Ana içeriğe geç
Sözlük

giysi ile cümle

giysi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Meryem'in arkasında ise beyaz giysili Aziz Yusuf duruyor.Hinter Maria steht der dunkel gekleidete Josef.
Köleliği protesto etmek, için malzemesi pamuk olan giysileri giymeyi reddetmiştir.Um der Versklavung zu entgehen, trugen Menschen bestickte, dem Islam zugehörende Kleider.
Üniformaları atıp sivil giysiler edindiler.Sie trugen Zivilkleidung und waren unbewaffnet.
Bergman'ın şık giysi tasarımları Christian Dior'a aittir.Die Kostüme von Ava Gardner entwarf Christian Dior.
Bu giysiler eskrimciyi yaralanmalardan korur.Kleidung diente als Schutz vor diesen schädlichen Elementen.
Fransız olan eşinin giysileri yine tamamen Fransız modasına uygundur.Die heutigen Mundarten und Varietäten des Französischen sind sehr nahe beim Standardfranzösischen.
Beyaz giysiler giyen kadın bir gecedeydi.La femme qui portait les vêtements blancs était dehors à une soirée.
Ne giyerse giysin o güzeldir.Elle est belle quoiqu'elle porte.
Köleliği protesto etmek, için malzemesi pamuk olan giysileri giymeyi reddetmiştir.En signe de protestation contre l'esclavage, elle refuse de porter des vêtements en coton.
Çin'de, cumhuriyet öncesi zamanlarda sadece Çin imparatoru sarı renkte giysi giyebilirdi.En Chine, seul l'empereur avait le droit de porter la couleur jaune.
Üzerindeki sıkı giysiler gevşetilir, çıkarılır.Il traîne dans les milieux louches et s'endette.
Plan Operation Ironclad (Demir Giysi Operasyonu) olarak bilinmekteydi.Le plan est connu sous le nom d'« opération Ironclad ».
Kıvrımsız uzun bir giysiyle örtünmüşlerdir.Elle est vêtue d'une longue tunique très décolletée.
Bunu yaparken, dindar davrandıklarını ve Tanrı'yı ​​hoşnut eden giysilerle örtündüklerini düşünüyorlar.Ce faisant, ces personnes croient faire acte de piété et plaire à Dieu par leurs vêtements.
Bazıları da tuman denen geniş bir giysi de giyer.L'ensemble des vêtements que quelqu'un possède.
Çorap, ayağa giymek için örülen giysi.Il faut du savon Pour votre menton.
Mesihimizi giysilerimizde tasvir etmeyelim.Ne pas confondre avec vestiarites.
Bergman'ın şık giysi tasarımları Christian Dior'a aittir.La robe que Nina porte est de Christian Dior.
Yastreb giysisi sadece bir kez kullanıldı.La combinaison Berkut n'a été utilisée qu'une seule fois.
4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti.4 La femme, vêtue de pourpre et d'écarlate, étincelait d'or, de pierres précieuses et de perles.
Çin tarzı giysiler giyer.Tous s'habillent à la chinoise.
Flamenko dansçısının dansı kadar giysileri de önemlidir.On se souvient que le peigne est un élément important du costume de danseuse de flamenco.
Giysiler her iki tip de olabilir.Le costume masculin peut être de deux types.
Tibet rahipleri geleneksel giysileriyle.Trois Tibétains en costume traditionnel.
Herhangi bir giysinin tamamında ya da bir bölüminde kullanılamaz.Pas n'importe quand ni sous n'importe quel masque.
Giysisi kırmızıdır.Le manteau est rouge.
Bu tür giysiler daha eski zamanlarda erkekler tarafından günlük hayatta da giyilirdi.Les hommes étaient eux habillés de manière plus classique pour des ouvriers de cette époque.
Giysi gövde etrafına sarılır ve her zaman sol taraf sağın üstüne gelir.La veste se porte revers gauche au-dessus.
Kadınlar da erkekler de genelde bol giysiler giyerlerdi.Les femmes portaient souvent des tresses.
Üniformaları atıp sivil giysiler edindiler.Il aurait alors demandé à ses hommes de retirer leurs uniformes et de porter des vêtements civils.
Özel bir giysi ve kendilerine has bir kalpak giyerler.Elles portent un costume distinctif, et se coiffent d'une façon particulière.
İsabella Türk stili giysilere bürünür.La reine de Suède est habillée en Turque.
Giysilerinin rengi kapkaradır.Leur couleur de robe varie.
Kimyasal yanıklarda ilk yardım Yanan bölgedeki giysiler çıkarılarak kimyasal maddenin deriyle teması kesilir.Sur Terre, la ségrégation des éléments chimiques dans le manteau mène au dégazage de ce dernier.
Bazıları Avrupaî giysiler giyinmelerine rağmen yine de Fes takıyordu.Nous avons tous ôté nos déguisements, sauf vous.
Giysisi kar gibi beyazdı, saçları temiz yapağı gibiydi.Son vêtement était blanc comme la neige.
Savb sözcüğü Arapça'da giysi anlamına gelmektedir."Kaba" signifie en effet "vêtement" en arabe.
Giysi iniş ve kalkış esnasında giyilmedi.Il danse, même en se déshabillant et s'endormant.
Ondan kurtulmak için de ayakkabıları, giysileri ters giymek gerekir.Des panneaux lui demandent d'enlever ses chaussures, puis ses vêtements.
Halk giysileri ise Teke Türkmenlerinin kullandıkları klasik Türkmen kostümleridir ve rengarenk kostümlerdir.Les habitants qui vivent ici portent encore les costumes russes traditionnels, et parlent russe.
Sadece gövdeyi örten ve kolları olmayan giysi.Elle porte une robe plissée, mais elle n'a plus ni bras, ni tête.
Giyside ayrıca pileli diz bölümleri vardı.Ils portent aussi une couronne de plumes de paon.
28:2 Ruhbani giysileri yırtma Ex.Pouvons-nous permettre qu'ils sortent deux à deux pour laver leur linge ? 7.
Ayrıca giysilere ve eşyalara da zarar verebilir.Elle peut aussi servir dans la fabrication de certains vêtements et accessoires.
Nakış çokça giysi için kullanıldı.La laine était utilisée pour la plupart des vêtements.
Noter giysilerini çıkardıkları zaman kim oldukları anlaşılır ve oradan kovulurlar.Après le départ de celui-ci, ses partisans sont pris à partie et doivent fuir Owando.
Senin giysilerine ve bisikletine ihtiyacım var.Necesito tu ropa y tu bicicleta.
Giysilerini değiştir.Cámbiate de ropa.
Buradaki insanlar çok çekici giysiler kullanmaya alışkındır.La gente de aquí acostumbra a usar ropa muy atractiva.
Palto almaya bir giysi dükkanına gittik.Fuimos a una tienda de ropa a comprar abrigos.
Giysiler hakkında Aki'yle biraz konuştum.Hablé un poco con Aki sobre ropa.
Diğer kızlar onunla giysileri hakkında alay etti.Las otras chicas se burlaban de ella a causa de su ropa.
Giysilerimiz her zaman temizdi.Nuestra ropa estaba siempre limpia.
Yeni bir giysi ararken, Kate, Claire'in hamile olduğunu öğrenir.En la búsqueda por otra ropa, Kate se da cuenta que Claire estaba embarazada.
20. Bölgede okul çocuklarına bedava giysi ve yiyecek verildi.En el XXe arrondissement, se proporcionó a los escolares ropa y comida gratuita.
Raul ve Ivone'nin düğün giysileri, ünlü moda tasarımcısı Fátima Lopes tarafından tasarlandı.La ropa de la boda de Raul e Ivone fueron diseñados por el famoso diseñador de moda Fátima Lopes.
Genç bekar kızlar parlak renkli Çin giysileri ile giyinirler.Las jóvenes solteras acostumbran a vestir con trajes chinos de vivos colores.
Giysileri griydi.Su manto es gris.
Evlenmiş kadınlar beyaz veya siyah renkli olan geleneksel giysilerini giyerler.Las mujeres casadas utilizan el tradicional velo en colores blanco o negro.
Zehir bulaşmış giysiler çıkartılır.Eliminar la ropa contaminada.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod