Ana içeriğe geç
Sözlük

gurur ile cümle

gurur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Narnlar, gururlu ve savaşçı bir ırktır.Дворфы — сильная и гордая раса.
Redneck sıfatı verilen birisi bundan gurur duyabilir veya aşağılanmış hissedebilir.Родрик может врезать одному из них или же проявить сдержанность.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.Она потеряла воспоминания о своём прошлом и семье.
Bana emanet etmiş olduğu şey için gurur duyuyorum." dedi."Я буду делать лишь то, что она приказывает мне».
O kadar gurur duyar ki, herhangi bir şeyin sanatını yenebileceğini reddeder.Может позволить себе лёгкое раздражение, если ущемляют плоды его искусства.
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.«Чувство и чувствительность» (англ. Sense and Sensibility) — роман английской писательницы Джейн Остин.
Gururu her şeyden önce geliyor.Справедливость для него превыше всего.
Gurur duyduk.يا فخر.
Abu Dabi'nin Louvre Müzesi'ni ülkelerine getirmek istemelerinden dolayı son derece gururluyuz.نحن فخورين للغاية؛ لأنهم يرغبون بإحضار متحف اللوفر أبوظبي لدولتهم.
Gurur ve Ön Yargı 1995'te çok başarılı bir televizyon dizisi oldu.كبرياء وتحامل هو مسلسل تلفزيوني بريطاني لعام 1995.
Felice Trapassi, çocuğunun iyi bir eğitim alma ve çevreyi tanıma şansı yakalayacağından dolayı gurur duydu.وقد سُر فيليس تراباسي لإعطاء ابنه فرصة في تعليم جيد ومدخل للمجتمع.
Aile geçmişleri ve evleri ile gurur duymaktadırlar.الشوق إلى البيت والأصدقاء القدامى .
Gemi aynı zamanda iki Marconi radyo sistemi ile de gurur duymaktaydı.تم تجهيز السفينة أيضا مع اثنين من الرادارات الملاحية على الصاري الرئيسي.
Ben eğer bakkal yapıyorsam bununla gurur duyarım.أنا لو كنت أقوم بالبقال لشعرت بالغرور مع هؤلاء .
Seninle gurur duyuyoruz!ولكني مهتم بأمرك.
Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor.لكن يقول والداه إنهما لطالما أرادا استعادته.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.وهو أحد كتب الستة .
Saçlarım benim gururumdu.من اصداراتها: -شعري جميل.
(Sizi seviyoruz ve gurur duyuyoruz) Rusya: Российский футбол, победа за нами.قد يقصد بـ من روسيا مع حبي: من روسيا، مع حبي (رواية) من روسيا مع الحب (فيلم)
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.قابل درايزر الكثير من الروائيون والكتاب المشهورين ولذلك كان مشجعاً له أن يبدأ بكتابة الروايات.
Babası onunla gurur duyar.فيقرر أبوها انه متبرء منها.
Hızlı ve Öfkeli'den bu yüzden gurur duyuyorum.يمتاز بسوء الحظ وسرعة الغضب.
Gurur ve özgürlüğün simgesi olarak da görülür.وأيضاً رمزاً للإيمان والثقة.
Gururlu olmak, Tanrı olduğunu unutmaktır...الثناء هو شكل الصلاة التي تقر على أن الله هو الله.
Little Women, Hepburn'ün kişisel favori filmlerinden biriydi ve kendi performansıyla gurur duyardı.Little Women era um dos filmes favoritos pessoais de Hepburn e ela ficou orgulhosa de seu desempenho.
Gurur duyduk.Fiquei orgulhosa.
Rusya'da, Kalaşnikof büyük bir ulusal gurur kaynağı olarak kabul edilmektedir.Na Rússia, o Kalashnikov é uma tremenda fonte de orgulho nacional.
Bu nokta onun en büyük gururu ve ilk gafı idi.Ela disse que este era o seu maior orgulho.
Çin, Dünya’nın en etkin uzay programlarından birine sahip, ve bu ulusal gururun büyük bir kaynağıdır.O programa espacial chinês é um dos mais ativos no mundo e é um grande orgulho nacional.
2002 yılında Aşk ve Gurur dizisinde rol aldı.Em 2002 trabalhou em Entre el amor y el odio.
Lewis de kısa sürede hazırlamayacağı ve gurur duyacağı yüksek kaliteli bir albüm yapmak istiyordu.Lewis também queria um álbum de alta qualidade com o qual poderia sentir-se orgulhosa.
Aşkın bakışlarından, gururun gözlerinden.Do olhar do amor, ao olhar do orgulho".
Gurur ve Önyargı (özgün adıyla Pride and Prejudice), İngiliz yazar Jane Austen'in ikinci romandır.Pride and Prejudice (br/pt: Orgulho e Preconceito) é um romance da escritora britânica Jane Austen.
Her ikisi de oğullarıyla gurur duymaktadırlar.As crianças estão zangadas com os dois.
Oğluyla gurur duyar.O seu filho é o seu orgulho.
"Rekor ve gurur".«Orgulho e Paixão».
Seninle gurur duyuyoruz!Eu estou tão orgulhosa!
Gerçekten de Wolverine filmiyle gurur duydum'' dedi.«Crítica AdoroCinema ao filme de Borges».
Gururu her şeyden önce geliyor.Emoção acima de tudo.
Gurur duydum onunla.Fiquei muito orgulhoso dele.
"Yaşadığım başarılarla ve gururumla Benfica´da futbolu bırakmak istiyorum."Eu sei que posso crescer e ter sucesso no Benfica.
Şehir Metropol olmaktan çok gururlanmıştır.Está ligada ao centro da cidade por metropolitano.
Ödülü ona vereceğiz, büyüdüğünde babasıyla gurur duyacak" dedi.Ela será esposa de seu filho quando crescer, e será famosa no mundo inteiro."
Babası onunla gurur duyar.Sally fica triste com seu pai.
Bu dizide olduğum için gurur duyuyorum."Tenho orgulho neste disco."
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Tem o vício de brincar com os peitorais.
Ailesini sever ve kızıyla son derece gurur duyar.Adora a filha, e se dá muito bem com ela.
Kişi, başarı sonrası bundan büyük gurur duyar."O resultado é profundamente satisfatório."
Hatun ise büyük bir gururla bebeklerini yurda armağan ettiğini söyler.Os seus habitantes sentem um forte orgulho por ter nascido no bairro.
Bu durum günümüzde dahi Taylar için büyük bir gurur kaynağıdır.É uma fonte de inspiração para os urbanistas de hoje.
Yaptığım işten gurur duyuyorum, keyfini çıkarın."Tudo funciona muito bem, juro."
Gururlu tavrı ile tanınmıştır.Era conhecido pela sua oratória.
Elizabeth Bennet, Jane Austen tarafından 1813'de yazılan Gurur ve Önyargı romanında birinci şahıstır.Elizabeth Bennet é a personagem principal da obra fictícia Orgulho e Preconceito, de Jane Austen.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Liddell é um missionário escocês que corre em devoção a Deus.
İnsanlar daha sonra bundan gururlaDemokrasisi’nin vatandaşları olarak anılmıştır.Outros, todavia, têm questionado como a sociedade civil democrática realmente é.
Gurur ve zarafet, her yaptığı şeyde onu gösterir.Um homem que punha amor e fé em tudo o que fazia.
Genellikle, Swabianlar lehçelerinden gurur duyarlar.Os plebeus são geralmente destratados pelos nobres.
Seninle çok gurur duyuyoruz.Estamos muito orgulhosos de você.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Willie is een Schotse immigrant en zeer trots op zijn thuisland.
Altızlardan biri olmaktan gurur duyuyor.Deze was een van de Grote Zes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod