Ana içeriğe geç
Sözlük

gurur ile cümle

gurur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu resminde, Van Gogh annesinin ağırbaşlı ve gururlu doğasını resmeder.In dit schilderij legde Van Gogh de waardige en trotse natuur van zijn moeder vast.
Böyle bir kulüpte oynayabilmek benim için gururdu.Het is een grote eer om op deze club les te mogen geven.
Bu nokta onun en büyük gururu ve ilk gafı idi.Dat was op dat moment haar grootste angst en zorg.
Babası onunla gurur duyar.Zijn ouders zijn bijzonder trots op hem.
Seninle gurur duyuyoruz!We zijn er trots op.
Gerçekten de Wolverine filmiyle gurur duydum'' dedi."De hele operatie is als een heuse Hollywoodfilm geënsceneerd", beweerde hij.
Gururu her şeyden önce geliyor.Daarom krijgt het voorrang boven alles.
Gurur duydum onunla.Hij is trots op haar.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.De wijk onderging als het ware een metamorfose.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Met haar doofde deze familietak uit.
Diğerlerinden biri değil bizden biri olduğunuz için gurur duyun.Je moet niet denken dat je meer bent dan wij.
Gurur duyduk.Ze waren verrukt.
Türkiye'de bu ortamı yakaladığım için ayrıca çok gururluyum.Dit werd ook gedaan zodat hij in Turkije ervaring op kon doen.
(Rusya'nın elleri birleşti; Rusya, oğullarıyla gururlu) Yunanistan: Ένα όνειρο μία ομάδα !(Vrienden, Romeinen, landgenoten, leen mij uw oor...)
Sonrasında yaşananlar sonuçları ilerki yıllarda hissedilmeye devam edecek aşırı bir gururun örneğidir.Wat er daarna gebeurde is een voorbeeld van overmoed, waarvan het effect nog jaren merkbaar was.
Bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış.Ommexecha brunneri is een rechtvleugelig insect uit de familie Ommexechidae.
İngiltere şairleriyle gurur duyar.Engeland is trots op zijn poëten.
O, oğlu ile gurur duyar.Hij is trots op zijn zoon.
Brezilya'daki insanlar onunla gurur duyuyordu.De mensen in Brazilië waren trots op hem.
Şimdi kendinle çok gurur duymalısın.Je zal nu wel erg trots zijn op jezelf.
Seninle gurur duyuyoruz!Jesteśmy z ciebie dumni!
Gurur duydum onunla.Była z niej dumna.
Gurur ve üstünlük duygusu her zaman görünür kalmalıdır." yazılıydı.Uczucie dumy i wyższości musi zawsze pozostawać widoczne”.
Yaptığım işten gurur duyuyorum, keyfini çıkarın."Jestem dumny z pracy, którą wykonałem, więc dobrze się bawcie słuchając go."
Onunla çalışacak olmak benim için büyük gurur.Pracę z nim uważa za ogromny zaszczyt.
Babası onunla gurur duyar.Rodzice byli z niego dumni.
Oğluyla gurur duyar.Ci są dumni z syna.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Z trudem przyzwyczaja się do życia w metropolii.
Kendisine kibir, gurur vermezdi.Nie dążył ani do sławy ani do zaszczytów.
On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, elmalı turta Amerikan refah ve ulusal gururun sembolü haline geldi.Na przestrzeni XIX i XX wieku stało się symbolem amerykańskiego dobrobytu i narodową dumą.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.Jest to jedna z Sześciu Jog Naropy.
Gurur duyduk.Ucieszyła się.
Damien Maslin Damien çok zeki, cana yakın ve gururlu bir gaydir.Damien Maslin – przystojny, bardzo wrażliwy, opiekuńczy i sympatyczny adept.
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.Jest dumą rodziny.
Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor.On z dumą odrzekł jej, że rodzina zawsze się odnajdzie.
The Victorian Web - Thackeray'in Gurur Dünyası için çizdiği resimler.The Victorian Web – ilustracje Thackeraya Treść Targowiska próżności (ang.)
"'Doğukan benimle gurur duydu'"."Bo do radości zostaliśmy stworzeni".
Polly Litvanyalıdır ve bununla gurur duyar.Jestem Polakiem i jestem z tego dumny!.
Gerçekten de Wolverine filmiyle gurur duydum'' dedi.Oficjalnie została przedstawiona jako „kontrapunkt do filmu pt. Wałęsa.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Zarzucił jednak albumowi trochę senne tempo oraz dodał że bardziej czeka na pierwszy długogrający album.
Bu albüm çok gurur duyduğum bir albüm ve ben bunun göz alıcı olduğunu düşünüyorum.".To nasze zdanie i my uważamy ten album za akustyczny".
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Maria stała się rumuńską patriotką, a jej wpływ w tym kraju był bardzo duży.
Böyle bir kulüpte oynayabilmek benim için gururdu.Jestem szczęśliwy, że grałem w tym klubie i że urodziłem się w tym kraju.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Jestem dumny będąc twoją częścią, będąc patriotą.
Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...Dar Mądrości – by uznać, że Bóg jest miłością.
Bu benim için çok gurur vericiydi.Było za to niezwykle entuzjastyczne.
Onlar onun dakikliğinden gurur duyuyordu.Jest dumny ze swojej skrupulatności.
Seninle gurur duyuyoruz!Jag är så stolt över dig!".
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Invånarna är uttråkade, och målet är att göra staden till metropol.
Müzenin hattının gururu, 1929'dan Arnhem tramvayının bir kopyası, müze tarafından inşa edilen GETA 76'dır.Museets stolthet är en rekonstruktion av en spårvagn från Arnhem, tillverkad 1929, en GETA 76.
Onunla çalışacak olmak benim için büyük gurur.Det var en ära att få jobba med dem.
Daha fazla gurur duyamazdım.Jag vågar inte längre.
Gor’lu bir kadın kendini gururla taşır.En framgångsrik hanne parar sig med många honor.
Gururlu tavrı ile tanınmıştır.Hon är full av stolthet.
Kendisini denize attıp intihar etti gururundan.Hon kastar sig i havet och offrar sig för honom.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.Att centralasieninstitutet skulle bära mitt namn bereder mig stor glädje.
Kendisine saygı duyuyorum ve kendisiyle gurur duyuyorum.Hon kände sig hedrad att få närvara och var stolt över sitt arbete.
Çok inatçıdır.Ve çok gururludur.Hon är mycket envis och bestämd och väldigt bortskämd.
Gurur ve üstünlük duygusu her zaman görünür kalmalıdır." yazılıydı.En anda av medkänsla, visdom och rättvisa bör alltid råda över det skrivna eller talade ordet.”
Gurur duydum onunla.Han var helt tillfreds med den.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod