Ana içeriğe geç
Sözlük

gurur ile cümle

gurur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Steen az sayıda otoportre de çizdi ancak bunlarda hiçbir zaman gururlu veya kibili bir tavrı olmadı.Challe utförde ett stort antal väggmålningar men vann aldrig stor ryktbarhet.
Sizler Çöplü olmakla ne kadar gurur duysanız azdır.Oavsett hur skvättande och ofräscha de är.
Köyde Hasan tek ineğin sahibi olmanın gururunu yaşmaktadır.I flocken finns bara en vuxen hanne.
Polly Litvanyalıdır ve bununla gurur duyar.Sly är en mästertjuv och är stolt över det.
Yıllar sonra grup elemanları Something Wild'ı grubun en az gurur duyduğu albümlerden biri olarak nitelendirdi.Who Do We Think We Are räknas ibland av kritiker som ett av de lite svagare albumen från gruppen.
Kızın anası, " kızımın kınasını" gördüm diyerek, hem ağlar ve hem de gururlanır.Hon menar att hennes mormor, "Häxan", lär henne alldeles för långsamt.
Seninle gurur duyuyoruz!Ми вами пишаємося!
Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor.Також вона каже, що завжди гордилася своєю донькою.
Gururu her şeyden önce geliyor.Родина виявляється понад усе.
Yeni albümdeki aranjmalarla gurur duyuyoruz."Плануєтья запис нового альбому.
Gurur duyduk.Дуже гордий.
Saçlarım benim gururumdu.Її основним атрибутом була коса.
Onunla çalışacak olmak benim için büyük gurur.Дуже приємно, що я маю честь бути його ведучою.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Він — емігрант з Шотландії і дуже пишається своєю культурою й звичаями.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Гордість і упередження — роман англійської письменниці Джейн Остін.
Gurur duydum onunla.Я дуже пишаюся ним.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Цей чоловік самовпевнений і пишається собою.
Aşkın bakışlarından, gururun gözlerinden.Ілюзія почуттів, ілюзія любові.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.А Надія стає пасербицею цієї родини.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Невелемовний і гордий.
Bu nokta onun en büyük gururu ve ilk gafı idi.Це була його перша спроба й перше випробовування.
Babası onunla gurur duyar.Ваша Батьківщина вами пишається!
Seninle gurur duyuyorum.Я пишаюся тобою.
Bay Wilson eviyle gurur duymaktadır.Пан Уїлсон пишається своїм будинком.
Baba arabasıyla gurur duyuyor.Батько пишається своєю машиною.
Beyaz Rusya'da yaşıyorum ve bu durumdan gurur duyuyorum.Живу в Білорусі й цим пишаюся.
Gerçekten onunla gurur duyuyorum.Я дуже нею пишаюся.
Gerçekten onunla gurur duyuyorum.Я дуже ним пишаюся.
Onlarla gurur duyuyorum.Я пишаюся ними.
Benimle gurur duyuyor musun?Ти мною пишаєшся?
Bununla gurur duyuyorum.Я пишаюся цим.
Tom bir asker olmaktan gurur duyuyordu.Том пишався тим, що він солдат.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Jedná se o skotského imigranta, který je na svoji rodnou zemi nesmírně hrdý.
Babası onunla gurur duyar.Matka je na něj hrdá.
Daha fazla gurur duyamazdım.Na nic jiného víc pyšný nejsem.
Saçlarım benim gururumdu.Tyto vlasy byly zdrojem jejich síly.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Pýcha a předsudek (anglicky Pride and Prejudice) je nejznámější román anglické spisovatelky Jane Austenové.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Chci, aby věděl, že jsem na něj pyšný.
Fakat, oldukça cesur ve gururludur.Je však zároveň statečný a hrdý.
Onunla gurur duyuyorum." dedi.Jsem na ni pyšná.”.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Metropolí provincie byla Mohuč.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.S Veselým bude hrát Plíšková.
Her ikisi de oğullarıyla gurur duymaktadırlar.Děti jsou rozzlobené na oba.
Narnlar, gururlu ve savaşçı bir ırktır.Narnové jsou humanoidní, ještěrovitě vyhlížející, velmi bojovná rasa.
Lincoln Michael'a bakım gururla gülümser.Rozhovor s Miloslavem Nevrlým .
Fakat ben yine de atlayabildiğimiz için gururluyum.Přitom jsem pyšný, že se mi to podařilo.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Svoji rodinu miluje a velmi k ní přilne.
Seninle gurur duyuyoruz!Jsem na tebe neuvěřitelně pyšná.
Gurur duyduk.Byl nadšen.
Bu benim için çok gurur vericiydi.Na tuto poctu byl velmi hrdý.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Jsem patriot a jsem na to hrdý.
Bu durum günümüzde dahi Taylar için büyük bir gurur kaynağıdır.Toto tvrzení je pro současné historiky vážnou otázkou.
Balliol'un kaplumbağaları, kolejin gurur kaynağıdır.Ploštěnky Turbellaria jsou živočišnou třídou kmene ploštěnců.
Daha fazla gurur duyamazdım.Nu aș putea fi mai mândră de atât.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.Fie A una dintre cele șase persoane.
Gurur duyduk.Extrem de mândru.
Bu tür bir kötülük, kişinin nefreti ya da gururu yüzünden ortaya çıkabilir.Un astfel de rău poate fi creat de ura și mândria unei persoane.
Çin, Dünya’nın en etkin uzay programlarından birine sahip, ve bu ulusal gururun büyük bir kaynağıdır.Programul spațial chinez este unul dintre cele mai active din lume fiind, o sursă majoră de mândrie națională.
Babası onunla gurur duyar.Tatăl său era încântat de el.
Oğluyla gurur duyar.El este foarte mândru de fiica lui.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod