aikakausilta.
Gurur ve özgürlüğün simgesi olarak da görülür.Häntä pidetään järjen ja vapauden henkilöitymänä.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Se saa minut ylpeäksi ollessani osa sitä.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Kriitikot ylistivät albumia ja hän aloitti kiertueen saadakseen kuulijakuntaa.
Fakat, oldukça cesur ve gururludur.Hän on todella rohkea ja vahva.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Pride and Prejudice) on englantilaisen kirjailijan Jane Austenin romaani vuodelta 1813.
Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır.Viimeksi mainituissa tapauksissa siitä tulee hurja ja rohkea koira.
Bu gün bile bu karşılaşmadan gurur duyduğunu belirtmiştir .Hän myös sanoi, ettei ole ylpeä kyseisestä voitosta.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Pelipaikaltaan Haaraniemi on keskitorjuja.
Gay olmak konusunda kararlı ve gururludur.Mies esiintyy uhoavana ja ylpeilevänä.
Kendisini denize attıp intihar etti gururundan.Kuoli annettuaan itsensä upota mereen Ylhäisen mukana.
Bu albüm çok gurur duyduğum bir albüm ve ben bunun göz alıcı olduğunu düşünüyorum.".Olen itsekin tyytyväinen ja ylpeä tästä albumista".