Harry onu seri boyunca çeşitli maceralarında okulun içinde gizlice dolaşmak amacıyla kullanmıştır.Harry käyttää viittaa koko kirjasarjan ajan hiipiessään ympäri koulua lukuisissa eri seikkailuissa.
Andrea gizlice kaçabilmek için Milton'ın yardımını ister.Anton pyysi Aarolta apua päästääkseen eroon huumeista.
Geri döndüklerinde Kate gizlice Jack'e yakaladıkları sinyalden bahseder.Palatessaan rannalle Kate kertoo salaa Jackille hätäviestistä.
Marx, 1898`da sevgilisi Aveling`in gizlice bir oyuncuyla evlendiğini öğrendi.Το 1898, η Ελεάνορ ανακάλυψε πως ο Aveling είχε παντρευτεί μυστικά μια νεαρή ηθοποιό.
Posa Fransa'dan getirdiği bir mektubu (ve gizlice Don Carlos'tan bir pusulayi) Elizabeth'e verir.Ο μαρκήσιος της Πόζα της δίνει ένα γράμμα από τη Γαλλία μαζί (κρυφά) με ένα σημείωμα από τον Δον Κάρλος.
Sonralarında ise annesi bu çalışmalarına gizlice destek verdi.Λίγο αργότερα η μητέρα της άρχισε να τη στηρίζει κρυφά.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Η γυναίκα άρχισε να κλαίει με λυγμούς και βγήκε από το κελί.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Αφού έβγαιναν για τέσσερις εβδομάδες, παντρεύτηκαν στο Λας Βέγκας.
Bruno gizlice Bayan John’un evine gelir.Η Ανάφη θα πήγαινε στην κόρη του Ιωάννα.
Bart, zeka testinde başarısız olacağını anlayınca sınav kâğıdını Martin Prince'inkiyle gizlice değiştirir.Bart snyder sig til lettjente point ved at udbytte sin egen prøve med Martin Princes.
Geri döndüklerinde Kate gizlice Jack'e yakaladıkları sinyalden bahseder.Da de kommer tilbage fortæller Kate i hemmelighed Jack om den franske transmission.
Marius ise gizlice onların peşinden gider.Shino følger efter dem i hemmelighed.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Der steg hun af læsset, og bød Hans indenfor.
28 Mayıs 1533 gününde Anne ve Henry gizlice evlendiler ve evliliklerinin geçerli olduğuna karar verildi.Fem dage senere, den 28. maj, 1533, erklærende han ægteskabet mellem Henrik og Anne gyldigt.
1892'de saraydan gizlice bir doğum kliniği açtı.I 1892 indviedes Ærøskøbing Sygehus.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Flere af dem havde jødisk baggrund.
Bunun üzerine Hirodes yıldızbilimcileri gizlice çağırıp onlardan yıldızın göründüğü anı tam olarak öğrendi.Da kaldte Herodes hemmeligt de vise og fik af dem nøje Besked om Tiden, da Stjernen havde ladet sig til Syne.
Din değiştirmiş Yahudilerden bazıları Yahudiliklerini gizlice devam ettirdi.Her ændrede mange jøder markant deres jødedom.
Kullanım amacı bir ortamı gizlice dinlemektir.Tavshedspligt er en forpligtelse til at holde visse oplysninger hemmelige.
2012'de Dúné, Wild Hearts albümünü Berlin'deki kendi stüdyosunda gizlice kaydetti.I 2012 indspillede Dúné i al hemmelighed albummet Wild Hearts i deres eget studie i Berlin.
Turgon'un halkı Nevrast'ı gizlice terkeder.Turgons folk starter å immigrere fra Nevrast i hemmelighet.
Celme gece karşıda duran düşman denklerinin arasına giderek gizlice kaymak çalarak Temuçin'i doyurdu getirdi.Idet han var redd for at bildet skulle stjeles om natten gjemte han den mellom noen teglsteiner.
Birinci sınıftaki akşam yemeğinin ardından Rose gizlice üçüncü sınıftaki bir partide Jack'e katılır.Etter middagen blir Rose med Jack til tredje klasse.
Ben zaten onlardan bazıları ile gizlice anlaştım.Disse var slått sammen en del tidligere.
2) Hedefinizi gizlice öldürün.Oppheve: Tilintetgjør målet fullstendig.
Bu amaçla onu gizlice takip eder ama öğrendikleri hoşuna gitmeyecektir.Hun vil finne seg selv, men liker ikke det hun finner.
"Gizlice Moskova'daydı çünkü Martha oraya gitmesini istemişti.De flyttet til Kristiania fordi Albert fikk arbeid der.
Hedefinizi gizlice öldürün.Spesifiser målet.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Men han slapp unna og levde i skjul.
İnsanları gizlice öldürtüp, sonra da sarayına davet ederdi.Doa permohonan bagi almarhum(ah) dan umat manusia didaraskan.
İrlanda'ya dönünce, herkes Brooklyn'e dönen Eilis burada tutmak için gizlice anlaşmış gibi görünmektedir.Di Irlandia, semua orang tampaknya bersekongkol untuk mencegah Eilis pergi ke Brooklyn.
Ben zaten onlardan bazıları ile gizlice anlaştım.Dinampakkan di hadapanku beberapa orang di antara kalian.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.Ia lalu pergi dari tempat itu dan menangis dikamarnya.
Sonralarında ise annesi bu çalışmalarına gizlice destek verdi.Pada kunjungan berikutnya ke Polandia dia memberikan dukungan diam-diam pada organisasi ini.
Marius ise gizlice onların peşinden gider.Naya melihat mereka dan membuntuti mereka diam-diam.
Dağın içine gizlice girdikten sonra Bilbo, Smaug ile konuşur ve onun göğsündeki zayıf noktayı keşfeder.Mereka akhirnya menemukan pintu tersembunyi ke gunung dan Bilbo masuk dan bertemu naga Smaug.
Sonra, Paris gizlice geceleyin Helen'e gelir.Lagi-lagi Olga diam-diam keluar rumah untuk siaran malam.
Naaşı, kendi isteği doğrultusunda, geceyarısı ve gizlice gömüldü, halen mezarı bilinmemektedir.Ketiganya ditemukan bersamaan, berbaring telanjang bersisian dan belum diidentifikasikan diruang depan makam.
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.“Saya sering tanda tangan surat pernyataan dispensasi uang kuliah.
Kalan 500.000 gümüş mark birçok Haçlı şövalyesi tarafından gizlice geride tutuldu.Phần còn lại khoảng 500.000 đồng mark bạc đã được bí mật giữ lại bởi các hiệp sĩ Thập tự chinh.
Birinci sınıftaki akşam yemeğinin ardından Rose gizlice üçüncü sınıftaki bir partide Jack'e katılır.Trong bữa tối đêm hôm sau, Rose bí mật đi theo Jack tới một bữa tiệc ở khoang hạng ba.
Britannicus, 55 yılı Şubat ayında bir şölen sırasında Nero'nun emriyle gizlice zehirlendi.Tháng 2 năm 55, Britannicus bị đầu độc theo lệnh của Nero.
Sonrasında, 6 üyeden 5'i bu fikri kabul ederek gizlice konser hazırlıklarına başladılar.Sau đó, năm trong số sáu thành viên đồng ý và bắt đầu chuẩn bị buổi hòa nhạc trong bí mật.
Aynı zamanda, bir Roma filosu gizlice İber yarımadasının kuzeyine gitti.Trong khi đó, một hạm đội La Mã cùng với một đạo quân xâm lược cũng đang trên đường đến phía Bắc Iberia.
Ve burada gizlice evlenirler.Cả hai người thành hôn trong bí mật.
Gerçek bir barış politikası yerine, gizlice yeni bir savaşın hazırlıkları yapılıyordu.Thay vì một nền hòa bình trong tầm tay là một cuộc chiến tranh tăng cường.
Ailelerinden habersiz Las Vegas'a kaçarak gizlice evlendiler.Sau bốn tuần hẹn hò, họ làm đám cưới với nhau tại Las Vegas.
Kullanım amacı bir ortamı gizlice dinlemektir.Phương pháp thống kê được sử dụng để suy luận ra khóa bí mật.
Kampta, Guido oğlunu Alman askerlerinden saklar ve ona gizlice yemekler verir.Trong trại, Guido che giấu tình hình thực sự của họ với con trai.
Turgon'un halkı Nevrast'ı gizlice terkeder.トゥアゴンの民は秘かにネヴラストから移動しはじめた。
Rick, Carl'a Michonne ile işlerin nasıl gittiğini gizlice sorar.リックはニーガンと戦う事をカール、ミショーンにも告げる。
Fakat üretim gizlice devam etti.それでも機密裏に開発が継続された。
Saadet Hanım'ın önünde tek bir yol kalır, Rusya'dan gizlice kaçmak.ザザの一大事にはどこへでも駆けつけるお嬢様。
Nedeni, balıkçı teknelerinin gizlice silah taşıyor olabileceğiydi.船舶作業の時は邪魔にならない拳銃を主武器とした。
Ve burada gizlice evlenirler.プライベートでは既婚である。
Odadan çıkıp gizlice ağladı.彼はこっそり抜け出して電話を掛けていた。
Yüksek rahibe annem beni gizlice doğurdu.母の孫姫は産褥のために死去した。
İnsanları gizlice öldürtüp, sonra da sarayına davet ederdi.人呼んで「摩天居士(まてんこじ)」。
Bunun üzerine sevgilisi ile gizlice nikah kıydırarak evlendi.それから、恋人と急いで逃げ出した。
"Ben, evden kaçmak için, gizlice parasız yatılı sınavına girdim.いじめにより高校を不登校となり自宅学習をしていた。