Etileyici olan, tamamen gürültüsüz uçuşudur.Un mamifer care efectiv zboară este liliacul.
Gürültü yüzünden uyuyamıyoruz.Nu putem dormi din cauza zgomotului.
Gürültüden dolayı uyuyamıyoruz.Nu putem dormi din cauza zgomotului.
Aniden yüksek bir gürültüyle kapı kapandı.Dintr-odată, ușa s-a închis cu un zgomot puternic.
Gürültüden dolayı kendimi duyuramadım.Nu m-am putut face auzită din cauza zgomotului.
Şiddetli gürültü onu hoplattı.Un zgomot puternic l-a făcut să sară.
Gürültüdeki artışı fark etmediler.Ei nu au observat o creștere a zgomotului.
Bir an bile o gürültüye tahammül edemem.Nu pot suporta nici pentru o clipă zgomotul acela.
Bir an bile o gürültüye tahammül edemem.Nu pot suporta nici o clipă zgomotul acela.
Tüm bu gürültü nedir?Ce este tot zgomotul acesta?
Tüm bu gürültüye nasıl tahammül ediyorsun?Cum tolerezi tot zgomotul acesta?
Tom üst kattan bir gürültü duydu.Tom a auzit un zgomot de la etaj.
Bu gürültüyü durdur!Oprește acest zgomot!
Adı, Japoncada rai (雷, "gök gürültüsü") ve "tanrı" ya da "kami" (神 shin) kelimelerinden almaktadır.A neve a japán rai szóból(雷, "villám") és az „isten” vagy "kami" (神 shin).
Gürültü sorunu yaşanabilmektedir.A gégeizmai hangproblémák okozott.
Ayaklanmacılar gürültülü gösterilerine devam ettiler.A többi fogolynak pedig hallgatni kellett a kegyetlen előadásokat.
Geveze ve gürültücü olur.Hangzás és irónia.
Ev kırlangıcı, özellikle üreme döneminde kolonilerde çok gürültü çıkaran bir kuştur.E madár társas lény, a költési időszakban nagy kolóniákat alkot.
Fazla gürültü.Hyvin äänekäs.
Kuş, inançsızlara tepeden bakarak onlara ateş ve gök gürültüsü savurdu.Lintu katsoi alas uskottomiin ja syöksi heitä kohti tulta ja ukkosen jylyä.
Gürültü çok düşüktür.Melutaso on alhainen.
Bu gürültü, neler olduğunu öğrenen daha çok insanı çekti.Sekaannus houkutteli paikalle lisää ihmisiä, joille kerrottiin, mitä oli tapahtunut.
Yaklaşık 30 saniye sonra cisim, aniden, gürültü yapmadan ve koku bırakmadan kayboldu.Ensimmäistä kertaa pitkään aikaan, tunnen olevanin täysin ja kieltämättä hereillä.
Sadece normal oldum, benim için de normal gürültülü!Minusta tuntui, kuin olisin irrallani normaalista itsestäni.
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.Ihmisruumis saa aikaan äänet kuten tinnituksen.
Gürültü sorunu yaşanabilmektedir.Sen soiton kuunteleminen voi olla vaarallista.
Etileyici olan, tamamen gürültüsüz uçuşudur.Metsämurmeli on eloisa, äänekkäästi rupatteleva eläin.
Yan komşu gürültülü.Seinänaapuri pitää meteliä.
Bu gürültü nedir?Mitä meteliä tämä on?
Fazla gürültü.Περισσότερο θόρυβο.
Gürültülü ve aşikardı.Ήταν ευχάριστος και δημοφιλής.
Bu dalgalanma kendini gürültü olarak gösterir.Παράδειγμα τέτοιου κύματος αποτελεί ο ήχος.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Μειώνει την ατμοσφαιρική ρύπανση και την ηχορύπανση.
Çok gürültü yaparak dövüşmeyi sever.Του αρέσει να κάνει πολλά σουτ.
Köpeklerin %15'i ile %30'u gök gürültülü ve sağanak yağışlı günlerde endişeli davranışlar sergileyebilir.Β. Πρόσθετη βελτίωση έως και 30% στην διάκριση της ομιλίας σε ήσυχο αλλά και σε θορυβώδες περιβάλλον.
Zaman zaman da gürültüler koparacaktır"...Σημαίνει ότι όπου να 'ναι σημαίνουν κι οι καμπάνες...".
Bebek uyuyor. Gürültü yapmayın.Το μωρό κοιμάται. Μην κάνετε θόρυβο.
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Samtidig mindskes støj- og luftforureningen.
Bu tür gürültücüdür.Det kaldes for støj.
Geveze ve gürültücü olur.Ulykke eller kraftig støj.
Astrafobi, gök gürültüsü ve şimşeklere karşı duyulan anormal korkudur.Brontofobi er en overdreven frygt for lyn og tordenvejr.
Gürültü ve emisyon seviyeleri mevcut ICAO gereksinimlerini fazlasıyla karşılamaktadır.Støy- og utslippsnivåene er bedre enn de gjeldende ICAO-kravene.
Bu çalışmalarını tamamladığında veri iletim hatlarındaki gürültü üzerinde çalışmaya başladı.De sluttet med dette arbeidet da de hørte støy over seg.
Bir aktör sahnede cesur ve gürültülü fakat bir röportajda çekingen olabilir.En skuespiller kan være høylytt på scenen, men i intervju fremstå som blyg.
Gürültü her yerde paniğe yol açtı ...Etter hvert gikk nysgjerrigheten over til panikk.
Kuru Gürültü.Ren støy!
Gürültücü bir köpektir ve tuvalet eğitimi biraz sabır isteyebilir.Også bad og toalettrom med toalettstol må desinfiseres.
Böylece gürültü tamamen kaldırılır.Slik støy bør derfor tas alvorlig.
Bu dalgalanma kendini gürültü olarak gösterir.Slike lyder oppfattes gjerne som en form for støy.
Motorlu araçların yanı sıra uçak ve demiryolu araçlarının yarattığı gürültü de önemli bir yer tutar.Også i forhold til transportarbeidet skaper flyene noe flere støyplager enn veitrafikken og jernbanen.
Martılar gürültücü kuşlardır.Tjelder er lydhøre fugler.
Bu tür gürültücüdür.Dette kalles for støy.
Rita anahtarla kutuyu açar ve kutu gürültülü bir şekilde yere düşer.Rita membuka kotak biru tersebut, lalu kotak tersebut jatuh ke lantai dengan bunyi keras.
Sadece normal oldum, benim için de normal gürültülü!Hanya menjadi normal, normal bagi saya adalah Loud!
Bu tür gürültücüdür.Kerusuhan kian meluas.
İmparatorluğa, gürültülü Dört İmparator Yılı'nın sonunda yükseldi.Ia menjabat dalam periode pendek dan menjadi kaisar pada masa akhir Tahun Empat Kaisar.
Bu gürültü, neler olduğunu öğrenen daha çok insanı çekti.Ia mendapat keterangan dari orang banyak tentang apa yang terjadi.
Geveze ve gürültücü olur.Iru bersifat usil dan berisik.
Fazla gürültü.Khàn tiếng.
Gürültülü, ışıklı ve uygun olmayan sıcaklık uykuyu kesintiye uğratabilir.Tiếng ồn, ánh sáng và nhiệt độ không phù hợp được chứng minh làm gián đoạn sự liên tục của giấc ngủ.