Ana içeriğe geç
Sözlük

gurultu ile cümle

gurultu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Dezavantajı ise çoğu hava pompasının çok büyük, taşınamaz ve gürültülü olmasıdır.Nhược điểm là, hầu hết các máy nén khí đều lớn, cồng kềnh, và ồn ào.
Araştırmalar aynı zamanda kedilerin de gök gürültüsünden ve şimşeklerden korkabildiğini göstermektedir.Các nghiên cứu cũng chỉ ra rằng mèo có thể sợ giông bão.
Hiç çekinmeden gürültü patırtı yapar.Ngăn chặn các tiếng ồn không mong muốn.
Bu yüzden, gürültüyü azaltmaya çalışmak sıklıkla bir titreşimi azaltma problemidir.Do đó, các nỗ lực giảm tiếng ồn thường liên quan đến các vấn đề rung động.
Bu tür gürültücüdür.Vì tiếng ồn mà nó gây ra.
Ötüşü, yumuşak bir huphuphuphuphuphup veya gürültülü bir huhuhuhuhuhuhu şeklindedir.あるいは柄谷が「身も蓋もなく潰」した。
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.木製であるため、歩くと特徴的な音がする。
Bunlar, deneysel gürültü (arka plan) yüzünden henüz gözlemlenememiştir.また、世阿弥の芸論にも所見が見られない。
Gürültü sorunu yaşanabilmektedir.騒音問題が発生する。
Gürültü ve emisyon seviyeleri mevcut ICAO gereksinimlerini fazlasıyla karşılamaktadır.騒音レベルや有害物質の排出についても、ICAOの規制に準拠している。
Geveze ve gürültücü olur.無声音と有声音とがある。
Poe'nun 1848 tarihli bir mektubuna göre öykü "büyük gürültü kopardı."1848年の書簡でポーはこのことに触れ「ひどい騒ぎだった」と書いている。
Gürültülü, ışıklı ve uygun olmayan sıcaklık uykuyu kesintiye uğratabilir.雑音や不快な室温は睡眠を妨害しうる。
Çalışma yerlerinin gürültü haritalarını çıkartmak.離散ボロノイ図の研究。
Bu gürültüler, cihazların hatalı çalışmasına veya arıza yapmasına sebep olabilmektedir.搭載機は、この機能により敵航空機の電子機器を誤作動あるいは破壊したりすることが可能である。
Sadece normal oldum, benim için de normal gürültülü!いつもは寡黙だが天然ボケ気味。
Gürültü çok düşüktür.欠点 騒音がやや大きい。
Fazla gürültü.騒がしい。
Bu tür gürültücüdür.この音な〜に?
Böylece gürültü tamamen kaldırılır.したがってノイズは完全に除去される。
Ötüşleri gürültülü bir klute-klute-klutedir.カモメホテルはてんやわんやの大騒ぎである。
Modülasyon kararsızlığı işlemi gürültülüdür.母音の無声化が盛んである。
Gürültülü iletim ortamında veri iletiminin başarılı olması çok uzun zaman alır ya da hiç olmaz.雑音の多い伝送路では、転送が成功するまで非常に時間がかかったり、全く転送できないということが考えられる。
Böylesine gürültülü bir yerde yaşamaktan nefret ediyorum.このようなうるさい場所に住むのはいやです。
Poe'nun 1848 tarihli bir mektubuna göre öykü "büyük gürültü kopardı."如爱伦·坡在1848年在一封信中所写,它“造成了一场大喧嚣。
Gürültülü iletim ortamında veri iletiminin başarılı olması çok uzun zaman alır ya da hiç olmaz.在一个噪音较大的媒介中,成功传输数据可能需要很长时间甚至不可能完成。
Telefonunuzun bir ekran-shot çekerken,kamera deklanşör gürültüsü geliyor.在屏幕上射击铃铛可以使铃铛跳跃。
Rita anahtarla kutuyu açar ve kutu gürültülü bir şekilde yere düşer.丽塔独自打开了盒子,镜头被吸进了盒子那黑洞洞的深处。
Gürültü her yerde paniğe yol açtı ...』此話引起了一陣恐慌。
Çok gürültücü kuşlar olmalarına rağmen evcil hayvan olarak beslenmektedirler.尽管體型偏大,只要給予足够的运动量,他們可以做為非常好的家庭宠物。
Gürültüyü kontrol etmenin bir yolu, gürültü kaynağını daha sessiz hale getirmektir.預防耳鳴的方法為避免置身噪音環境。
Böylece gürültü tamamen kaldırılır.따라서 소음을 완전히 제거된다.
Bu tür gürültücüdür.이렇게 음성이 들려왔다.
Fazla gürültü.굉장히 큰 소리였죠.
Bu sırada depremsi gürültüler ve yer sarsıntıları duyulur.늦은밤 낮은 휘파람 소리와 철판이 부딪히는 소리가 들렸다.
Gürültü ve kargaşalık anlatılır gibi değil.또 소음이나 악취등도 만들지 않는다.
Gürültü sorunu yaşanabilmektedir.또하나의 문제점은 소음문제이다.
Ardışık sarsıntılar yere gök gürültüsü gibi sesler eşlik etti.울음소리는 성벽에 붙어 우는 가을벌레의 소리처럼 측은하고 가여웠다.
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.도거심소의 개별적인 양상이란, 시끄럽게 움직이는 것을 말한다.
O genellikle gürültülü sıçramalar yapar, ırmak boyunca yüzer.보통 통나무를 타고 강을 헤엄쳐 다니는데 이때 시끄러운 소리가 난다.
Gürültü her yerde paniğe yol açtı ...הרעש גרם לפאניקה בכל מקום...
Sadece normal oldum, benim için de normal gürültülü!רק להיות נורמלי, נורמלי עבורי, בקול רם!
Bir aktör sahnede cesur ve gürültülü fakat bir röportajda çekingen olabilir.למשל, שחקן יכול להיות דומיננטי ונועז כשהוא מופיע על הבמה, אך ביישן במהלך ראיון.
"Benim Sultanım, şimdi şehirde müjdeci geliyor diye bir gürültü kopmuştur.ביום חמישי, "בין מנחה למעריב נשמעה שמועה בבית המדרש צדיק בא לעיר".
Geveze ve gürültücü olur.נשמעים קולות רעש ועיטושים.
Bu foklar, turist gezi teknelerinin ürettiği gürültüden kaçınırlar.בדרך זו התביית הטורפדו אל רעש המדחפים של האוניות.
Bu dalgalanma kendini gürültü olarak gösterir.הפעם המלודיה נשמעת כהצהרה בוטחת.
Atmosferik gürültü, radyo alıcısına bağlı bir Bilgisayar ile tespit edilir.רעש אטמוספירי או רעש לבן; נמדד באמצעות מקלט רדיו המחובר למחשב.
Gürültüyü kontrol etmenin bir yolu, gürültü kaynağını daha sessiz hale getirmektir.Много хора бъркат източника на звука с начина на контролирането му.
Çok gürültü yaparak dövüşmeyi sever.Обича да вдига шум.
Gürültü çok düşüktür.При него шумът е много малък .
Ayrıca çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanmış oluyor.Също така предприети са мерки за намаляване на вредните шумове.
Gürültü sona erer ve James eve döner.Разочарован, Крис се завръща у дома.
Keşke şu gürültü dursa. Sinirlerimi bozuyor.Иска ми се тази врява да спре. Лази ми по нервите.
Sesliler, gürültüden daha fazla tonun baskın olduğu ünsüzlerdir.Съгласните, при които преобладава повече тон, отколкото шум, се наричат сонорни.
Fazla gürültü.Vrlo je glasna.
Memurlar gürültünün ve kirliliğin olacağını ifade etti.Službenici su izrazili zabrinutost zbog buke i ometanja prometa.
Sesleri, bayağı alakargaya benzer biçimde, gürültülü ve kaba, "kraak-kraak-kraak-kraak" şeklindedir.Glasaju se često i glasno, zvukom koji zvuči kao kek-kek-kek.
Adı, Japoncada rai (雷, "gök gürültüsü") ve "tanrı" ya da "kami" (神 shin) kelimelerinden almaktadır.Dolazi od japanskih riječi "rai" = grmljavina, i "kou" = gospodar.
Gürültü her yerde paniğe yol açtı ...Zatim je, po svemu sudeći, nastala opća panika.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod